Felakete Doğru

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 38 bin 8. sınıf öğrencisinin katılımıyla hazırlanan Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) Projesi’nin verilerinden oluşan ilk raporun sonuçları belli oldu.

ABİDE 2016, geçen yıl nisan ve mayısta 81 il 495 ilçede bin 299 okuldan 38 bin 8. sınıf öğrencisinin katılımıyla yapıldı. Öğrencilerin zihinsel becerilerinin ortaya konulması ve onların başarılarıyla ilişkili öğrenci, öğretmen ve okul özelliklerinin belirlenmesi amacıyla hazırlanan araştırmada, Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler olmak üzere 4 dersten çoktan seçmeli ve açık uçlu sorular yer aldı. Yapılan açıklamada 8. Sınıf düzeyinde:

Öğrencilerin yüzde 16.4’ü matematikte dört işlem sorularını çözemiyor, basit hesaplamalar yapamıyor. Türkçe’de ise öğrencilerin yüzde 66.1’i orta düzey ve altında. Bu öğrenciler deyimleri, atasözlerini, hiciv ve nüktelerdeki mesajları anlayamıyor. Fen bilimlerinde öğrencilerin yüzde 86’sı, sosyal bilimlerde yüzde 65.3’ü orta ve alt düzeyde. Yüzde 39. 8’i vücuttaki organların görevini bilmiyor, iki farklı olay arasında bağ kuramıyor.

Aslında bu sonuçlar bir felaketi göstermektedir. Öğrenciler her ders grubunda ortalamanın altındadır. Oysa araştırmanın yapıldığı okullar muhtemelen il ve ilçe merkezlerindedir. Okullarda, öğretmen, araç gereç eksiği de yoktur. Buna rağmen ortadaki sonuç ortalamanın bile altındadır.

Bunun baş sorumlusu elbette MEB’dir, onun yönetici seçkinleridir, dokunulmaz saydığı müfredatıdır. Ders kitaplarıdır. Ulusal bayramlar, yıl dönümü kutlamalarındaki törenlerde sergilenen içeriktir. Ama hepsi bundan ibaret değildir.

MEB’de analitik düşünce yoktur. Kararlar analitik düşünceye göre alınmaz. İşler buna göre yürütülmez. Öğrencilerin zaten ailelerinden alıp getirdikleri kafa yapıları neden-sonuç ilişkisi içinde olup bitenleri anlamasının önünde önemli bir engel teşkil etmektedir.

Ancak sorumluluğu bütünüyle aileye yüklemek doğru değildir. Çünkü aile en değerli varlığı bildiği çocuğunu getirip okula teslim etmektedir. Aileler okuldaki müfredata, ders kitaplarının içeriğine de hiçbir şekilde karışmamaktadır. Müfredat ve ders kitaplarındaki akıl dışı içerik için, ailelerin itiraz ettikleri, isyan edip okul bastıkları da henüz duyulmuş görülmüş değildir. Bundan dolayı yukarı da özetlenen ABİDE sonuçlarından belki en az sorumluluk ailelere düşmektedir.

Sosyal Bilgiler, Tarih ve hatta Din Kültürü derslerinin içeriği öğrencilerde analitik düşüncenin gelişmesine önemli ölçüde engel olmaktadır. Bir ülkeyi baştan sona imar edecek ölçüde ki harcamalar MEB eliyle öğrencilerin olup bitenleri analitik bir gözle anlamalarının önüne Çin Seddi gibi aşılmaz, korkutucu, caydırıcı bir engel oluşturmaktadır. Öğrencilerin tamamının deha çapında başarılı olması elbette beklenemez. Ancak bu kadar başarısız olmaları da yine ayrı bir dehanın eseri olmalıdır.

Eğer MEB’de ki bu hal ve gidişat devam ederse herkese müjdeler olsun ki Türkiye için 21. Yüz yılda kaybedilmiştir. Dolayısı ile iktidar çevrelerinin 2023 hedefleri arasında yer alan eğitim ile ilgili maddeleri yok saymak icap eder. Okul binası, araç gereci, öğretmen sayısı bakımından o hedeflerde tam isabet olabilir. Mümkündür. Ancak gel gelelim eğitimin kalitesi, akademik becerisi, olup bitenleri önyargı kalıpları ile değil rasyonel verilerle analiz etme yeteneği bakımından sonuç bu gün ne ise muhtemelen 2023’te de 2053’te de aynı kalmaya devam edecektir. MEB günümüzde devasa bir hurafe üretme ve yeni kuşaklara aktarma ağıdır. MEB’deki karar alıcılar eserleri ile sonuna kadar övünmelidirler. Böyle bir sonucu, Japonya, Finlandiya, ABD, Almanya gibi ülkelerde hiçbir yönetici seçkinleri başaramaz.

Öğrencilerde gözlenen hurafelere düşkünlük, analitik düşünememe, olup bitenleri neden sonuç ilişkileri kuralı içinde değil de olağan dışı ve akıl dışı nedenlere bağlama halinin MEB’in bu yapısı ile değişmesi mümkün değildir. MEB eliyle milyonlarca akıl hemen yıl un ufak edilerek köreltilmektedir. Türkçeyi bilmeyen daha doğrusu önemsemeyen, tarihi ise törenlerde tekrarlanan akıl dışı hurafelerden ibaret bilen, Din’i önceleri yalnızca mistik hikayelerle sınırlı sayan sonra ise Din’i ayak bağı gören, matematik ve fen konularında ortalamanın altında olan kuşaklar her yıl okullardan mezun olmaktadır.

MEB madem bu müfredatı, ders kitaplarını, eğitimin içeriğini değiştirilemez, dokunulmaz kutsallardan bilmektedir bari beş on yıllığına Sosyal-Tarih-Din gibi dersleri okullardan kaldırsa belki öğrencilerin şartlanmasına, okullardan önyargılarını tahkim ederek mezun olmasına da engel olur. Bu bile belki geleceğimiz adına bir kazanç sayılabilir.

Günümüz okullarından mezun olan öğrencilerin hala Cübbeli gibilere hayranlığı varsa, törenlerde duydukları yüz yıllık yalanları ciddiye alıp sosyal hayatlarında ona göre tavır alıyorlarsa, Türkçeyi anlamaz, tarih bilinçleri perişan ise bütün bunların nedenlerini okul dışında değil okul duvarları içinde müfredatın arasında ders kitaplarında aramak icap eder.

 

İlginizi Çekebilir

Türkiye çok önemli bir bilim adamını kaybetti!

Türkiye çok önemli çok değerli bir değerini daha trafik kazasında kaybetti.  Anadolu’yu ebed vatan yapan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir