İstanbul’u fetih eden Yunanlı kim?

23 Haziran seçimleri sıradan bir yerel seçim tekrarı değildir. Sadece bir Belediye başkanlığı seçimi hiç değildir. İstanbul Türkiye’dir. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimleri an itibari ile yalnız Türkiye’nin değil, Türkiye ile ilgilenen tüm ülkelerin ilgi alanındadır.  Ak parti 31 Mart’ta Türkiye genelinde büyük bir başarı elde etse de, Tayyip Erdoğan genelde % 52 yi geçen oy alsa da,  yabancı basın İstanbul’u kaybetti gibi göstererek sevinmiş, “Erdoğan ilk kez böyle bir yenilgi tadıyor” diye manşet atabilmiştir.

Dünyada yükselen, sesini her alanda duyurmaya başlayan, batı nezdinde hızla gelişen bir ülke olarak görülen ve bu yüzden batıyı korkutan Türkiye’nin önüne geçilmesini, Türkiye’nin Tayyip Erdoğan liderliğinden kurtulmakta gören batı, seçim öncesi her türlü ekonomik saldırıyı yapmasına rağmen başarılı olamamıştır. 31 Mart seçimlerini Ak Parti kazanmıştır. 17 yıldır devam eden seçimler zincirinde aralıksız 15.başarısını elde etmiştir.

Hal böyle olunca, ümidini ismi dünya önünde Türkiye’den daha büyük olan İstanbul seçimlerine bel bağlamıştır. Burada Ak Parti’nin seçim kaybetmesi doğrudan Tayyip Erdoğan’ın yenilgisi olarak lanse edilecek, dünya önünde Tayyip Erdoğan’ın seçim kaybettiği algısı ile gücü kırılabilecektir. Böyle bir durumda yıllardır üzerinde uğraş verdikleri Tayyip düşmanlığını çok daha rahat yayabileceklerdir. Burada Türkiye düşmanlarının ve yerli işbirlikçilerinin ana hedefi budur. Her alanda çekindikleri lider Tayyip Erdoğan’ın elini zayıf bırakmak, partisini zayıflıyor göstermek ve bu algı ile karşısında ona karşı kendileri ile işbirliği yapabilecek yeni bir lider oluşturma gayretidir.

CHP’nin adayı ile bunu yapabileceklerini sanıyorlar. Türkiye’de vesayetin adı CHP’dir. Bütün CHP tabanı buna bel bağlamış durumdadır.  Bunun arkasında onunla işbirliği içinde olan HDP var. HDP, PKK’nın siyasi kanadı, Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya ant içmiş hainler topluluğudur.  İyi Parti adı ile kurulan parti ise adeta FETÖ ‘nün siyasi kanadı, tüm FETÖ artıklarının desteği burada toplanıyor. Genel Başkanları 15 Temmuz öncesi meydanlarda 15 Temmuz hainlerinin parolası olan “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü söyleyip “Ben Başbakan olacağım” diyen her kılığa girmiş bir siyasi figürdür.  Aslında bu sözleri dahi onun FETÖ ile bağlantısını açıkça ortaya koyabilecek bir delildir.  Şimdi bunların yanına Türkiye Komünist Partisi de dâhil oldu. DHKPC li olduğu iddia edilen bir kadın da zaten CHP’nin İstanbul il başkanlığını hala yapıyor.  Ecevit’in DSP si de bunların kuyruğuna girdi. Hatta Saadet Partisi’nin bir hatibi Ak Parti’ye İstanbul’da biz kaybettirdik diye övünerek bu güruha desteklerini sundu.

Görünen tablo budur. 31 Mart seçimleri sonrası çalınmış oylarla İstanbul İl seçim kurulunun CHP’nin adayına mazbata vermesi sonrası bir yunan gazetesinin CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu için “İstanbul’u fetih eden Yunanlı” demesini dahi kabullenmişlerdir. İşte böyle bir adam, hala 23 Haziran seçimlerinde İstanbul’a Belediye Başkanı yapılmaya çalışılmaktadır.

Şimdi İstanbul seçmeni bu şartlar altında seçime gidecek ve yeniden bir tercihte bulunacaktır. AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım,  yıllardır bildiği, tanıdığı, Bakanlık, Başbakanlık yapmış İstanbul’a ve Türkiye’ye önemli hizmetleri bulunmuş bir isimdir. Zaten yakinen tanınan böyle bir ismin seçmene bir anlamda anlatılması da zordur. Seçmenin Ak parti adayı hakkında bilmediği veya eksik bildiği hemen hemen hiçbir konu yoktur. Zaten olmuş olsa yıllar içinde defaten gün yüzüne çıkacağı aşikârdır.

Son tahlilde tercih seçmenin olacaktır. Oyunun nereye gittiğini, kimleri sevindirdiğini, kimleri üzdüğünü iyi tahlil etmelidir. Bu seçimde kullanılacak her bir oy sıradan bir oy değildir. Her biri altın değerinde önemlidir.

Bakın itirazlar neticesinde o kadar hırsızlık yapılmasına rağmen oyların sadece % 10 u tekrar sayıldığında zaten çok az olan 29 bin fark 13 bine inmiştir. İstanbul’da 30 binin üzerinde sandık vardır. Her bir sandıkta bir oy çalsalar 30 bin oy yapar. İki sandıktan birinde bir oy çalsalar 15 bin oy yapar. Yani bir oy değil neredeyse yarım oyun önemi büyüktür. Vicdan sahibi her vatansever elini iki başının arasına almalı meseleyi iyi düşünmelidir. Bilhassa 31 Mart ‘ta soğana, patatese kızıp oy vermeye gitmeyen, bu sefer uyarı yapıyoruz diyen seçmenlerin bu konuyu iyi değerlendirmeleri gerekir.

Seçmen feraseti önemlidir. Bu sadece İstanbul’un seçimi değil, tüm Türkiye’nin seçimdir. Anadolu’daki her kişinin İstanbul’da bir akrabası mutlaka vardır. Bu iletişimde önemlidir. Her kişi bunu üzerine vazife bilmeli İstanbullu seçmen yeteri kadar mutlaka bilgilendirilmeli, bilinçlendirilmelidir.

Biz üzerimize düşeni yapalım. Bakalım Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ihracatçıya döviz alımında vergi müjdesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ihracatçılarımız döviz alırken binde birlik kambiyo vergisi ödemeyecekler.” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir