Kurban edilemeyen kurbanlar

Malum önümüz bayram. Çocukların tatlı tatlı giydirildiği, erken saatte kalkılıp büyüklere el öpmeye gidildiği ya da Akdeniz, Ege taraflarında lüks otellere yerleşilip, deniz-kum-güneş üçlüsüyle bayramın ‘tatil’e indirgendiği bir dört gün bizi bekliyor. Fakat Önümüzdeki bayramın en büyük çelişkisi ‘bayram mı tatil mi’ değil, ‘kurban mı değil mi’ çelişkisi olacak. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’den bizlere miras kalan kurban, “Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac, 22/28), “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hac, 22/34), “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac, 22/36-37) gibi ayetlerle tartışmaya kapalı, net bir ibadettir.

İfade edildiği üzere Allah’a yakınlaşmaya vesile olan kurban, et ihtiyacını temin etmek için değil ibadeti yerine getirmek için kesilir. Bütün varlığını –ki tüm o varlığı veren de yine yalnızca Allah’tır- Allah yoluna feda etmeye hazır olduğunun bir göstergesi olarak kurban kesen her Müslüman, kestiği kurbandan fakire, kesemeyene yedirmek zorundadır.

İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer; kurban kesmek tamam, Müslümanım diyen ve gücü yeten herkes kesiyor peki ama kurban etmek? Herkes kesiyor bir kurbanlık ama kaç kişi bu kurbanlığı kurban edebiliyor? Ne demiştik ‘Bütün varlığını Allah yolunda feda etmek’ şimdi kurban kesenler, dolaplarını, derin dondurucularını etle doldurup kurban vazifesini yerine getirmiş mi oluyorlar? Elbette hayır. Kesilen kurbanın belli bir pay dağıtılmadığı sürece kurban edilmiş olmayacağı açıktır zira Kur’an’da da kurban ile ilgili ayetlerde her defasında ‘isteyen, istemeyen tüm fakirlere yedirilmesi’ salık veriliyor.

Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir diyen Peygamber’in tebliğ ettiği İslamiyet, fakirin doyurulması, muhtacın ihtiyacının giderilmesini her inananın boynuna borç kılmış. Buraya kadar tamam fakat günümüz toplumunda çoğu komşumuzun ismini dahi bilmezken hangisinin aç hangisinin tok olduğunu nereden bileceğiz ki? Kendi ellerimizle inşa ettiğimiz modern dünyamızda, som model telefonlarımızdan gözlerimizi ayırmayarak girdiğimiz apartmanlardaki evlerimizden yine sabahları gözümüz telefonda çıkarken kaç komşumuza günaydın diyoruz? Üst kattaki komşumuzun yeni bir bebeği olmuş haberimiz var mı? Yan komşumuzun rahatsızlandığı için çalışamıyormuş yiyecek ekmekleri var mı biliyor muyuz? Onlarca katlı binalarda yüzlerce kişi aynı yaşıyor ama yıllarca birbirimize yabancı kalabiliyorken hangi komşumuza kurban vermemiz gerektiğini biliyor muyuz?

Ya da asıl soru ‘kurbanı vermemiz gerektiğini biliyor muyuz’ komşularımızı tanımak tanımamaktan önce dört kolla sarıldığımız dinin ibadetinin farzlarını tam olarak biliyor muyuz? Kurbanı kesmek için hazırlarken bir yandan da mangalı yakmak… Kesilen kurbanı kıymalık, yemeklik, mangallık olarak küçük paketler halinde derin dondurucuya atmak. Kesilen kurbanın aile fertleri haricinde kimseyi doyurmaması… Şu halde “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac, 22/36-37) ayette bahsedilen kurban ibadeti yerine getirilmiş olur mu? Kurban kesemeyen ailelerin çocukları heyecanla belki de kapılarının çalınmasını, birilerinin onlara bir parça et getirmesini bekliyor olabilir. Bu hiç de uzak bir ihtimal değil. Ben de küçükken beklerdim çünkü.  O yüzden kurbanınızı kestikten sonra bilindiği üzere etin üçte birini fakirlere, üçte birini akraba ve tanıdıklara yedirmeli, kalan üçte birlik kısmı ise evimize ayırmalıyız.

Nihayetinde Allah yolunda kesilen kurbanın yine Allah rızası için dağıtılması asla bir kayıp değildir. Zira Bakara Suresi 261. ayet; “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir” diyor. Sahip olduğumuz tüm malı ve mülkü Allah’ın tasarrufu ile elde ettiğimizi unutmazsak eğer, O’nun yolunda harcadığımız her bir kuruşun da O dilediği sürece kat be kat bize geri döneceğinden emin olabilir. Dolayısıyla bu bayramın da tam anlamıyla bayram olması için her bir ihtiyaç sahibinin doyurulması gerektiğine inanıyorum.

Evine yalnızca bayramda et giren çocukların, ‘kapı çalsa’ diye heyecanlı bir bekleyiş içerisine girdiğini bilmiyorsunuzdur belki. Ben kendimden biliyorum. Bayram günü, akşama doğru henüz evine et girmemiş babanın çocuklarına karşı mahcubiyetini de çok iyi biliyorum. Ve günün sonunda kapı çaldığında o çocukların yaşadığı sevinci de…

Uzun lafın kısası, kurban paylaşmak için önemli bir fırsattır. Kapısını çaldığınız evde en son ne zaman et yendiğini ya da evin küçük çocuğunun getirdiğiniz eti ne kadar zamandır beklediğini bilemezsiniz. Bu nedenle kurbanı, bir yıllık et ihtiyacı olarak görmeyin. Paylaşmaktan da korkmayın, paylaştıkça çoğalır ve Allah malından vereni sever. Allah’ın sevdiği kullar olmamız umuduyla.

Son olarak, 3 arkadaşıyla kurban eti dağıttığı sırada PKK’lı teröristler tarafından vahşice katledilen Yasin Börü, Hasan Gökgöz, Yusuf Er ve Hüseyin Dakak’ı da rahmetle analım. Yasin’i ve arkadaşlarını mübarek bayram günü acımadan, işkence ederek katleden PKK illetinin de kökünün kuruması dileğiyle.

 

İlginizi Çekebilir

Türkiye çok önemli bir bilim adamını kaybetti!

Türkiye çok önemli çok değerli bir değerini daha trafik kazasında kaybetti.  Anadolu’yu ebed vatan yapan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir