Ali Turan’dan hodri meydan!

Mudanya Belediyesi Basın Ofisi, Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın ağzından bir açıklama yayınladı birkaç gün önce. Açıklamada, Bütünşehir Yasası ile birlikte yapı ruhsatı bulunmadığı için tasarruf yetkisi kaybedilen 21 yapı, İmar Barışı ile yeniden Mudanya Belediyesi’nin mülkiyetine geçtiğine yer veriliyordu. Dün Tirilye’nin son belediye başkanı olan Ali Turan aradı. Hayri Türkyılmaz’ın yine milletin parasını çarçur ettiğini ve bu açıklamanın doğru olmadığını söyledi. 2014 yılında çıkan 6360 sayılı kanuna göre deniz, göl ya da akarsuların kenarında dolgu ile elde edilen yerlerin Bütünşehir sınırlarında Büyükşehirlere, büyükşehir olmayan yerlerde ise İl Özel İdareleri’ne ait olduğu ifade etti.

Mudanya Belediyesi’nin yetkisi olmadığı bir alanda İmar Barışı üzerinden para yatırarak kendisinin olmayan yerlere çökmeye kalktığını ileri süren Turan, Büyükşehir Belediyesi’ni de göreve çağırdı. Mudanya Belediyesi’nin yatırdığı paraların yanacağını ileri süren Turan, Türkyılmaz’ın birçok uygulamasının kanunsuz olduğunu çalışma arkadaşlarının da kanunları nizamı bilmediğini öne sürdü. Dolgu alanlarının Büyükşehir’e ait olduğunu ve ilçe belediyesinin buralarda hak iddia edemeyeceğini anlatan Turan, Türkyılmaz’ın açıklamalarının doğru olmadığın söyledi. Tirilye sahilindeki kafe ve restoran gibi yerler üzerinde de Mudanya Belediyesi’nin hükmünün olmadığını anlatan Turan, “Mudanya Belediyesi’nin su borcuna karşılık sosyal tesisi takas etti Büyükşehir’le. Şimdi orayı almaya kalkıyor. Bu nasıl bir akıl” dedi.

Taş Mektebi kendisinin Mudanya’ya kazandırdığını ve Bursa Valiliği’nin verdiği paralarla restorasyonunun sürdüğünü anlatan Turan, Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’a ha hodri meydan dedi. “Benimle istediği platforma yüzleşsin. Mudanya Belediyesi’nin tüm uygulamalarıyla ilgili yanlışlarıyla ilgili konuşalım. Hodri meydan” dedi. Ali Turan, birileri tarafından meclis üyeliğinin engellendiğini, kendisinin meclise girmesi durumunda bu yapılanların hepsinin hesabını soracağını birilerinin bu listelerde Ali Turan olmasın diye mücadele verdiğini aktardı. Türkyılmaz’a onca belgeye onca usulsüzlüğe rağmen soruşturma açtırmayanların kendisinin meclis üyesi olmasının da önüne geçtiğini öne süren Turan, normal şartlarda Türkyılmaz’ın açığa alınması gerektiğini ancak bunun bir şekilde önlendiğini söyledi.

Mudanya Belediyesi tarafından birkaç gün önce servis edilen haber şöyle: “ Mudanya Belediyesi, BUDO başta olmak üzere ilçe genelinde hizmet sektöründe kafe, büfe ve restoran olarak kullanılan 21 yapıyı İmar Barışı’ndan yararlanarak kayıt altına aldı. Uzun yıllar belediyenin kiracısıyken 2014’te Bütünşehir Yasası ile birlikte yapı ruhsatı bulunmadığı için tasarruf yetkisi kaybedilen 21 yapı, İmar Barışı ile yeniden Mudanya Belediyesi’nin mülkiyetine geçti. İmar Barışı başvurusuyla yapıları mülkiyetine alan Mudanya Belediyesi,  kamunun malını yeniden kamuya iade etmiş oldu.  Mudanya Belediyesi, 21 binayı ihaleye çıkarmaya hazırlanıyor.  Önemli yapıların yasal bedellerini ödeyerek yeniden belediye mülkiyetine kazandırdıklarını kaydeden Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, “Göreve geldiğimde söz vermiştim. Halkın malı halkın olacak demiştim. Mudanya’da kamuya ait tüm alanlar, Mudanyalı hemşerilerimin tamamına hizmet eder hale getiriliyor. İmar Barışı’ndan yararlanarak, yasal bedelleri ödeyerek, uzun yıllar belediyemizin uğratıldığı zararı sonlandırmış olduk. Her zaman olduğu gibi Mudanya’nın ve Mudanyalıların hakkını korumaya devam edeceğiz. Mudanya’ya ve Mudanyalı hemşerilerime hayırlı olsun” diye konuştu.”

BAL-GÖÇ üzerine… (1)

Yıl 1987…

Bulgaristan’daki faşist yönetim ülkede yaşayan Türklere ağır zulümler yapıyor. Türkçe konuşmak yasak… Ezan yasak… Kur’an yasak… Namaz kılmak yasak… Hastanede Bulgarca konuşmayana tedavi yasak…

Karşı gelenler Belene örneğindeki gibi kamplara götürülüyor ve ağır işkenceler altında tutuluyor. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin bir umudu sınırı geçip Türkiye’ye ana vatana kavuşmak… O günlerde soğuk savaşın hükmünün devam ettiği devirde Türk devleti önemli bir siyasi kararın altına imza attı. TRT’ye verilen talimatla Bulgar Zulmü belgesel dizi olarak çekildi.

“Yeniden doğmak”1987 yılında TRT’de yayınlanmaya başladığında bu ülkenin tüm insanları iliklerine kadar yaşanan zulmü hissetti. Türkiye’ye kaçan bir aile ile Bulgaristan’da bıraktıkları kızlarının yaşadıklarını konu alan belgesel dizi Türkiye’de ve dünyada büyük ses getirdi. Arslan Kacar ve Osman F. Seden yönettiği, senaryosunu da Sevinç Çokum ve Osman F. Seden’in birlikte yazdığı “Yeniden Doğmak” Aydan Şener, Mine Çayıroğlu ve Serdar Gökhan’ın olağanüstü oyunculuğu ile her bölümünü Türk milleti nefeslerini tutarak izledi. Dizi ilk birkaç bölümünün ardından yayınına ara verdi. Bulgaristan ile Türkiye arasında yapılan bir pazarlıkla Aysel Özgür Bulgaristan tarafından serbest bırakılarak 30 Aralık 1987 gecesi İstanbul’a inen Bulgar uçağından inerek vatan topraklarına ayakbastı… 52 milyon bu yaşananları gözyaşları içinde izledi…

İşte Bulgar zulmünün devam ettiği hatta zirve yaptığı yıllarda Türkiye’de 1985 yılında sonradan federasyon olacak (Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği) Bal-Göç kuruldu.  Amaç belliydi. Bulgaristan’da Türkler ağır baskılar altında inliyordu. Türkçe konuşamıyor,  Milli ve dini benlikleri silinmeye, yok edilmeye çalışılıyordu. Bu zulmü haykırmak için kuruldu BAL-GÖÇ… 1989 yılında tam 300 bin Bulgaristan Türkü sınır dışı edildi. O kardeşlerimize Türkiye kucak açtı. O günleri yaşayanlar çok iyi bilir. Trenlerle bir valizle akın akın Türkiye’ye anavatana akıyordu Bulgaristan Türkleri… Yaz tatiliydi okullar açılarak barınma imkânı sağlandı. Sonra Türk devleti gücü nispetinde gereken tüm desteği verdi.

Bal-Göç o süreçte özellikle 1990’lı yıllarda hak arama noktasında oldukça etkili oldu. Bulgaristan’dan gelen Türklerle ilgili birçok kazanımda izi oldu. Ancak 2000’li yıllardan itibaren oldukça güçlü bir sivil toplum kuruluşu olan Bal-Göç dar bir kadronun eline geçti ve siyaseten yükselme aracı olarak kullanılmaya başlandı. Bal-Göç kuruluş amacını bir kenara bırakarak, kariyer yapmak isteyen, siyaset yapmak isteyenlerin öne çıkmak amacıyla yönetimine girmeye çalıştığı, köşe kapmaya uğraş verdiği bir kurum haline geldi.

Felsefesini, kuruluş amacını bir kenara bırakınca da sadece birileri için basamak olmaya doğru hızla evrildi. Emin Balkan’ın başkan olmasıyla birlikte tartışmaların da odağına oturan Bal-Göç, üyelerinin ve hitap ettiği Bulgaristan kökenli Türklerin dertlerini bir kenara bıraktı. Emin Balkan, 2010 yılında başkanlığı bırakmak zorunda kaldı. Bu konuyu daha sonra yazacağım. Sonrasında Prof. Dr. Yüksel Özkan başkanlığa geldi. Özkan da Balkan’da buradan siyaset arenasına atladı. Emin Balkan, amacına ulaşamadı ancak Yüksel Özkan şimdi CHP Bursa milletvekili olarak görev yapıyor.

Bu süreçte tüm bu acılar bir kenara bırakılırken, Bulgaristan’da örneğin Türkçe eğitim serbest kalmasına rağmen bu alanda tek bir çalışma yapmadı, bu ülkede Türk çocuklarının Türkçe eğitimi tercih etmeleri için kampanya yapmadı Bal-Göç… Bulgaristan Türklerinin gerçek kültürlerini yaşatmak ve tanıtmak varken, panayır atı altında yoz bir kültürü Evladı Fatihan’ların kültürü diye organize etmeye başladı. Bulgarca üzerinden zulm gören göçmenlere Bulgarca şarkılarla festival düzenledi.

Ve şimdi BAL-GÖÇ kongreye gidiyor. 2010 yılında başkanlığı bırakmak zorunda kalan Emin Balkan yeniden başkanlık için nabız yokluyor. Aday olacağı dilden dile dolaşıyor. Bir başka aday ise ise akademisyen Kader Özlem… Kader Özlem Emin Balkan’ın başkanlığı döneminde de dernekte görev alan bir isim. Başka adaylar çıkacak mı bilmiyoruz. Ancak önümüzdeki günlerde BAL-GÖÇ sıcak bir gündemle hareketlenecek. Cebelliler, Filder ve diğerleri… Eylül ekim gibi yapılacak kongre için herkes hareketli…

(Devam edecek)

İlginizi Çekebilir

İhbar üzerine olay yerine giden polis ekibine silahlı saldırı

Siirt’te silah seslerinin duyulması üzerine olay yerine giden polis ekibine ateş açılması sonucu 1 polis ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir