Son Haberler

İçerisindeki her canlının masum olduğu tek hapishane

Bir hapishane düşünün ki içerisinde yaşayan tüm varlıklar dünyaya ilk geldikleri gün ki gibi masum ve temiz. Bu hapishanedeki varlıkların hiç biri neden özgürlüklerinin kısıtlandığını bilmeden, hiçbir makama karşı haklarını savunamadan ve şikayetlerini bildiremeden yaşayıp gidiyor. Asla hayatları üzerinde söz hakları olmadığı gibi yaşamalarına da ölmelerine de başkaları karar veriyor. Onların istediklerini yiyor, onların istedikleri şekilde yaşıyorlar. O yabancıların kim olduklarını bilmedikleri gibi her gün onlara benzer yüzlerce yabancının göz hapsine de maruz kalıyorlar. Ne diledikleri gibi uçabiliyorlar ne de fıtratları üzerine yüzebiliyorlar. Cam fanuslar, tel örgüler ardında her gün yüzlerce yabancının şaşkın bakışları arasında yapayalnız yaşamaya çalışıyorlar. İnsanoğlu ne garip ki kendi sefası için akla gelebilecek tüm zalimlikleri tereddütsüz yapabiliyor. Bu zalimlikler arasında en basit görüneni hayvanat bahçeleri. İnsanların yarım saat ‘keyifli’ vakit geçirebilmesi için dünyanın dört bir yanından toplanıp ait olmadıkları bir coğrafyada yaşamaya mecbur bırakılan hayvanların birer ‘canlı’ olduğunu unutuyor muyuz?

Çöl ve buzul hayvanlarını Akdeniz’in ılıman iklimine hapsetmek… Ne çok soğuk, ne çok sıcak. Fıtraten soğuk iklime ait olan kutup ayılarının, penguenlerin yapay bir havuzda buzdolabından çıkarılmış iki küp buzla ömürlerini geçirmesi ne kadar mümkün? Afrika’nın kurak topraklarına adapte olmuş çitaların, aslanların hayvanat bahçelerinde de özgürken ki kadar hızlı koşabildiklerini düşünüyor musunuz? Hayvanat bahçelerindeki yapay gölde tatlı tatlı yüzen yaban ördeklerinin halinden memnun olmadığı bir gerçek ancak işte tüm mevzu burada. Hayvanların hallerinden memnun olma hakkı var mı? İnsanoğluna göre yok. Eğer var olsaydı bugün bisiklet, motosiklet, otomobil vs. gibi onlarca taşıt varken sırf keyif için fayton tercih etmezdi kimse. Ya da uyuşturulduğu için patisini kaldıramaz hale gelmiş zavallı bir aslanın yanına geçip fotoğraf çektirmek yerine, bunun üzerinden para kazanan tüccarlara hesap sorardı insan.

Küçük çocuklarını ellerinden tutup cam duvarların ardına hapsolmuş hayvanları seyretmeye götürmezdi insan. Ama görünen o ki hayvanların tek işlevi insanları eğlendirmek, onların yaşama ve hürriyet ve benzeri hakları olmadığı gibi insanları eğlendirmekten, doyurmaktan ve postlarıyla ısıtmaktan başka işlevleri de yok. Tam olarak böyle mi peki? Bir çay kaşığı bal için ömrünü harcayan arılar yalnızca bal mı üretiyor? Ya da her bulduğu fındık, fıstık, cevizi toprağa gömen sincaplar aslında birer ağaç dikiyor farkında değil miyiz? Arılar polenleri oradan oraya taşımayı tamamıyla bıraksa yani arılar tamamıyla yok olsa dünyanın da toplamda 4 yıl ömrü kalacağını yani aslında onlara muhtaç olduğumuzu nasıl fark edemiyoruz? Bütün bunların bir zincir olduğunu, zincirden bir halka kırılırsa geri dönülmez bir çöküşün içine gireceğimizi neden düşünmüyoruz? Eğer doğaya ve hayvanlara hak ettiği değeri vermezsek hakkımız olan belayı bulacağımız günlerin çok uzağımızda olduğunu düşünmüyorum.

İlginizi Çekebilir

Diyarbakır’da 5 terörist etkisiz hale getirildi

Diyarbakır’ın Lice ilçesi kırsalında İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen operasyonda 5 terörist etkisiz hale getirildi. İçişleri ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir