Belki de o bir Einstein’dır…

Son yıllarda okuma güçlüğü çeken çocukları damgalamak için kolayca söyleniveren “disleksi” sorunu aslında “özgül öğrenme güçlüğü”nün altındaki dallardan sadece biri. Üstelik dikleksi teşhisi konulan çocuklar doğru eğitimle desteklendiklerinde akademik alanda sayılı başarılara imza atabilir; Albert Einstein gibi… Özgül öğrenme güçlüğünün hangi durumlarda disleksi olarak tanılanacağını ve bu noktada eğitimcilerle ailelere ne gibi görevler düştüğünü Çocuk Gelişim Uzmanı Pedagog Danışman Aysel Şentürk Derin Maarif dergisine anlattı.

Canan GÜLEÇ

Son yıllarda sıkça duymaya başladığımız disleksi nedir?

Aslında disleksi demek yerine, “özgül öğrenme güçlüğü” demek doğru olur… Ebeveyn ve yetişkinler tarafından özgül öğrenme güçlüğü demek yerine disleksi olarak ifade edilir. Aslında disleksi özgül öğrenme güçlüğünün altında yer alır ve sadece bir alt dalıdır. İlk olarak “Özgül öğrenme güçlüğü nedir?” diye cevaplarsak sonrasında disleksinin ne olduğu konuşulabilir. Özgül öğrenme güçlüğü; zihinsel gelişim devam etmesine karşın, okuma yazma, aritmetik ve diğer akademik işlevlerde ortaya çıkan yapısal ve gelişimsel bir sorundur. Öğrenme süreci sırasında bireyin bilgi kazanımının güçleşmesi ve öğrenme alanlarının etkin bir şekilde işlev görmemesi halinde “Özgül öğrenme güçlükleri”nden bahsedilir. Özgül öğrenme güçlüğü; okuma bozukluğu (disleksi), yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi) ve matematik bozukluğu (diskalkuli) olarak alt tiplere ayrılır. Bu alt-tipler, tek başına görülebileceği gibi birkaçı beraber de görülebilir. Sıklıkla birkaç alt tip birlikte görülür ve bu alt-tiplere Dikkat Eksikliği ve / veya Hiperaktivite Bozukluğu da eşlik eder. Ayrıca, emosyonel (düşük benlik algısı, akran ilişkilerinde sorunlar, anksiyete ve depresyon v.b.) ve davranışsal sorunlar da görülebilir.

Özgül öğrenme güçlüğünün belirti ve özellikleri nelerdir?

Normal ya da normal üzerinde bir zekaya sahip, standart bir eğitim-öğretime rağmen kronolojik yaşına ve zekasına uygun paralellikte başarı gösteremeyen, özel bir akademik alanda belirgin bir bozukluğun varlığı (okuma, yazılı anlatım, matematik) ile tanımlanan, çeşitli genetik ve çevresel etmenlerin rol oynadığı, biyolojik temele dayanan ve nöro-gelişimsel tanı alan bir bozukluktur. Duyusal bir kusuru olmayan, herhangi bir psikiyatrik ve nörolojik bir tanı almamıştır. Bu tanı ikincil belirtiler ile de kendini gösterebilir, kendini organize etme ve planlamada zorluk, hiperaktif ya da hipoaktiflik, dikkat sorunları, görsel ve işitsel algı sorunları görülür. Mekanda yönelim, yön bilgisi, saat bilgisi, mesafe ve ölçüm bilgisi alanlarında zorluk, zamanı kaliteli kullanamama, sağ-sol ayırt edememe, çalışma alışkanlığının kalitesizliği, engellenmeye karşı tolerans düşüklüğü, değişikliğe uyum sağlamada güçlük, el-göz koordinasyonu ve motor koordinasyonda zayıflık, dinleme ve kendini sözel olarak akıcı bir biçimde ifade edememe, mantık yürütmede zorluk gibi sıkıntılar yaşar.


ÇOCUKLARIN ETKİLEŞİMLERİ FARKLILAŞTI

Özgül öğrenme güçlüğü çocuk vakaları gerçekten bu kadar arttı mı yoksa daha evvel de aynı oranda çocukta bu sorun vardı fakat biz mi keşfedemiyorduk?

Daha önceki yıllarda da bu sorunları yaşayan çocuklarımız vardı tabiî ki fakat ülkemiz için özgül öğrenme güçlüğü tanısı çok eskilere dayanmadığı için sanki son yıllarda bu vakalarda artış var gibi düşünülmektedir… Tabiî ki günümüz şartları ve çocukların maruz kaldığı etkilenmeler hamilelik sürecinden itibaren çocukların etkilenmeleri farklılaşmıştır. Bu tür vakalarda artış da olmuştur kesinlikle… Daha önceleri bu çocuklarımız sınıf ortamlarında genellikle tembel ya da yaramaz olarak isimlendiriliyordu. Aslında çoğu çocuk öyle değildi; özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklardı ve aynı zamanda maalesef ki kaybedilen çocuklardı.

Okuma problemi olan her çocuk için disleksi tanısı koymak doğru mudur?

Tabiî ki hayır, bu kesinlikle yanlış olur. Özel öğrenme güçlüğü tanısını koymak için sadece okuyamıyor olması yeterli değildir. Biz uzmanlar tarafından birçok test uygulanır. Tek bir test ya da belirti bunun için yeterli değildir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda eğer özel öğrenme güçlüğü sonuçları yüksek görülürse, görülme olasılığı yüksektir ya da düşünülmektedir bilgisiyle vaka psikiyatriye gönderilir ve tanıyı en son psikiyatrist koymaktadır.

Öğretmenler sınıftaki çocukların özel öğrenme güçlüğü olup olmadığını nasıl anlayabilir?

Genel olarak belirtilerin en belirgin olduğu zamanlar 1.sınıfa başlamadır. Okuma yazmayı öğrenmeyle daha net ortaya çıkar. Aslında okul öncesinden belirlenebilir. Öğretmenlerimizin bu konuda bilgi sahibi olmaları gerekir. Özel öğrenme güçlüğü nedir ve bir özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk hangi özellikleri gösterir genel hatlarıyla bilirse, çocuğa bu konuda yardımcı olabilir, ya da bu konuyla ilgili her hangi bir bilgisi yoksa her normal gelişen çocuk okula başladığında normal süreç içerisinde okuma yazmayı öğrenir. Eğer bunu yapamıyor zorlanıyor ya da aksaklıklar yaşanıyorsa çocuğu ve aileyi bir uzmana yönlendirmesi gereklidir.

Okul öncesinde ailelerin çocuklarıyla ilgili ne tür gözlemler sonrasında uzmanla görüşmesi gerekir?

Dinleme ve kendini sözel olarak akıcı bir biçimde ifade edememe, mantık yürütmede zorluk, kendini organize etme ve planlamada zorluk, hiperaktif ya da hipoaktiflik, dikkat sorunları, el-göz koordinasyonu ve motor koordinasyonda zayıflık, görsel ve işitsel algı sorunları, mekanda yönelim, yön bilgisi, saat bilgisi, mesafe ve ölçüm bilgisi alanlarında zorluk, zamanı kaliteli kullanamama, sağ-sol ayırt edememe, çalışma alışkanlığının kalitesizliği, renkleri –sayıları-kavramları öğrenmekte zorlandıklarında, engellenmeye karşı tolerans düşüklüğü, değişikliğe uyum sağlamada güçlük gibi özellikleri fark edip gözlemlediklerinde bir uzmanla görüşmeleri gerekmektedir.


“HER BİREY KENDİNE ÖZGÜDÜR”

Bu sorunu yaşayan çocukların hepsinde belirtiler ve yaşadığı okuma sıkıntısı aynı şekilde midir? Okurken her dislektik çocuk harfleri aynı bozuklukta mı görür?

Okuma yavaştır ve akıcı değildir, bazen hiç yoktur, harf harf okur, özellikle bilmediği kelimeleri okurken duraklar, okuyamaz. Kelimeleri kısaltarak okur. Tahmin ederek okur. Yüksek sesle okurken anlamı ifade eden ritm ve tonlaması bozuktur. Yanlış vurgulama yapar. Okuduğu öykünün ya da parçanın anlamını çıkaramaz. Bir satırı takip edemez, karıştırır. Satır başına geçerken zorlanır. İçinden okurken bazı sesler çıkarır. Kelime yerine başka bir kelime yerleştirme, atlama görülür. Bazı harfleri öğrenmede güçlük çeker (p,b,d,g gibi). Bazı harfleri sayıları ters yazma. Bunlar gibi genel özellikler gösterirler. Her birey kendine özgüdür, görülebilirliği, sıklığı derecesi her çocukta farklılık gösterebilir. Özgül öğrenme güçlüğü belirtileri gösteren her çocuk aynı özellikleri taşımaz.

Özel öğrenme güçlüğü ya da dislektik çocuklar tanılarından sonra nasıl bir süreci ve destek programını takip etmelidirler?

Erken tanı ve tedavi her sorunda olduğu gibi özgül öğrenme güçlüklerinde de önem taşır. Yapılan değerlendirme sonuçlarından elde edilen bulgular, özgül öğrenme güçlüğü yönünde destekleyici bulgular içerdiğinde; özel eğitim ve psiko-pedagojik yaklaşımla yapılan, eğitsel terapiyi içeren, tedavi ve müdahale programı uygulanır. Uygulanan tedavinin süresi, çocuğun öğrenme hızına ve şekline göre değişkenlik gösterir.


“ERKEN TEŞHİS VE DESTEK ÖNEMLİDİR”

Disleksi, kısa süreli kurslarla teşhis ve tedavi yapılabilecek bir sorun mudur?

Evet bu konuda çok hızlı gelişmeler ve çeşitli tanılama, tedavi ve destek süreçleri mevcuttur. Tanılamak için birçok test ve değerlendirmelerin yapılması ve son tanılama kısmının psikiyatrlar tarafından yapılmasına dikkat edilmelidir. Tanılamada tedavi ve destek süreci de asla kısa süreli değildir. İnsanın hayatı öğrenmeye dayalı olduğu için yaşam boyu görülebilecek bir durum olduğu unutulmamalıdır. Fakat tedavi ve destek süreçleriyle birey bu olguyla daha kolay yaşamayı, kolaylaştıcı teknik ve pratiklerini v.b öğrenirken hayatını kolaylaştırır ve başarıya kendisini ulaştırır. Erken teşhis ve destek çok önemlidir ve asla unutulmamalıdır. Burada çocuğun başarılı bir sonuca ulaşması için en büyük destekçisi ailesi ve öğretmenleridir.

Çocuğu böyle bir okuma-yazma sıkıntısı yaşayan aileler kendilerini çok çaresiz görebiliyor. Disleksi olduğu halde başarıya ulaşabilen örnek isimler var mıdır?

Tabiî ki var… Erken ve doğru teşhis ve doğru tedavi destek bireyi kesinlikle başarıya ulaştırır. Albert Einstein, Wright Brothers, Mozart, Leonardo da Vinci, Tom Cruise, Walt Disney, John Lennon, Stephen Hawkings, Muhammed Ali, Robin Williams bu isimler arasında sayabileceklerimizdir.

İlginizi Çekebilir

YÜZDE KAÇ?

ertuğrul yazmış; “Türkiye artık yüzde 99’u müslüman olan ülke değil” Başlığı aynen iktibas ettim. Dikkatinizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir