Değer göremeyen değerler

Günümüzde ne iş yaptığı belli olmayan ya da yaptığı işe göre fazlaca abartılan tipleri ve onları idol edinen yeni nesli görünce çok üzülüyorum. Gerçek başarının sosyal medyada milyonlarca takipçiye ulaşmak olduğu algısı dolayısıyla tamamen vasıfsız, boş insanların yeni nesil için rol model olması gerçek anlamda içler acısı. Sosyal medyada başarılı olmanın tek kriteri olan takipçi sayısının yüksek olmasını dahi organik takipçi satın alarak sağlayan Şeyma Subaşı mesela. Şu hayatta bir dönem Acun Ilıcalı’yla evli kalmaktan başka ne gibi bir başarısı var ki 15-16 yaşında çocuklar, ‘hyaluronik asit’ yerine cilt temizliği için ‘hidrklorik asit’in önerildiği ‘Sadece Şeyma’ isimli kağıt israfını imzalatmaya gittiklerinde gözyaşlarına hakim olamıyorlar?

Çoğu insan da bu öneri nedeniyle kitabın toplatılması gerektiğini zira insanlar için zararlı olabileceğini yazmıştı. Yani bence doğal seleksiyona engel olmamalıyız. Belki ülkenin IQ ortalaması bir nebze de olsa yükselir.  Keşke yalnızca bir kişiyle bitse bu iş. Ancak kamera karşısına geçip makyaj yaparken bir yandan da insanların dedikodularını yaparak belli bir kitleye sahip olan mı dersiniz, iki dünya devi takımın karşılaşması sırasında sahaya kendini atıp ülkenin imajını zedeleyen mi dersiniz ne ararsanız var. Bu insanlar hayatlarını sosyal medyada yaşıyorlar ve milyonlarca takipçileriyle sürekli gündemde, bir şekilde dillerde kalmayı başarıyorlar.

Gerçek hayatta başarı sağlamış, konuşulmayı, övgüyü ve ilgiyi en çok hak edenler, uluslararası arenada ülkemizi başarıyla temsil edip prestijimizi artıranlar ise kıyıda köşede, birkaç gazete kupüründe kalmış durumda. 15-16 yaş aralığındaki çocuklara sorsak Aleyna Tilki kimdir? Şeceresini sayarlar. Bu arada sesini başarılı bulsam da asla yeni neslin rol modeli olamayacak davranışları olduğunu düşünüyorum. Bir de Canan Dağdeviren kimdir diye sorsak kimsenin tek bir kelime dahi edebileceğini sanmıyorum. Bu ne kadar içler acısı bir durum ne kadar yazık. Bu çocukların Aleyna Tilki’yi tanıyıp Canan Dağdeviren’i bilmemesindeki en önemli sebep elbette medya. Aleyna’nın bikinisi günlerce konuşulurken, Piezoelektrik malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazların mucidi ve Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türk bilim insanı olan Fizik Mühendisi Canan Dağdeviren’e yeteri kadar ilgi gösterilmedi.

Yalnızca Canan Dağdeviren mi?  Özellikle ataerkil bir ülke olduğumuzdan söylüyorum kadının toplumdaki yeri, ona atfedilen görev ve sorumluluklar nedeniyle anne olmaktan çok daha fazlasını başarmada önüne konan engelleri bildiğimden söylüyorum. Bu topraklarda Şahika Ercümen isminde adını alanında tarihe yazdıran bir kadın yetişti kaç kişi biliyor? Çocuklarımızın, elinde boyu kadar pembe ayıcıkla dolaşıp sim kusan birini değil; 11 Şubat 2011 tarihinde Avusturya’nın Weissensee bölgesinde buz altında tek nefeste 110 metrelik bir mesafeyi katetmiş hem erkekler hem de kadınlarda Buzaltı Yatay Dalış dünya rekorunu kırmış, bu tarihin öncesinde ve sonrasında dalışlarıyla ülkemizi uluslararası arenada her zaman başarıyla temsil etmiş ve son olarak Şubat ayında 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında gittiği “beyaz kıta”da ilk dalışını yaparak tarihe geçmiş olan Şahika Ercümen’in başarısını örnek almaları için çabalamalıyız.

İrme Yaman olmalı çocuklarımızın prensesi. Kick boks ev taekwondo alanında Dünya Şampiyonası, Dünya Grand Prix ve Avrupa Şampiyonası’nda ikişer, Grand Slam, Akdeniz Oyunları ve Dünya Üniversite Oyunları’nda ise birer altın madalya kazanmış olan başarısı su götürmez bir kadın. Kız çocuklarımıza ‘kız gibi’ vurmanın ülkemize altın madalya getirebileceğini göstermeliyiz yoksa onlar medyanın ve sosyal medyanın güç birliği ile dayattığı tırnağı kırılınca ağlayan bknz; Duygu Özaslan, bir erkeğin savunmasına ihtiyaç duyan pasif kadın modeline göre yetişecekler. Cici bici giyinmiş, yanında bir erkek varken cüzdan almaya ihtiyaç duymayan, bir erkeğin varlığıyla var olabilen kadınlar…

Çocuklarımıza Neslihan Yiğit’ten bahsetmeliyiz mesela. Badmintonda Olimpiyatlara katılan ilk Türk sporcu olarak ülkemizi 2012 Yaz Olimpiyatları’nda başarıyla temsil ettiğini, 2013 Akdeniz Oyunları’nda ek ve çift kadınlarda şampiyonluğa ulaştığını anlatmalıyız. Anlatmalıyız ki feyz alsınlar. Örnek alınacak o kadar çok isim var ki yalnızca sporda değil bilimde de söz sahibi Türk kadınları görmek hiç de zor değil. Yalnızca doğru yere bakmak gerekiyor. Örneğin yakın zamanda çekilen karadelik fotoğrafını bilmeyen yoktur. İnsanlık tarihine yeni bir not olarak düşülen bu başarının ardındaki ekipte bir Türk kadın profesör olduğunu da duymuşsunuzdur. Peki, kaç kişi hatırlıyor bu bilim insanının unvanını ve adını? Ben söyleyeyim; EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi astronomi ve astrofizik profesörü Feryal Özel.

Biz bu değerlere sahip çıkmazsak kim sahip çıkacak bilemiyorum. Şimdi size daha önce adını hiç duymadığınız ama dünya çapında bilim insanı olan Türk kadınlarından bahsedeceğim, siz de kız çocuklarınıza bahsedin ki dünyayı youtuberlardan ibaret sanmasınlar.

  • Biykem Bozkurt

ABD’de, Baylor College of Medicine’de Kardiyoloji Bölümü’nde profesör olan Biykem Bozkurt, aynı zamanda aynı üniversitenin Kalp Yetmezliği Araştırma Kışlar Merkezi İç Hastalıkları Mary ve Gordon Cain Başkanı’dır. Amerikan İç Hastalıkları Kurulu’ndan Kalp-damar hastalığı ve İleri Kalp Yetmezliği ve Kardiyak Transplantasyon sertifikalarına sahiptir. Ama Şeyma Subaşı gibi İnstagram’da takipçi satın almadığından biz kendisini tanımıyoruz tabii.

  • Lale Tokgözoğlu

Prof. Tokgözoğlu, 2003-2005 yılları arasında Avrupa Ateroskleroz Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, 2005-2009 yılları arasında Genel Sekreterliği yaptı. 2009-2013 yılları arasında Avrupa Ateroskleroz Derneği Eşbaşkanlığına seçildi. Bu görevin ardından, halen bu derneğin Eğitim Komisyonu Başkanlığını yürütmektedir. 2008’de, 77’nci Avrupa Ateroskleroz Derneği Kongresini ilk kez Türkiye’ye aldı. Prof. Lale Tokgözoğlu, Dünya Ateroskleroz Derneği Avrupa Federasyon Başkanlığını 4 yıl süreyle yapmış, akabinde 60 ülkenin oyu ile bu derneğin de Genel Sekreterliğine seçilmiştir. Halen söz konusu derneğin yönetim kurulunda bulunmaktadır. Prof. Tokgözoğlu, Fellow of the American College of Cardiology ve Fellow of the European Society of Cardiology unvanını taşımaktadır.

  • Meral Beksaç

1994 yılından başlayarak ülkemizde ilk defa kordon kanı kök hücrelerinin insan kullanımına girmesi, ilk kordon kanı nakli (1995), ilk akraba dışı kordon kanı nakli ve ilk-tek uluslararası akredite (FACT/NETCORD) Akraba Dışı Kordon Kanı Bankası’nı kurmuştur. Son dönemde kalıntı hastalık ölçümünün tedavide gereği konusunda ülkemizde öncül rol oynayarak, bu alandaki çalışması ile 2017’de New York’taki Lenfoma & Miyeloma kongresinde en başarılı temel bilim araştırması ödülüne layık görülmüştür. Ankara Üniversitesi bünyesinde geliştirilen yeni ilaç molekülleri ile in vitro anti-miyelom etkisine yönelik sonuçlar 2 patent başvurusuna yol açmıştır. Prof. Meral Beksaç, halen Balkan Miyelom Çalışma Grubu’nun başkan yardımcılığını, Türk Hematoloji Derneği’nin İmmunohematoloji alt komite başkanlığını, Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı’nın başkanlığını yürütmektedir.

Sayamayacağım yüzlerce alanda binlerce başarılı kadın, sanıyorum ki etek boyları kısa olmadığından ya da medyatik isimlerle ilişki yaşamadıklarından medyanın ilgisini çekmiyor, sosyal medyada yeterince değer görmüyor fakat anlamadığım toplum olarak bizler neden medyanın dayattığı rezillikleri reddedip böyle başarılı insanları baş tacı etmiyoruz?

İlginizi Çekebilir

2’nci Bursa Turizm Fuarı kapılarını açtı

Acenteler ile otellerin buluşacağı profesyonel bir fuar olarak Bursa’nın turizm alanındaki en önemli buluşmalarından biri haline ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir