50 yıllık yangın yeri

İbadet ve ziyaretin yegâne 3 mekanından biri, mukaddes ev…

Düşünüyorum da Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı Filistinliler ile İsrailliler arasında bir mesele olarak mı görüyoruz acaba? Aksi takdirde Miraç’a böylesine sahip çıkıp, Mescid-i Aksa’yı böylesine sahipsiz bırakmış olmamızın başka ne gibi bir açıklaması olabilir? Gerçekte salt Filistinliler ile İsrailliler arasındaki bir sorun olmaktan çok ötede Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki bir mesele olan Kudüs ve tabii Aksa, bizlerin dedeleri, 69 yılında yaşamış olan tüm Müslümanların yeteri kadar sahip çıkamayışıyla büyük bir zulme uğradı ve uğramaya da devam ediyor.

21 Ağustos 1969. Bu tarih tüm Müslümanların yüreğinde bir yangın olarak yaşamalı ve unutulmamalı. Çünkü bu tarihte Avustralyalı Yahudi Dennis Michael Rohan isimli cani, sevgili Peygamber ve sahabesinin ilk kıblesi olan ve bize onlardan miras kalan Mescid-i Aksa’mızı ateşe verdi. O caninin 50 yıl önce yaktığı ateş, diğer caniler tarafından körüklenerek bu güne kadar sönmeden gelebildi.

Bir avuç Yahudi’nin adım adım işgal ettiği Müslüman topraklarında, İslam Halifesi Hazreti Ömer’in emriyle 636 yılında Harem-i Şerif’in içine inşa edilen Kıble Mescidi, 1969 yılında Avustralyalı fanatik Yahudi Rohan’ın saldırısına maruz kaldı. Rohan’ın çıkardığı yangında Selahaddin Eyyubi tarafından mescide hediye edilen “Selahaddin Minberi” ile güney duvarı tamamen yandı. Selahaddin Minberi’nin birebir kopyası, Ürdün Kraliyet Divanı tarafından Ürdün’deki Balka Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’ne yaptırılarak 2007’de Kıble Mescidine yerleştirildi. Bu saldırı, ilk olmadığı gibi son da değildi.

Bizler, Filistin topraklarında yaşamayan diğer Müslümanlar, dinimizin ilk kıblesine, kutsal 3 mescidimizden biri olan Aksa’ya yeterince sahip çıkamadığımız için olsa gerek, Yahudiler polis eşliğinde mescidimize baskın yapıp, ibadet eden Müslümanları darp ediyor, bazen yetkililerin canı sıkılıyor ve diyorlar ki “Şu günden itibaren 60 yaşının altındaki erkekler Aksa’ya giremeyecek” ve o bir avuç Yahudi’nin canı öyle istedi diye tekrar onlar müsaade edene kadar, Aksa’ya 60 yaşın altındaki erkekler giremiyor.

Biz buna nasıl izin verdik. Peygamberimizin emanetine böyle zulmedilmesine nasıl izin verdik? Aksa’mızı İslamsız ve Müslümansız bırakmaya çalışanlara karşı neden direnemedik. İsrail, Aksa’yı turistlerin ziyaret ettiği bir müzeye çevirmeye çalışıyorken her bir Müslüman’ın gidip orada en az bir kere namaz kılarak “Aksa Müslümanlarındır, Müslümanların kalacak” diyebilmesi gerekmez miydi? Ki Müslümanlar olarak birbirimizin kuyusunu kazmak yerine birleşebilsek, İsrail böyle bir şeye cesaret edebilir miydi? Ama İsrail biliyor ki Müslümanlar dağınık, birbirlerine düşman. Allah’ın emri üzerine birleşmek yerine birbirleriyle alıp veremedikleri var.

Dağınıklığımıza güveniyor İsrail, bir olamayışımızdan güç alıyor Yahudi. Şimdi kulağımda Sezai Karakoç’un Alınyazısı Saati, Müslümanlar birleşin! Bizi bekliyor Kudüs şehri…

Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.

Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.

Altında bir krater saklayan şehir.

Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi.

Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi

Hani Şam’dan bir şamdan getirecektin

Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine

Ruhları aydınlatan bir lamba

İfriti döndürecek insana:

Söndürecek canavarın gözlerini

İfriti döndürecek insana

 

Ve Kudüsü terkettiğin o ikindi

Birinci Cihan Harbi günü vakti

Kan sızdırıyor kaburga kemikleri

Karlı dağlardan indirdiğin atların

Bir evde perdeyi indiriyor bir kadın

Mahşerin perdesini kıyametin perdesini

Ağlıyor yere inen saçları

Göğü yırtan kefen beyazı elleri

 

Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.

Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.

Yeşile dönmüş türbelerin demiri

Zamanın rüzgar gibi esen zehiriyle

Ve yatırlar patır patır kaçıyor geceleri

Boşaltıyorlar işgal edilmiş bir şehri boşaltır gibi

Kaçıyorlar Lut şehrinden kaçar gibi

Tuz heykele dönüşmemek için Tanrı gazabıyla

Susmuş minarelerin azabıyla

Yıkılmış cami kubbelerinin ıstırabıyla

Ve şehit kemiklerinin bakışı bir başka bakış

Artık burada taş bile durmak istemez

Ve Ay’ı görmek istemez zeytin ağaçları

Eğilerek selamlamazlar hilali hurmalar

Artık ne Zekeriya ve ne İsa var

Sararmış bir tomar mı mucizeler

Ölülerin dirilişi şifa veren kelimeler

Ve ne de Miraçtan bir iz

Yerden yükselen kaya

 

Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri.

Bakır yaprakların, çelik göğdelerin, acımasız yüreklerin.

Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların.

Kurşundan çiçeklerin şehri.

Gülle kusuyor ana rahmi

Bomba parçalıyor beynini bebeğin

Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var

Uçak var gök yok utanç var

Ve kime karşı bütün bunlar

Masum insanlara karşı

Binlerce yıl oturdukları yurtta kalmak isteyenlere karşı

Ve kim tarafından bütün bunlar

Romanın, Babilin, Asurun ve Firavunların

Ve nice milletlerin zulmünü görenler tarafından

Zalime olan öcünü mazlumdan almak

Zalim olmak ve en zalim olmak

Ve artık ne İbrahim ne Yakup ve ne Musa var

Tersinden okunan Tevrat hükümleri

Karaya boyanmış Mezmurlar

 

Ve Kudüs şehri. İçiyle ve ruhuyla suskun

Göklere kaçmış hayaliyle

Bir pervane gibi ışığa uçmuş gönlüyle

Bir başka aleme göçmüş hakikati

Tanrı katına varmış

İki elini kavuşturup divana durmuş

Hüküm istemiş

 

Yeryüzüne yeryüzü kadısına

Hüküm ki:

Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir

 

Ve haksız yere insan öldürenin cezası ölüm

Ve fitne, Arzı fesada verme, daha büyük suç adam öldürmekten

 

Fitne bastırılıncaya kadar savaşın!

Yeryüzünden fesat kalkıncaya kadar

Ey insanlık, ey insanlar

En gündüzden daha gündüz,

Hakikatten daha hakikat

Müslümanlar.

 

 

İlginizi Çekebilir

Afrin’de yetim çocuklar için şenlik düzenlendi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ilçesinde İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından 350 yetim çocuk için yaza veda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir