Baş belası tütün

Zamanında rahmetli Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfetmesiyle Avrupa’ya getirdiği tütün tohumlarının başımıza bu denli büyük bir bela olacağını kim bilebilirdi ki. Tabii tek suçlu Kolomb olamaz, 1556 yılında Fransa’da tütün kullanımını popüler hale getiren Jean Nicot, daha sonra bilim insanları tarafından nikotin maddesinin isim babası olarak atandı. Ne büyük şeref (!) 1565 yılında gelindiğinde tüm Avrupa’da şairlerden aristokratlara elit kesimin tamamı tütün kullanırken 1610 yılına gelindiğinde Japonlar tütün kullanımını yasaklamışlardı bile.

Ancak kimse durup “Bu Japonlar yasakladıysa vardır bir bildikleri” demediği için tütün tüm dünya üzerinde yayılmacı politikasını istikrarlı bir şekilde sürdürdü. Endüstrileşmeyle beraber büyük bir sektör haline gelen tütün yalnızca erkekler tarafından ve tam olarak tüm erkekler tarafından kullanılmaya başlayınca sektör doyuma ulaştı. Daha fazla büyümek isteyen tütün üreticileri yeni bir hedef kitle belirlemeliydi kendine. Amerikan Tobacco Kompany, kadınlara da sigara satmak için gerekli şartların oluşturulması adına Edward Bernays ile anlaşarak hedef kitlesi üzerine çalışmaya başladı.

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasından yola çıkılarak kadınların da tıpkı erkekler gibi sigara içebilecekleri üzerine yapılan yoğun propagandalar ve basın çalışmaları sonucu dönemin kadınları ‘baskıcı erkeklere ve kiliseye bir başkaldırı’ olarak sigara içmeye başladı. Sigara içmek artık özgür kadının simgesiydi. Bu algı çalışmasının sonucu olarak 1923-1935 yılları arasında kadın sigara kullanıcı sayısı %20 arttı.

O günden bugüne sigara kullanımı nesillerden nesillere aktarıldı ve bugün sigaraya başlama yaşı 11. Çocuk diye tanımlanan yaş grubunu, içeriğini, bağımlılık derecesini ve hatta bağımlılık kelimesinin anlamını, sağlık açısından risklerini bilmeden rol model aldığı babasından, televizyon karakterlerinden –ki Netfilx geçen günlerde yapımlarında daha fazla özendirmemek adına sigara kullanımını içeren sahnelere kısıtlama getireceğini duyurmuştu- ya da arkadaş çevresinden gördüğü kadarıyla kendince popüler ya da havalı olan sigarayı bir şekilde eline alıyor ve sonrasında bırakamıyor.

11 yaşında sigara içen bir çocuğu karşınıza alıp “Her yıl 83 bin kişi tütün kullanımına bağlı rahatsızlıklardan ötürü hayatını kaybediyor” çocuğun havsalası 83 bin kişiyi tahayyül etmeye yetmeyecektir. Ya da tutup kollarından, “Bak çocuk senin ve diğerlerinin sigara kullanımı ülkemize maddi anlamda yük oluyor. 2018 verilerine göre Türkiye’de tütün ürünlerinin ekonomiye verdiği mali zarar 44,5 milyar TL olarak saptandı ve sen bu zararın bir parçasısın” dediğinizde çocuk milyar TL ne demek onu bile bilemeyecek ve 44,5 milyar TL’nin büyüklüğünün de farkına varamayacak.

Dolayısıyla işin ciddiyetinin farkında olmayan bir güruhun pervasızca bağımlı olduğunu ve kimsenin bu güruha dur demediğini görüyoruz. Aslında Dünya Tütün Raporu’na göre Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün tütün tüketiminin azaltılması için verdiği tavsiyeleri tam anlamıyla uygulayan birinci ülke. Yani Türkiye’de pervasızca tütüne bağımlı olan güruha ‘dur’ deme politikaları uygulanıyor. Fakat yasaklanan her şey her zaman tatlıdır. Kişisel bir bağımlılığın devlet eliyle bitirilemeyeceğini düşünüyorum. Yani evet devlet politikaları ve destekleri önemli ama bağımlı bir kişi ancak kendi isterse bu bağımlılıktan kurtulabilir.

Bu nedenle tütün kullanan her bireyin aslında her bir nefeste vücuduna ne derece zarar verdiğinin farkına varması gerek. YEŞİLAY’a göre tütün kullanımının başlıca yol açtığı zararlar şöyle;

*Kalp ve damar hastalıkları

*Bronşların daralması sonucu akciğer rahatsızlıkları ve KOAH

*Damarlarda tıkanma ve buna bağlı felç

*Midede gastrit, ülser ve mide kanseri

*Ciltte sararma, kırışıklık, cilt kanseri

*Ağız kokusu ve dişlerde sararma

*Gebelikte sigara içilmesi erken doğuma ve buna bağlı olarak çeşitli gelişim bozukluklarına, doğum sonrası ise sütün kesilmesine yol açar.

Dünya üzerinde her 10 saniyede bir kişi tütün kullanımına bağlı rahatsızlıklar sonucu hayatını kaybediyorken eğer bırakmak istiyorum fakat bırakamıyorum diyorsanız bilmelisiniz ki bırakmak mümkün. Sigara bırakma tedavisinde davranış danışmanlığı ve ilaç tedavisi büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde pek çok hastanede Sigara Bırakma Poliklinikleri bulunmaktadır. Ayrıca özel sağlık kurumları da sigarayı bırakmaya yönelik ilaç ve psikolojik tedavi hizmeti vermektedir.

İlaç tedavisinin amacı, sigaranın bırakılmasını izleyen dönemde ortaya çıkan nikotin yoksunluğunu gidermektir. Bu ilaçlar doktor tarafından reçeteli olarak verilmektedir. Bunun dışında bir sağlık uzmanına başvurmadan satılan sigara bırakma ürünlerine itibar etmeyiniz.

Sigara içmenin ruhsal ve davranışsal yönleri olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Bu faktörler yeterince incelenmezse, nikotin yoksunluğu geçtikten sonra kişi tekrar sigaraya başlayabilir. Hastanın bağımlılık kriterlerine göre planlanan psikolojik tedavide baş etme becerileri, öfke kontrolü, aile görüşmesi, motivasyona yönelik çalışmalar ve değişik terapi yöntemleri uygulanmaktadır.

*Bırakma tarihi belirleyin.

*Çevrenizdeki kişilere sigarayı bırakmayı planladığınızı söyleyin.

*Karşılaşabileceğiniz zorlukları kestirmeye çalışın ve plan yapın.

*Çevrenizdeki bütün sigara, çakmak, kibrit ve kül tablalarını uzaklaştırın.

*Bırakmanın yararlarını düşünün.

*Yapacak, ilgilenecek yeni şeyler bulun.

Sağlık ve ekonomik anlamda zararlarını şöyle bırakacak olursak İslamiyet bize pis ve zararlı şeylerden uzak durmamızı, bedenimizin bizlere emanet olduğunu ve bu bedenlere eziyet etmememiz gerektiğini salık vermiştir. Bu düşünceden yola çıkarak sigaranın dinen hükmü üzerine yaptığım araştırmada şöyle bir cevap buldum; Tütün, XV. asırdan sonra, İslâm ülkelerine girmiştir. O zamandan beri, İslâm uleması onu içmenin hükmü üzerinde durmuşlardır. Şöyle ki:

* Bâzı âlimler, tütünün mubah olduğunu söylemişlerdir. Bunu söyleyenler, tütünün zararı olmadığını ve Şâri’ (Şeriatı koyan, yani Allah) tarafından yasaklanmadığını ileri sürmüşlerdir. Halbuki, bugün tütünün zararları ilmen kesin şekilde ortaya çıkmıştır. Zararsız olduğu söylenemez. Şâri’nin yasaklamadığını söylemek de doğru olmasa gerektir. Zira Şâri’, her haramı ismen tek tek zikretmemiştir. Hüküm, sadece sarih ve hususî naslarla değil, naslarda geçenlerin haram kılınış illetlerine bakarak yapılan kıyas ve istidlal yollarıyla da verilebilmektedir. Bu bakımdan hakkında sarih nas olmayan bir nesne hakkında kıyas ve istidlal yoluyla bir hüküm verilmesinde hiçbir mâni yoktur.

* Bâzıları da sigara içmek mekruhtur, demişlerdir. Bunlar, kıyasla sabit bir hükme, haram demekten çekinmeleri ve sigaranın zararları hakkında kesin bilgi sahibi olmamaları yüzünden bu hükmü vermişlerdir.

* Bâzıları da sigara içmek, özellikle tiryakisi olmak haramdır, demişlerdir. Bunların mesnedi ise, sigaranın vücuda zarar vermesi, israf olması ve nafaka mükellefiyetinde darlığa yol açması gibi sebeplerdir. Bu üç sebepten biri gerçekleştiği yer ve durumda, sigara içmek haramdır. Bunlar gerçekleşmez ise, mekruhtur. Özellikle dindar ve uzman bir hekimin vereceği karar çok önemlidir. Böyle bir doktor bir kimseye sigarayı mutlaka terketmesini söylerse, onun sigarayı içmesi dinen de helal olmaz.

Ben dini bir konuda hüküm vermek gibi bir yetkiye elbette sahip değilim sadece ispatlanmış zararları ve dinin zararlı şeylerden uzak durmamızı salık vermesiyle sigaranın bırakılmasını tavsiye edebilirim ancak yine de takdir içenindir.

 

İlginizi Çekebilir

Suriye’de bir bebek ölmüş, kimin umurunda?

Bazı günler öylesine yaşıyorum bu hayatı, kendi küçük kaygılarım içinde boğuşarak ve kendi küçük dünyamda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir