Sanatçının ahlakı olmaz mı?

Sanatçı, sanatı ve sanatçı kişiliği ile güzeli güzelliği yansıtan kimsedir. Hayatta ve eşyada bediiyyatı ortaya koyarak, aynı zamanda eşyanın hakikatini insanların beğenisine sunmakla görevli olduğunun farkına varması gerekiyor. Milletlerin bedii zevklerini yansıtan sanatçıların, kendilerinden sonra gelecek kuşaklarca hayranlıkla anılmalarının arkasında yatan asıl neden de bu olsa gerek. Bu aynı zaman da şu anlama da geliyor: Sanatçı, ölümümden sonra, sanatıyla anıldığı gibi, ahlakı, dürüstlüğü ve toplum içindeki davranışlarıyla da örnek olması gibi bir sorumluluğu da yüklenmiş oluyor.

Evde tabağı hizmetçi kırarsa, ‘gözün kör mü, tabağı niçin kırdın’ diyerek azarlanırken, evin hanımı kırarsa, bunda da bir hayır vardır, diyerek normal görülmesinde bir çarpıklık yok mu? Oysa yapılan iş aynı, kırılan aynı tabaktır. Tıpkı bunun gibi, özellikle bizim medyamızda, sıradan herhangi bir insan ahlaksızlık yaptığında, ertesi gün çarşaf çarşaf sayfalarında deşifre eden medya organları, iş sanatçıyım diye ortaya çıkanlara gelince, normal bir iş gibi gösterilerek, bu ülkenin gençlerini iğfal etmenin peşindeler. Hemen arkasından da boşanan ailelerden, ezilen kadından, söz etmeye başlarlar.

Ahlak kavramları ve ahlakî davranışlar, sanatçıyım diye ortaya çıkanlar için bir anlam ifade etmiyor mu? Oysa sanatçının sadece sanatıyla değil aynı zamanda davranışlarıyla da bu ülkenin gençlerine örnek olma gibi bir sorumluluğunun olduğunu hiç hatırlarına getirmiyorlar bile. Bu ülkenin kadınlarını; güzellik yarışmaları adı altında soyup soğana çeviren batıcılar, aynı kepazeliklerini, medya organlarında, gazetelerinde, televizyon ekranlarında, kokuşmuş hayatlarını, medeniliğin gereği, çağdaşlık ve ilericiliğin olmazsa olmazı olarak, topluma sunmayı sürdürüyorlar.

Gazete sayfalarında, sıradan bir haberi verirken, hemen yanı başında  çıplak bir kadın resmini vermeleri, bu ülkenin genç kuşaklarına yaptıkları en büyük kötülük olarak karşımızda duruyor.

Habere bakar mısınız; ‘Ünlü şarkıcının kızı boşandığı eşiyle beraber olduğunu itiraf etti. Ünlü şarkıcı Niran Ünsal’ın kızı Hande Ünsal, boşandığı eşiyle birlikte olduğunu itiraf etti. Türk pop müziği şarkıcısı Hande Ünsal, katıldığı bir programda şaşırtan bir itirafta bulundu. Genç şarkıcı 2013 yılında evlendiği ancak daha sonra boşandığı eşi Serkan Balkan ile aşk yaşadıklarını söyledi.’ Sormak lazım bu haberi sunana; sizin aile kavramınız ahlaksızlık üzerine mi kuruldu? Hemen şunu diyecekler; ‘bu bir sanattır, ne yapılıyorsa sanat adına yapılıyor.’ Sanatı, sadece pornografi olarak gören bu asalaklar, yıllardan beri bu ülkenin toplum yapısını dinamitlemeye devam ediyorlar. Ne yazık ki gençler de bunlara özenerek, aynı şeyleri yapmanın peşine düşüyorlar. İş burada da kalmıyor, aile hayatı parçalanıyor, her türlü cinsel sapıklık meşru hale getirilmiş oluyor. Aile sorumluğu yüklenmek istemeyen gençler de her türlü cinsel sapkınlığa düşecek birer fenomen haline getiriliyor, bu alan ise bu sapkınlıkların yaşanabileceği açık alana dönüştürülüyor.

Bütün dökülmüşlüğümüze  rağmen, aile yapımız direnmeye devam ederken, bir takım çevreler, sanatçıyım diyenleri, hiçbir kural tanımayan, sadece cinselliğinden başka sermayesi olmayan tipleri kullanarak, bacakları arasından, ateş etmeyi  sürdürüyorlar. Oysa dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile bu konu ciddi ciddi düşünülürken, aileyi kurtarmak için tedbirler üzerinde çalışılırken, ne yazık ki ülkemizde bu alan oldukça boş bırakıldığını acıyla izlemekle yetiniyoruz.

Fahişeliği meslek, ahlaksızlığı da sanat olarak gören bu müfsid tiplerin, bu bozgunculuklarının önüne dikilmek gerekir. Aksi durumda, gelecek kuşaklarımızın ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığını görmek gerekir.

Demek ki; ahlaksız insandan sanatçı olmayacağı gibi, sanatı da ahlaktan ayrı düşünmek mümkün değil.

İlginizi Çekebilir

İsraf ve açlık

İnsanoğlu çok garip, elindeyken kıymetini bilmediği çoğu şeyi kaybedince dünyası başına yıkılıyor ama maalesef iş ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir