Son Haberler

Martın sonu nisan

24 Haziran 2018 seçimlerinde ilk Cumhurbaşkanımızı seçerek başkanlık sistemine geçtiğimiz halde parlamenter sitemin artıklarından kurtulamadık. Daha başkanlık sisteminin uyum yasalarını dahi tamamlamadan önümüze yerel seçimler geldi. Türkiye’de seçim dedin mi, akan sular duruyor. Aslında böyle olmaması gerek. Her seçim kendi atmosferi içinde cereyan etmesi gerekir. Ama öyle olmuyor. Sanırım belki de bu kadar önem atfettiğimiz son yerel seçim bu olacak. Bu seçimden sonra 4,5 yıl seçim yok. 2023 Başkanlık seçimlerine kadar sistem tam olarak oturarak işler hale gelecek. Gerekli tüm yasalar tamamlanmış, partiler yasası, yeni seçim yasası yapılarak yerelde ve genelde muhtemelen dar bölge sitemine geçileceğinden, tüm seçmen sadece kendi seçim bölgesinde en iyi adayı seçerek meclise göndermenin derdine girecek.

Şimdi CHP kendine tutturmuş bir slogan gidiyor ya. “Martın sonu bahar“ diye. Hani ne anlamamı varsa bilmiyorum. Mart ayı bizde dert ayıdır. Vergi ayıdır. Kış çıkarken en soğuk günlerinden bazılarını buraya bırakır. Çiftçi tedirgindir. Ürünü yanabilir. Çiçekler tutmayabilir. Evde yakacak kalmaz. Ünlü bir atasözünü kendine yazdırmıştır. “Mart ayı kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” diye. Şimdi tüm bunlara bir de yerel seçimin sıkıntısı girince hani vatandaş “git be kardeşim” der gibi Mart ayına bakar durur.

Geçen zamanı durdurmak mümkün mü? Elbette geçip gidecek. Sağ olursak Pazar günü sandık başına giderek Mart ayını da uğurlamış olacağız. Aman ne uğurlama. Daha Nisan’ın birine adım atmadan Nisan balığını birileri tam yakalayacak. Tabi balığın gerçek olup olmadığı sabahın aydınlığında belli olacak. Aslında bahar başladı. Bir kere slogan yanlış, Martın sonu bahar değil, “Martın sonu Nisan”. Nisanı inşallah göreceğiz ve bahar devam edecek.

Meseleye siyaseten baktığımızda Martın sonu bazı partiler için bahar değil, direk yazı falan görmeden tekrar kışa dönüşecek. Aslında onlar şimdi baharı yaşıyorlar ve yalancı baharda erken çiçek açtıklarından Martın soğuğunun kendilerini yaktığının farkında değiller. Nisan sabahı bunlara vuracak kırağı ile ne baharı ne yazı görecekler. Meyve de veremeyecekleri için kökünden kesilme ihtimalleri yüksek.  Ana muhalefetin sahip değişikliği kaçınılmaz görünüyor. Yavru muhalefetin yok olup bir yerlere ilhakı kısa zamanda olabilir.

Yani gördüğümüz, hissettiğimiz budur. Hani daha zaman var pazara kadar.  Derler ki, sen taraflı yazmışsın. Canın öyle istiyor falan.  Sadece şimdi değil ki, her seçimde yazıyoruz. Birisi de desin ki, şu seçim öncesi yanlış yönlendirdin, yazdıkların olmadı diye. Haftaya biz yine buradayız inşallah. Sanırım Cumhur İttifakının zaferini yazarız.

Şimdi tahminler var tabi, son veriler gelmeye başladı. Anket şirketleri son tahminleri Partilerin önüne koydu. Daha doğrusu bazı partiler için neredeyse takke düştü kel göründü. Hayaller sona ermeye başladı. Çünkü gerçeğe çok az kaldı. Cumhur ittifakı Türkiye genelinde Seçmenin ekseriyetinin oyunu alacağı görünüyor. 28 Haziran seçimlerindeki oy oranını koruyor. İstanbul, Ankara, Bursa’yı Cumhur ittifakının alacağı yönündeki tahminler kuvvetli. Son ana kadar olağan üstü bir durum olmazsa bu ortalamaların tutacağı yönünde görüşler ağır basıyor.

Cumhur İttifakının İstanbul Mitingi aslında net olarak seçim sonucunu haykırıyor. İstanbul demek Türkiye demektir. Kararsız seçmen bu Mitinge bakar kararını verir. Cumhur ittifakının seçmeni bir yere gitmiş değil. Yerinde duruyor. Baştan kendini biraz çekti haklı olarak. Hem bu bir seçmen taktiğidir. Yıllardır iktidara oy veren seçmen seçim öncesi mesaj verir. İsteklerini bildirir, naz yapar, alacağını almaya bakar. Bir çeşit alışveriş,  bu seçimde seçmen iyi pazarlık yaptı. Hem madden hem de manen iktidara gerekli uyarıyı yaparak, istediğini hemen hemen aldı. Daha iyi adayların çıkmasını sağladı. Şehrine daha iyi hizmetlerin gelmesi için taleplerini iletti ve bu taleplerin seçim vaatlerinde yer almasını sağladı. Şimdi sandığa gidip gerekeni yapacak ve yıllardır aldığı hizmetlerin devam etmesini sağlayacak.

Yahu bu seçmenin,   3. köprüye, Marmaray’a, Osmangazi Köprüsüne, Ovit Tüneline, Taksime Camiye, Avrasya Tüneline, 3. Havaalanına, Çanakkale köprüsüne, Kanal İstanbul’a, Çamlıcaya Camiye, Afrin Zaferine, İstanbul-İzmir Otoban yoluna, Hızlı Trene, İllere yapılan Havaalanlarına, Barajlara, Rüzgâr enerjilerine, Nükleer enerjiye karşı çıkan zihniyete oy vereceğini mi sanıyorsunuz?

15 Temmuz gibi bir gecede canını verip vatanını vermeyenlerin, sandıkta, 15 Temmuz şehitlerinin katilleriyle, FETÖ ile, PKK ile bir safta duranlara bu ülkenin Belediyelerini teslim edeceğini mi sanıyorsunuz?

Saflar net olarak bellidir. Bir tarafta Cumhur ittifakı; Vatan- Millet sevdalıları, şehitler, onların yakınları, kahramanlar, bu ülke için, bu millet için canını verenler, canı pahasına çalışanlar, bizatihi Milletin kendisi.  Diğer tarafta Zillet ittifakı; İhanet içinde olanlar, HDP ile PKK ile iş tutanlar, bu ülkeye şimdiye kadar zerre miktarı faydası olmayıp aksine önünü tıkayanlar, yalancılar, kendilerini efendi Milleti köle sayanlar ve bir şekilde ne yazık ki bunları görmeyip veya göremeyip onların peşinden gidenler.

Hayır olsun inşallah.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

İlginizi Çekebilir

Kent yaşamını bırakıp atıl araziye ‘can’ verdi

28 yaşındaki Özge Yıldırım, aldığı destekle hem köyündeki atıl durumda bulunan arazisini yemyeşil bir erik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir