Farkında mısınız?

Son zamanlarda hayatımıza giren kırılgan sözcüklerden biri “farkındalık”. Bireyleri eksik, engelli, özürlü, hasta, dezavantajlı olarak etiketlemeden (!) hepsini kucaklamayı (!( anlattığı iddia edilen bu farkındalık sözünün yaşanılışına baktığımızda ise; sadece fark ettiğimiz ortada.

Yolda giderken (yaya ya da araçlı olarak), kaza olma ihtimalini son anda refleksinizle engellersiniz, aniden geri kaçar ya da frene basarsınız. Bur son anda fark etmektir, reflekstir. Daha sonra da hayatınıza hiç böyle bir şey olmamış gibi devam eder, belki ara ara kısacık bir an sohbet malzemesi yaparsınız.

İşte son zamanlardaki farkındalık kavramına bağımlı yaşamak da tam böyle bir durum: 21 Mart’ta down sendromumun farkındasıydık, dün otizmin, önümüzdeki günlerde de kanserin farkındası olacağız.

Ne yapıyoruz farkındalık adına?

Toplumdaki çoğunluğun günlük rutin yaşantısı olan işleri 1 günlüğüne, “bizden hiçbir farkları kesinlikle yok ve biz onların farkındayız” dediğimiz insanlara lütfediyoruz.

23 Nisan’da “mahsusçuktan” çocuklara koltuk bırakır gibi.

Sonra yine tüm mavi ışıkların sönmesi gibi net bir şekilde geçiveriyor hevesimiz, yeni farkındalıklar buluyoruz kendimize; “sen şimdi git 1 sene sonra gene aynı gün fark ederiz biz seni (pardon farkındalık yaşarız sana dair)”

Şimdi hepimizin bildiği ama göz ardı ettiği bir gerçeği konuşalım ister misiniz?

Hani “aynıyız ama +1 farklıyız” dediğimiz down sendromlu bireyler var ya; onlar 21 Mart dışındaki günlerde de hayatlarını aynı özellikleriyle sürdürüyorlar. Otizmliler de öyle, ya da göremeyen bireyler. Tek fark şu; bizim farkındalık dediğimiz gün biraz kalabalık ve curcunalı bir günleri oluyor.

Farkındalık hevesimiz 24 saat ile 1 hafta arasında geçiverince de; yetersiz eğitim koşulları, görmezden gelinen istihdam imkanları, günlük yaşamlarını zorlaştıran rampasız merdivenler ve kabartmasız sosyal yaşam alanlarıyla kalıyorlar.

Bugün etrafınıza dikkatli bakın; dün farkında olduğunuz otizmli bireyler bugün de hayattalar. 10 gün evvel farkında olduğunuz down sendromlu kişiler de öyle. Sokakları, okulları, işyerlerini, hayatı onlarla paylaşarak, yaşam alanlarını her birey için uygun koşullarla donatarak farkında oluruz.

Mavi ışık da yakalım elbet, mavi balonlar uçuralım, mavi boyalarımız bitene kadar resim yapalım; ama bir gün fark etmek yerine her gün farkında olalım.

İlginizi Çekebilir

Bursaspor taraftarı kulüp tesisleri önünde toplanmaya başladı

Bursaspor’un Spor Toto Süper Lig’e veda etmesinin ardından Bursaspor taraftarı, yöneticileri protesto etmek amacıyla Özlüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir