Hukuk kabul etsin, vicdan kabul etmeyecek

Sosyal medya aracılığıyla binlerce insanın gözü önünde papağanına işkence ederek ölümüne sebebiyet veren Murat Özdemir hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Savcılık vicdan yaralayan bu kararını ise “Murat Özdemir’in ‘mala zarar verme’ suçunun kendi hayvanına zarar verme kapsamında kalması”na bağladı. Benim buradan anladığım şudur ki eğer bu ruh hastası gidip bir komşusunun buzdolabını parçalasaydı belki savcı bey malı zarar gören lehine karar verecekti ancak bir buzdolabı, cansız bir mal kadar değer göremeyen papağan şansına küssün ki Murat Özdemir’e aitti ve vahşice öldürülmesinde bir sakınca yoktu. Bu hukuken kabul edilebiliyorsa -ki edildi- görüyoruz ki hukuk ile adalet arasında kalın bir perde var. Tüm bunlar burada dursun Ankara Batıkent’teki vahşeti unutamadan bir yenisine uyandı. Çubuk ilçesinde boş bir arazide çöp torbalarına konulmuş vaziyette onlarca sokak köpeği bulundu.

Toplumun bir yerden sonra durup bu vahşeti gerçekleştirenlerin insanlığını sorgulaması, yargının ise kendi yaşam hakkını savunamayan bu masum canların hakkını savunması gerekirken kimse bu canilerin gerçek bir ceza alması için savaşmadığından toplu katliamlar artarak devam ediyor. HAYKURDER Başkanı Erman Paçalı, Çubuk’taki katliamın ardından “İnsanlık yavaş yavaş çürüyor. Yetkililer yasa çıkartmak için hala daha ne bekliyor?” diye sordu. Hakikaten insanlık çürüyorken insanlar neden uyuyor? Oysa bir eşya kadar bile değer göremeyen hayvanların birer canlı olduğunu, ağlayabildiklerini, mutlu, minnettar ya da üzgün hissedebildiklerini kabul edebilsek, yargı bunu kabul etse ve onlara zarar verenlere hakkıyla ceza kesse bu vakaların azalacağına inanıyorum. Ama gerçek şu ki cezalar sonuç odaklıdır ve o hayvanlar yitip gittikten sonra kesilen cezalar o masumları geri getirmeyecek. Dolayısıyla toplumun eğitilmesi, ıslah edilmesi, hayvan sevgisini öğrenmesi gerekiyor. Bu eğitim nasıl verilebilir bilmiyorum ama imkansız olmadığına inanıyorum. Toplumda bir ya da iki hayvana şiddet vakası görülseydi bu bireysel birer suç olarak algılanabilirdi ancak her gün ülkenin dört bir yanında birileri bu masumları vahşice katlediyor.

Kitlesel şiddetin her türlüsü mutlaka sosyolojik sonuçlar doğurur. Şiddetin en zayıf halkası hayvanlar olsa da ardından çocuklar, kadınlar ve yaşlılar gelir. Yani hayvanlara bulaşan şiddet gün gelir yasalarla korunan çocuklara, kadınlara ve yaşlılara da bulaşır ki bulaşıyor da. Bu zincirleme şiddetle mücadele etmek için hayvanlara zarar verenlerin esaslı cezalar alması da elzemdir.

İlginizi Çekebilir

Alman Bakan’dan Bursalı işkadınlarına övgü

Almanya’nın Hessen Eyaleti Federal ve Avrupa İşleri Bakanı ve Federal Düzeyde Hessen Eyaleti Yetkili Temsilcisi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir