S-400’leri almalıyız

Cumhuriyet tarihimizin belki de en kritik yıllarını yaşıyoruz.  2002 seçimlerinden bu yana sadece bir partinin iktidarını yaşadık. Ülkemizin her alanda imarı tamamlanırken sürekli bir mücadelenin de içinde olduk. Her seçim çok önemliydi. Millet, kendi iktidarına daha çok sahip çıkma mücadelesi verdi. Lideri bildiği Recep Tayyip Erdoğan’ı kendinden bildi ve her daim başında olması için elinden geleni yaptı. Şimdi iktidar olabilmek için milletin ekseriyetinin oyunu almanız gerekli. Üstelik Türkiye gibi Medyası her türlü manipülasyonu yapabilen ve demokrasinin kuralları sonuna kadar işleyen bir ülkede bunu başarabilmek oldukça güç.

İşte bu şartlar altında sitemi dahi değiştirmeyi başardık.  İktidarın seçildikten sonra önüne 5 yıl engel konamayacağı Başkanlık sistemine dahi geçebildik. 2018 Başkanlık seçimleri ile de bu sisteme adımımızı attık.

Tabi ki Başkanlık sistemine geçmemiz bir milattır. Bundan böyle başkanlık öncesi ve sonrası olacaktır. Ve ülkemizin ilk Başkanı da Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.

İşte bunun kadar önemli olan, 17 yıllık mücadelemizin sonunda geldiğimiz bu noktadan daha da ileriye gidebilmemiz, gelişebilmemiz, kimseden emir almadan daha bağımsız hareket edebilmemiz adına ülkemiz savunması adına son derece önemli bir eşikte olmamızdır.  Bu tarihi bir eşiktir.

Rusya’dan almayı planladığımız ve anlaşmasını yaparak teslim alma aşamasına geldiğimiz S-400 hava savunma sistemlerinin Türkiye’ye gelip gelmeyeceği hala tam olarak netlik kazanmamıştır.

2013’te NATO üyesi olduğumuz için Suriye tehdidi göz önünde tutularak ABD, Almanya ve Hollanda’nın Patriot füzeleri ülkemizin güneyini korumak üzere konuşlandırılmıştı. Ancak bunların kontrolü tam olarak bizim elimizde olmadığından sağlıklı bir sonuç alınmamış ve hemen akabinde “Suriye’den füze tehdidi kalktı” bahanesi ile 2015 yılında Patriotlar geri çekildi. Ülkemizin şu anda havadan gelecek bir saldırıya karşı bir savunma sistemi maalesef yoktur.

Karadan karaya, denizden karaya uzun menzilli füzelerin atılabildiği bir dünyada ülkemiz gibi Jeopolitik önemi olan bir devletin hava savunma sisteminin olmaması demek, dış ilişkilerinde gerektiğinde çok rahat edemiyorsun anlamına gelir. Böyle bir tehdit varsayımını göz ardı etmeden sağlıklı bir dünya politikası üretebilmek mümkün olabilir mi?

Tam bağımsız güçlü bir ülke olma adına attığımız her adım bizi hedefimize daha çabuk ulaştıracak, dünyada tarihi misyonumuzdan gelen yerimizi bir an önce geri kazanmamızı sağlayacaktır. İçte savunma sanayinde yapmış olduğumuz yatırımlar neticesinde yerli ve milli silah üretimine geçmiş olmamız da bu sürecin parçalarından biridir.

ABD bu konuda bizi sürekli sıkıştırıyor. Rus yapımı, dünyanın en gelişmiş hava sistemlerinden biri olan S-400’leri almamamız için elinden geleni yapıyor.  ABD’nin şu anda dünya üzerinde verdiği en büyük savaşlardan biri budur. Bu sistemleri şimdiye kadar Rusya’dan sadece Çin almıştır. Biz aldığımızda bunun yolu açılacak, hemen arkamızdan Fransa’da bu sistemleri Rusya’dan alabilecektir.

Son yapılan Erdoğan-Trump görüşmesinde bu konuda bir çalışma gurubu oluşturulmasına karar verilmiştir. Neticesi ne olacak bilmiyoruz. Ancak bu sistemleri biz şiddetle almak istiyoruz. Aynı şiddetle ABD istemiyor, hatta bizi tehdit ediyor. Ekonomik saldırı yapıyor. Proje ortağı olduğumuz    F-35’leri vermeyeceğini söylüyor.

Bütün bunlara rağmen, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  koltuğunu şaibeli ve sonuçlanmamış seçimle işgal eden İmamınoğlu  dahil, Genel Başkanı dahil bütün muhalefet bu konuda muhalif hareket edebiliyor.

İktidar ne istiyor? Muhalefet ne diyor? Sadece buradan dahi kimin neye hizmet ettiği açık olarak ortaya çıkıyor.

S-400’leri almalıyız. Ne bahasına olursa olsun almalıyız. Tam olarak güvenliğimizi sağlamadan yolumuza devam edemeyiz. Bunun için ekonomik bedel de ödesek, ABD’nin uygulayacağı ambargolara millet olarak ta göğüs germeli iktidara bu konuda tam destek vermeliyiz.

Tarihi bir eşikteyiz. Belki de bir milat. Aldığımızda önümüzü açacağımız, alamadığımızda boyunduruğumuzdan kurtulamayacağımız bir milat. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeliyiz. Çocuklarımıza esareti miras bırakmamalıyız.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

İlginizi Çekebilir

YÜZDE KAÇ?

ertuğrul yazmış; “Türkiye artık yüzde 99’u müslüman olan ülke değil” Başlığı aynen iktibas ettim. Dikkatinizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir