Hayvanları koruyormuş gibi görünen kanunlar

Gün geçmiyor ki bir caniyle daha şu güzelim topraklarda, aynı sınırlar içerisinde yaşadığımı öğrenmeyeyim. Şu genç yaşıma rağmen ‘haberle’ derinlemesine bir şekilde iç içe olduğumdan nasıl insanlarla bir arada yaşadığımızı, her akşam maksimum 2 saat ana haber bültenini izleyenlere kıyasla daha sık görüyorum ve ülkemden değil de ülkemin insanında umudu yavaş yavaş kesiyorum sanırım.

Sabah saatlerinde elim ayağım titreyerek izlediğim bir video, ne ilk ne de son olacak. Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde kendini bilmez, vicdan yoksunu, insanlıktan nasibini almamış 3 yaratık bir araya gelerek dünya üzerinde masumiyetini kaybetme ihtimali olmayan bir köpeği, zevk alarak, bundan haz duyarak sopalarla dövdü. Dakikalarca sürek işkenceyi izlerken, her bir sopa darbesini kaburgalarımda hissederek sarsıldım. Hayrabolu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü arayıp konu ile ilgili bilgileri olup olmadığını sordum. Evet bilgileri vardı ve şahısların kimlik tespiti için de harekete geçmişlerdi. Peki bu vahşi insanımsı varlıkları yakalayınca ne yapacaklardı? Dilimin ucuna kadar geldi, “Aslında boşuna yormayın kendinizi, ne de olsa yakalayıp ifadelerini alıp salıvereceksiniz” demek.

Fakat bu durum ne Hayrabolu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün ne de Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü’nün suçu. Dolayısıyla konunun takipçisi olacağımızı bildirip kapattım telefonu. Peki suç kimin? Suçluların ceza almamasının suçu kimin diye soracak olursak öncelikle suçluların neden dişe dokunur bir ceza almadığına bakalım. Öncelikle kanunlara, alınan kararlara bakınca kanun koyucuların hayvanların bir canı olduğunu kesinlikle göz ardı ettiklerini görüyoruz. Hayvanlara zarar veren, onları öldüren ya da onlara tecavüz eden zavallıların Türk Ceza Kanunu’na göre ceza alması biraz zor görünüyor.

Maddeleri tek tek ele alacak olursak; öncelikle sahipli hayvanın öldürülmesi ya da yaralanması, mala zarar verme suçuna giriyor.

“Mala zarar verme”

Madde 151- (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” Buna göre sahipli bir hayvanın öldürülmesi/yaralanması durumunda hayvanın sahibi, hayvanın karnesi ile birlikte şikayetçi olduğu takdirde faile 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilebilir. Oysa hayvanlar ‘mal’ değildir ‘can’dır.

Çeşitli zehirlere bulanmış yiyeceklerle sokaklarda toplu katliam yapan caniler ise kanuna göre şu şekilde cezalandırılır;

“Çevrenin taksirle kirletilmesi”

“İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) …

(3) …

(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi halinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

(5) …”

       “Madde 182- (1) Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya taksirle verilmesine neden olan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Ancak Nisan 2019’da Ankara’da tam anlamıyla toplu katliam denebilecek köpek zehirleme olayının failleri, tutuksuz yargılanmak üzere salıverildiler. Biz daha bu olayın şokunu atlatamadan bir katliam haberi de Bursa Orhaneli’den gelmişti. Faillerine ne olduğunu hatırlamıyorum açıkçası ama ceza alsalardı muhakkak bilirdik.

Çok sık gördüğüm “tavuklarını korkutan köpeği silahla vurdu”, “havlamasından rahatsız olduğu köpeği tüfekle öldürdü” gibi başlıklar kanun koyucuların içini de benimki kadar acıtsaydı belki de şu madde daha farklı olabilirdi;

“Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması”

        “Madde 170- (1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

  1. a) Yangın çıkaran,
  2. b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,
  3. c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Kanuna göre kişi, bir köpeği silahla öldürmekten değil köy, kasaba, mahalle gibi yerleşim yerleri ve buralara 500 metre mesafede ateşli silah kullanmaktan yani ‘genel güvenliği kasten tehlikeye sokmaktan’ yargılanır. Dolayısıyla bir caninin sokaktaki canları toplayıp Uludağ’ın eteklerinde Nazi idam mangası gibi hayvanları kurşuna dizmesinin kanuna göre bir sakıncası yok.

Gerçekten insan olanın nasıl yapabildiğine hala akıl erdiremediğim bir diğer iğrenç mesele ise hayvanlara tecavüz. Özellikle kedi ve köpeklere yönelik bu vahşi saldırının ardından çoğu mağdur hayvan hayatını kaybetme ya da felç kalma riskiyle karı karşıya kalıyor. Bu iğrençliğin kanunlarımızdaki niteliği ve cezası ise şu şekilde;

“Hayasızca hareketler”

        “Madde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu eylemi gerçekleştiren yaratığın kanunlara göre ceza alması için suçun alenen işlenmiş olması gerekir. Peki aleniyet nedir diyecek olursak; “Genel bir yerde işlenen suçun görülebilme imkânı bulunup bulunmadığına ve fiilin gece ya da gündüz işlendiğine bakılmadan aleniyetin gerçekleştiği kabul edilmelidir. Öte yandan özel yerde işlenen fiiller, üçüncü kişilerce fark edilebiliyorsa (örneğin komşunuz evinin içinde köpeğine tecavüz ediyor ve siz bu durumu görebiliyor ya da duyabiliyorsanız) aleniyet gerçekleşmiş kabul edilmelidir.” Görmediğimiz, duymadığımız bir kuytuda hayvana edilen işkencenin ancak ertesi gün muayene ile ortaya çıkması durumunda failin akıbeti ne olacak?

Tüm bu maddelere ve bu maddelerin uygulanma biçimlerine bakıyorum da gerçekten hayvanları korumak için hiç çaba sarf etmiyoruz. Ve doğal olarak onların sevgisini de sadakatini de hak etmiyoruz. Umarım bu güzel topraklar bir gün kadınlar, çocuklar ve hayvanlar için de en az erkekler için olduğu kadar güvenli olur.

İlginizi Çekebilir

“Susan bu vahşi zulme ortak olur”

İnsan hakları demişken, yalnızca Suriye’den bahsedilebilir mi? Elbette hayır. Bunun Ruanda’sı var, Yemen’i var, Afganistan’ı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir