‘En’lerin yüzyılı

Günümüzde abartmadığımız, ‘en’ine ulaşmadığımız ne kaldı gerçekten bilmiyorum. En zayıf, en güzel, en güçlü, en cesur… Sosyal medyanın kullanıcılara dayattığı ‘en’ olma zorunluluğunun nelere mal olduğunun kaç kişi farkında? En cesur olduğunu ispat edip birkaç layk daha fazla almak için uçurumlarda öz çekim yaparken hayatını kaybeden bir çifti hatırlıyorum, onlar bu feci olayla öldükten sonra hesaplarında takipçi patlaması yaşanmıştı. Ancak bunun onlar için artık bir önemi kaldığını sanmıyorum. Ve olmazsa olmaz ‘en güzel’ olma çabası… Kozmetik ve estetik sektörlerinin el ele vererek küçük kızların, genç kadınların zihnini zehirleyip oluşturdukları ince belli, çıkık elmacık kemikli, dolgun dudaklı, hokka burunlu güzel kadın algısının dışında bir görünüşe sahip olan bireylerin kimisi estetiğe kimisi ise kozmetiğe sıkı sıkıya sarılmış durumda. Makyaj dediğimiz basit boyalar günümüzde öyle bir hal aldı ki artık bıçaksız estetik gibi bir konuma geldiğini söylemek hiç de zor değil.

Muhakkak sosyal medyada Asyalı genç kızların makyaj silme -ya da kazıma mı demeliyim- videolarına denk gelmişsinizdir. Burunlarını ince göstermek için inşaat harcına benzer bir maddeyle burun kemiklerine çıktıkları kaçak kat o kadar gerçekçi duruyor ki burun estetiğine ciddi bir rakip olabilir. Her şey güzel hoş da bu kendin olmaktan çıkmak olmaz mı? Yani makyajla kendine yeni bir yüz almış gibi görünen genç kadınlar aynaya baktıklarına kendileri mi görüyorlar gerçekten? Renkli lensi olmadan sokağa adımını atmayan birinin gözlerinin içinin güldüğünü nereden anlayabiliriz ki? Yüzüne astar, fondöten, aydınlatıcı, kapatıcı, highlighter, bronzer, allık, far, rimel, ruj ve daha nice ismini bilmediğim kozmetik ürününü sürmek suretiyle ten rengini açan, burnunu küçülten, elmacık kemiklerini belirginleştirirken dudaklarını dolgun gösteren biri için kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş diyebilir miyiz bilmiyorum.

Ancak gerçek şu ki saat 12’yi geçip de at arabası bal kabağına, sindirella kül kedisine dönüştüğünde, tüm o makyaj yüzünden tamamen arındırıldığında ayna karşında gerçek yüzüyle karşı karşıya kalan genç kadının gerçek güzelliğin makyajla ilgisi olmadığını kavraması gerek. Esasen bu noktada her zaman gidişatı daha da kötüye sürükleyen sosyal medya, yapay güzellik algısını tüm zihinlere köklendirdiği gibi o kökleri sökmekte de etkili bir silah olabilir. Nasıl ki en güzel algısı oluşturulduysa pekâlâ en doğal algısıyla insanların özüne dönmesi de sağlanabilir. Zira sosyal medyanın girdabına kapılmış her birey dayatılan bu ‘en güzel’ kalıbının dışına tek başına çıkmakta başarılı olmayabilir. Ne olursa olsun insanların ruh sağlığını da doğrudan etkileyen ve esasen göreceli olmasına karşın tek tipleştirilmekte başarılı olunmuş güzellik algısı bir yerden sonra toplumsal olarak ciddi sorunlara yol açacak gibi görünüyor.

İlginizi Çekebilir

Alman Bakan’dan Bursalı işkadınlarına övgü

Almanya’nın Hessen Eyaleti Federal ve Avrupa İşleri Bakanı ve Federal Düzeyde Hessen Eyaleti Yetkili Temsilcisi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir