Olmaz olsun böyle öğretmen!

Eğitim muhakkak her ailenin en önem verdiği konulardan biridir. Çocuk doğar doğmaz ebeveynler evlatlarına ‘iyi bir gelecek’ hazırlamak adına iyi okullarda okuması, iyi bir üniversite kazanması ve bu eğitimlerin sonunda iyi bir iş sahibi olması için canla başla çalışır. Aynı zamanda okul, çocuğun ailesi yanında olmadan ilk sosyalleştiği alandır da. Tek başına arkadaşlar edinir, kantinden su alırken parayı kendisi uzatır, ödevleri dolayısıyla sorumluluk bilinci gelişir.  Okullar çocukların hem sosyal-beşeri bilimleri öğrendiği hem de toplumsal kuralları, çevreyi ve kültürü tanıma imkanı buldukları yerdir. Ancak okul ne kadar iyi olursa olsun bazen çocuğun travmatik sahnelere, olaylara maruz kalması kaçınılmaz olabiliyor.

Öğretmenlik muhakkak kutsal bir meslek ve ben de özellikle ilkokul öğretmenimi saygı ve minnetle anıyorum ancak öğretmen olup da henüz insan olamamış, vicdani gelişimini tamamlayamamış bireylerle karşılaşan çocukların okula ve öğretmene bakış açıları muhakkak çok daha farklı olacaktır. Örneğin Çankırı’nın Yapraklı ilçesinde bir ilkokulun müdürü İstiklal Marşı için dizilmiş tüm çocukların gözü önünde kürsüye çıkardığı 3-4 çocuğa vicdansızca şiddet uyguluyor. Öyle ki izlerken kanımın donduğu görüntülerde el kadar çocuğu kulaklarından tutup yerden yaklaşık 30-40 cm yukarıya kaldıran varlığa bırakın öğretmen demeyi insan bile diyesim gelmiyor. Hızını alamayan bu mahluk, diğer çocuklara da kin ve nefretle vurmaya başlıyor, her tokat attığı çocuk darbenin şiddetiyle sarsılıyor. Ve tüm bunlar diğer çocukların gözü önünde gerçekleşiyor. Anne babaların dokunmaya kıyamadığı ve güvenerek okula, öğretmenlere emanet ettiği çocukların böyle bir ortamda ‘eğitim’ adı altında travma sebebi şiddete maruz kalması hangi vicdanın ürünüdür? Böyle mi eğitilecek bu çocuklar?

Şiddet, bugüne kadar hangi sorunu çözmüş ki bu çocukların eğitiminde kullanılacak bir yöntem osun. Ki zaten görüntülerdeki ‘okul müdürünün’ bu şiddetinin eğitimle uzaktan yakından alakası olmadığı gibi açıkça kin ve nefretle vurduğu da görülüyor. Dolayısıyla acaba diyorum okullara, huzurevlerine, yetimhanelere, sevgi evlerine, özel eğitim merkezlerine personel seçiminde yüksek puanlı, iyi cv sahibi olan ‘başarılı’ bireyler yerine iyi yürekli, vicdan ve merhamet yoksunu olmayan, insanlıktan nasibini almış bireyler mi tercih edilse? Çünkü bu çocukları böyle döven bir varlığın KPSS’den ne kadar iyi puan alarak atandığı ya da müdürlük yetkisinin ona verilmesinden önce ne kadar başarılı bir kariyere sahip olduğu şuan beni hiç ilgilendirmiyor. Ne demişti okulunda katledilen Ceren Damar hocanın eşi; “İYİ BİR HUKUKÇU, İYİ BİR MÜHENDİS DEĞİL İYİ BİR İNSAN OLMAYA ÇALIŞIN” iyi insan olmak iyi bir kariyere sahip olmaktan her zaman daha değerlidir.

 

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ihracatçıya döviz alımında vergi müjdesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ihracatçılarımız döviz alırken binde birlik kambiyo vergisi ödemeyecekler.” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir