Hukuku çekiştirme alışkanlığımız

İstanbul seçimlerinin iptali ile ilgili merakla beklenen gerekçeli karar nihayet YSK tarafından açıklandı. Ne değişti peki? Yani “mesela dur bakalım vardır bir bildikleri, açıklasınlar da görelim” diye bekleyen kesimi tatmin etti mi bu karar, kafalarındaki sorulara cevap bulabildiler mi? Ki bunlar toplumun karpuz gibi ikiye yarıldığı bu gergin ortamda makuliyeti temsil eden çok kıymetli bir topluluktu. Karar herkesten ve her şeyden önce onlara hitap etmeli, onları ikna etmeliydi ama etmedi, edemedi. Nasıl etsin ki YSK daha baştan bir tarafta 7 diğer tarafta 4 olmak üzere ikiye ayrılmıştı, dolayısıyla herkes kendi doğrusunu yazdı, böyle olunca da tek olması gereken gerçeğe ulaşılamadı. YSK kararı hala hukuktan umudunu yitirmemiş, hala tribünde amigo olmaya direnen, toplumun sağduyusunu temsil eden bu makul azınlığı da kendinden uzaklaştırdı, onları da taraflardan birini tercih etmeye zorladı adeta.

İptal kararı doğruydu diyenler 7 üyenin gerekçesine sarıldı, yanlıştı diyenler 4 üyenin. Gerekçe tartışmaları bitirmek şöyle dursun tam tersine daha da artırdı.

Niye böyle oldu peki?

Niye olacak, hep böyle olduğu için bu da böyle oldu. Çünkü maalesef ülkemizde hukuk, adalet üreten, adalet dağıtan saygın bir kavram olmaktan ziyade çekiştirmeye bayıldığımız bir oyuncak olmuştur çoğu zaman. Bir hukukçu olarak bunu itiraf etmekten mutlu değilim elbette ama ne yapalım ki hakikat tam da bu. Siyasal tarihimiz hukukun siyasiler tarafından elden ele nasıl çekiştirildiğine dair ibretlik örneklerle dolu. Özellikle olağanüstü dönem yargılamaları hukuk tarihimize düşen kara birer leke. Olağanüstü dönemlerimiz olağan dönemlerimize daha baskın olduğu için hukuk formamız koyu siyah ve az beyaz.

İnsanlar bir durumu, bir olayı tartışırken önce tarafını seçiyor, pozisyonunu alıyor, sonra ona göre konuşmaya başlıyor. Siyasetçiler bir yargı kararı kendi lehlerine ise yargıyı öve öve bitiremiyor, aleyhlerine olduğunda da yerin dibine batırıyor. Çok kısa aralıklarla birbirine ne kadar zıt beyanlarda bulunduklarını, kendi kendine nasıl çeliştiklerini ise hiç umursamıyor, halkımızın güçlü olmayan hafızasına güveniyorlar. Dün aynı yargıç veya mahkeme için ne söylediğinin ne önemi var, o zaten çoktan unutuldu, önemli olan bugünkü durum bugünkü pozisyon.

Hukuku sadece siyasiler çekiştirse iyi, bundan daha kötüsü bizzat yargı mensupları çekiştiriyor, dün ak dediklerine bakıyorsun bugün kara diyorlar. Özellikle siyasi konularda verilen kararlarda yargının haklıdan çok güçlüyü merak ettiği ve kolladığı görülüyor.

Siyaseti, yargıyı bir kalem geçip halka bir şey söylememek olmaz, nihayetinde kıyasıya eleştirdiğimiz siyasetçiler ve kararlarını beğenmediğimiz yargı mensupları da bu halk arasından çıkıyor. Halk adalet beklemiyor, gol bekliyor ve bunun için de karar skora dönüşüyor 7’ye 4.

Hâsılı siyasetçisi, yargıcı, halkı ile birlikte hepimizin şunu anlamasının zamanı gelmiş de geçmektedir. Hukuk keyfimize göre çekiştireceğimiz bir oyuncak değil, bir arada yaşamamızın teminatı olan adaleti dağıtan saygın ve önemli bir değerdir, samimiyetle sahip çıkılması ve korunması gerekir aksi halde çekiştirip dururken kırılır, bir daha da kimse tamir edemez.

 

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ihracatçıya döviz alımında vergi müjdesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ihracatçılarımız döviz alırken binde birlik kambiyo vergisi ödemeyecekler.” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir