Biri hayvan hakları mı dedi?

Türkiye’nin hafife alınan ama aslında toplumsal psikolojisine dair hiç de iyi olmayan verileri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren, tabiri caizse kanayan yaramız hayvana şiddet vakaları gün geçtikçe kat be kat artıyor. Hayvanları ‘mal’ sıfatıyla değerlendirdiğimiz, hayvana şiddeti ancak o hayvan bir insanın himayesindeyse ‘mala zarar verme’ suçuyla cezalandırdığımız sürece hayvanların da birer canlı olduğunu ve yaşama haklarının ellerinden alınamayacağını kavrayamadığımız sürece bu yara kanamaya devam edecek. Son zamanlarda şiddetini artırarak artan hayvan vahşetlerine her vicdanlı insanın gösterdiği tepkiler neticesinde harekete geçen Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu’ndan açıkçası ümitliydim. Bir nebze de olsa hayvanlarımızı koruyabilir belki onların hayatını daha yaşanabilir kılabilirdik.

Ancak bugün toplanan Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu’nda konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Erdem İsmetoğlu yeşeren tüm ümitlerimi yerle bir etti diyebilirim. Milletvekillerine bilgi veren İsmetoğlu; belediyelerin son 14 yılda yılda ortalama 85 bin hayvanı kısırlaştırdığını ve bu sayının yılda 200 bine kadar çıktığını belirtti. İsmetoğlu, yılda 200 bin hayvan kısırlaştırdıklarını, ancak 300 bin hayvanın ürediğini söyleyerek, “14 yıldır kısırlaştırmak için uğraş vermişiz, kaynak aktarmışız ama hayvan sayımız artmış. İnsanlarla hayvanlar arasındaki çatışma artarak devam etmiş. Burada sorunu çözmek çok basit. 200 bin değil, yılda 500 bin hayvan kısırlaştırırsak 3 yıl içinde sokakta kısırlaştırılmamış hayvan kalmaz. Ömürleri gelen ölecek ve sokakta hayvan kalmayacak. Sadece sahipli hayvanlar kalacak. Sokakta olan hayvanların üremesinin durdurulması lazım. Dolayısıyla bu 1 milyon hayvanın kısırlaştırılması lazım. Bu uygulamanın üremelerine engel olmak için zamana yayılarak değil, hızlıca yapılması gerekir” dedi.

Haberi okuyunca dehşete düştüm. Hayvan haklarının konuşulması gereken toplantıda hayvanları doğadan yok etmenin tam anlamıyla hayvanların kökünün kurutulması için yapılabilecekler konuşulmuş. Hayvan Hakları Komisyonu’nun hayvan haklarından anladığı şey onların en kısa sürede sokaklardan yok edilmesi mi? Ne garip bir toplumda yaşıyoruz ki bir kısmımız ‘İstanbul’un kedileri belgeseli’ gibi sokak hayvanlarını yaşatmaya onların hak ettikleri değeri görmelerini sağlamaya yönelik çalışmalar yaparken diğer kısmımız ise bu güzelim hayvanları ‘nasıl ortadan kaldırabiliriz’in peşinde. Gerçekten çok yazık. Bu zihniyetteki insanların hayvanlar üzerinde söz sahibi olması, hayvan hakları adı altında böyle bir kıyımdan rahatça bahsedebilmesi çok yazık. Umuyorum ki sokaktaki canlarımızın akıbeti onları ortadan kaldırmak isteyenlerin elinde olmaz.

İlginizi Çekebilir

‘Bursa siyahı’nın yolculuğu başladı

Uzun raf ömrü, iri dış görüntüsü ve tadıyla dünyanın en kaliteli inciri kabul edilen ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir