İki farklı kavram; Adalet ve kanun

Gündem, kızının gözü önünde vahşice öldürülen Emine Bulut’un haberiyle çalkalanıyorken sessiz sedasız iki kadın daha öldürüldü ve Emine Bulut’un ölümü öylesine dehşet vericiydi ki diğer iki kadının ölümü medyanın da toplumun da ilgisini çekemedi. Oysa her öldürülen kadın vahşice öldürülmüştür ve her bir kadının ölümü, en az diğeri kadar dehşet vericidir.

Konya’da üç çocuk annesi Tuba Erkol da tıpkı Emine Bulut gibi çocuklarının gözü önünde vahşice öldürüldü. Bu nasıl bir vicdansızlık, bu nasıl bir gözü dönmüşlük ki 3 çocuğunun annesini çocuklarının gözü önünde 20 yerinden bıçaklayarak öldürebiliyorsun.

Yıllarca eşim dediği kadını 20 yerinden bıçakladıktan sonra 2 erkek çocuğunu alıp, 9 yaşındaki kız çocuğunu ortada bırakarak kaçan cani Bekir Erkol, annelerinin katledilişine şahit olan çocukları olay sırasında polisten yardım istemeye çalışınca, çocuklara dönüp; “Yardım istemene gerek yok. Anneniz öldü” demiş. Bu, soğukkanlı, planlı, asla ani gelişmiş olmayan bir cinayet. Gazetecilerin pişman mısın? Sorusuna da “Namus için pişman mı olunur?” diye karşılık vererek eşini çocuklarının önünde vahşice hislerle katletmiş olmaktan hiçbir şekilde pişman olmadığını da ifade etmiş.

Namus cinayeti. 3 çocuğunun annesini bundan 5-6 gün önce dövdüğü için evden 2 ay süreyle uzaklaştırma alan şahıs, adını koluna kazıdığı kadını namusu için öldürmüş, 20 yerinden bıçaklayarak. Bu namus cinayeti değil. Bu, namus bahanesine sığınılarak işlenmiş bir cinayet. Asıl namus cinayeti, Çilem Doğan’ınkidir. Kocası tarafından Antalya’da başka erkeklere pazarlanmak istenen kadın. Hiçbir kurtuluşu olmadığını biliyor. Boşansa çare değil. Gelip öldürecek kocası. Kendisinden istenileni yapsa her gün ölecek başka yataklarda. İşte bu kadının iki seçeneği vardı ya ölecekti ya da öldürecekti. Ölmek istemedi Çilem. Namus cinayeti böyle bir şeydir. Ben hiçbir şekilde şiddetten taraf olamam. Ne olursa olsun başka bir çözüm yolu olduğunu düşünürüm ama burada devreye güvenlik güçlerinin ve devletin girmesi gerek.

Çilem polis karakolunun koridorlarında gözü morarmış, dudağı patlamış vaziyette dolaşırken kocasından şikayetçi olmak için, biri tutsaydı kolundan, bir devlet büyüğü, deseydi yanındayım Çilem. O kadın ölmesin ya da öldürmesin diye kocasına hapis cezası verilebilirdi ya da bilemiyorum devlet desteğiyle Çilem yurt dışında, kocasının ona ulaşamayacağı bir yerde yeni bir hayat kurabilirdi. Kocası sınır dışı edilseydi belki de kimse ölmez ve öldürmezdi.

Erkekler bizim olan namusu diğer erkeklerden korumaya çalıştıklarını söyleyerek bizi öldürüyorlar. Burada bir gariplik yok mu? Burada kesinlikle bir gariplik var. Ama yasalarımızda haksız tahrik sayılıyor sanırım. Öldürdüğü kadın için ‘namussuzdu’ diyen katilin beyanını esas alıyor hakimler, savcılar. Oysa kadına söz hakkı doğdu, kadın nerede? Toprak oldu.

“Ben annemsiz uyuyamam ki. Ben onsuz nasıl yatarım? Ne olur doktorlara biraz daha para verin de annemi yaşatsınlar” Bu cümle, babasının annesini 20 yerinden bıçakladığına şahit olan 9 yaşındaki Müşerref Erkol’a ait. İşte en büyük namussuzluk bir çocuğa bu cümleyi kurdurtmaktır. En büyük namussuzluk bir çocuğa ‘Anne lütfen ölme’ dedirtmektir. En büyük namussuzluk çocukları annesiz bırakmaktır.

Ve Emine Nuyan. O kadar çok kadın öldürüldü ki, hangi birini sayacağız? Ağrı’da kocasının şiddetinden kaçıp kadın sığınma evinde kalan Emine Nuyan, eşinin “Çık Patnos’a gel, boşanalım” sözüne kanıp ölüme yürüdü. Planlı bir şekilde, boşanma dilekçesi için adliyeye giderken kocası tarafından silahla vurularak öldürüldü.

Tüm bunları nasıl içimiz kaldırıyor? Nasıl oluyor da “Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” Denilen bir din üzerine yaşıyorken kız çocuklarını gömen zihniyet gibi davranabiliyoruz?

Şimdi, öldürülen bu üç kadın ve öncesinde öldürülmüş olan yüzlerce kadın için adalet nasıl sağlanır? Arkadaşına “Gider paşa gibi yatarım Emine hiç sıkıntı değil, ne olacaksa olsun gider yatarım” diye mesaj atan Fedai Bulut’a müebbet hapis verince Emine Bulut için adalet yerini bulmuş mu olacak? Kanunlar adaleti sağlamak içindir ancak her durumda her kanun adaleti sağlayabiliyor mudur? Bir kadının toprak altında yatmasının bedeli, onu katleden caninin içeride paşa gibi yatması mıdır? Hayır, bu kanunların ne Emine Bulut için, ne Tuba Erkol için, ne Emine Nuyan için ne de annesiz kalan çocuklar için adaleti sağlayabileceğine inanmıyorum.

Adalet sözlük anlamı olarak; Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme; doğruluk. Kanun ise; kural, yasa. Adaletin yerini bulması, hakların korunması üzerine konulmuş kurallar bütünü. Adalet, kanundan çok daha derin çok daha zor bir kavram. Kanunların adil gördüğü, herkes için adaletli olmayabiliyor. Ancak inandığım şey şu ki bu kanunların noksanlığıyla ilgili değil. Öldürülmüş bir kadın için artık adalet sağlanamaz yani ne yaparsanız yağın asla adil olmayacak. Aynı şekilde annesi öldürülmüş bir çocuk için de adaletin yerini bulması imkansız zira o çocuk şuan annesini geri istiyor. Ancak annesi geri gelirse adalet yerini bulmuş olacak. Ancak öldürülen tüm kadınlara gasp edilen yaşam hakları geri verildiği taktirde adil olandan bahsedebileceğiz. Bu yüzden, dün de söyledim, bugün de söylüyorum, yarın da söyleyeceğim; konuşmamız gereken suça karşı nasıl ceza vereceğimiz değil, suçu nasıl önleyeceğimiz olmalı.

Çünkü adil olan, o kadınların böyle vahşice öldürülmemesiydi. O çocukların annesiz kalmamasıydı adil olan. Kanunlar ancak ceza verici değil suçu önleyici nitelikte işlediği zaman adaleti sağlayabilecek. Ne yazık ki toplum bunun farkında değil. İdam konuşuluyor her yerde. Söylemiştim, bir katili öldürdüğümüz zaman dünya üzerindeki katil sayısında bir azalmaya olmayacak. Dolayısıyla idamı değil, kadın cinayetlerine dur demenin yollarını konuşmalıyız artık.

İlginizi Çekebilir

“Ara öğünler abur cubur tüketiminin önüne geçiyor”

Doruk Sağlık Grubu doktorları, sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerine devam ediyor. Bu kapsamda açıklama yapan Beslenme ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir