Sarıbal’dan şaka gibi hareketler!

Binali Yıldırım’ın başbakan olduğu dönemde anlattığı ve ondan sonra dilden dile dolanan bir fıkra vardı.

Fıkra aynen şöyle: “ Adamın biri “kurban” mevzuunu anlatıyormuş: “Çocuğu olmayan hazreti Davut, Allah’a dua etmiş, ‘ya rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim’ demiş. Dua tutmuş, Davut, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, hazreti Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, ‘kızı bırak, al bu keçiyi kurban et’ demiş”!  dinleyenlerden biri dayanamamış:

“Yahu bunun neresini düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim; kız değil erkek; Ayşe değil İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil, koç”!

Ziraatçı olan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 2 Ağustos tarihinde Gemlik İlçe Örgüt Toplantısı’nda Marmarabirlik’le ilgili yaptığı açıklamalar da tam bu fıkrayı hatırlatıyor.

Kürsüye çıkan Sarıbal, uzmanlık alanında yani tarım alanında racon kesiyor.  Marmarabirlik’in çiftçinin parasıyla ayakta duran bir kuruluş olduğunu söylüyor.

Marmarabirlik’i göreve çağırıyor ve Ağustos ayı başında fiyat açıklanmasını istiyor. Ortada daha ürün yok.

Sonrasında mum dikiyor adeta. Bakın kendi sözleriyle aynen şöyle diyor:

“Derhal, tarımsal girdilerdeki artışı dikkate alarak alım fiyatını açıklamalıdır. Marmarabirlik’in, evet tam zamanıdır, ciddi anlamda köylüsünün, çiftçisinin, ortağının yanında olduğunu gösterecek, bütün o iktidarın ceberut ve yanlış yapılanması karşısında çiftçiden yana bir tavır koyarak, kimsenin ikazına ihtiyaç duymadan fiyatları açıklayıp, hiç olmazsa çiftçiyi yalnız bırakmamalı. Bu konuda biz de üzerimize düşeni yapacağız.”

Konuşmasında devletin 5473 sayılı kanunun değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Baktık o kanun ne diyor. Sıkı durun memura ek ödeme yapılmasıyla ilgili bir kanun. Yani konuyla uzaktan yakından ilgisi yok. Zaten konuştuğu kitlenin de umurunda değil.

Devletin Marmarabirlik’e düşük faizli ciddi kaynak sağlaması gerektiğini ilave ediyor. Oysa Marmarabirlik kar açıklayan Türkiye’nin yüzakı kooperatiflerinden biri. Birlik zamanından önce üreticinin parasını tıkır tıkır ödüyor. Öyle kredi filan alarak, borçlanarak yapmıyor bunu. Kendi kasasındaki parayla ödüyor.

Sadece muhalefet yapmak siyaset yapmak için konuşmak yerine Marmarabirlik yönetimi ile iki dakika konuşsa bu ofsaytlara düşmeyecek Sarıbal.

Şimdi Sarıbal’ın bu açıklaması üzerine Marmarabirlik yönetimine sorduk. Bu dönemde ne fiyatı açıklanabilir diye?

Dediler ki salamura fiyatı desek o dönemde değiliz.

Yeşil zeytin fiyatları desek o dönem de değil.

Siyah zeytin hasat dönemi desek o değil daha en az üç ay var.

Yani olmayan ürüne, 3 ay öncesinde fiyat istiyor Sarıbal!

CHP’de parti içinde örgütün büyük tepkisini çeken ve her attığı adımla şimşekleri üzerine toplayan Sarıbal, o kadar daralmış ki ne diyeceğini nasıl bu işin içinden çıkacağını şaşırmış durumda.

Kurban Bayramı öncesi ve sırasında bir çok CHP’li Kurban Bayramı için hayvan katliamı diyecek kadar şuursuzlaştığı bir süreçte aynı partinin Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal, hayvan pazarlarını gezerek elde kalan hayvanları devletin yüksek fiyatla almasını ve üreticinin mağdur edilmemesini bas bas bağırdı….

Anlamadık birader!

hayvanlar kesilsin mi kesilmesin mi (!)

Protokol bayramlaşması diye bir şey var? Niye var?

Malum milli ve resmi bayramlar da protokol bayramlaşması diye bir şey var. Valilik ya da kaymakamlıklarda il protokolü bayramlaşıyor.

Asıl amacı protokolle halkın bayramlaşması ama pek halk olmuyor bu bayramlaşmalarda. Öyle olunca da protokol birbiriyle bayramlaşıyor.

Anlamsız, amaçsız, neye hizmet ettiği belli olmayan ama zorunlu hareketler haline gelmiş bu ve benzeri uygulamaların artık geride kalması ve gerçek anlamda bu toprakların kültürünün yeniden yerini alması gerekiyor.

Bayramların hepsi milletin bayramı. O halde milletin olmadığı bayram kutlaması olmaz. Bayram yerlerinde bu bayramlar kutlansın.

Protokol gerekirse sabahtan akşama kadar milletle bayramlaşsın. Öyle cilalı parke üzerinde protokole girenlerle değil halkla bir arada kutlasınlar bayramları.

Resepsiyon balo bunların hepsinin artık terk edilmesi gereken uygulamalar olduğunu herkes görüyor.

Ceberut devletin millete üstten baktığı eski Türkiye’de baskı aracı olarak kullanılan bir siyasetin ritüelleri artık terk edilmek durumunda.

Millet olmadan devlet olmayacağına göre, milletten ayrı devletin bayram kutlaması da olmaz olmamalı.

Bir yerden başlanarak bu uygulamalar hızlı bir şekilde tarihin derinliklerine bırakılmalı.

 

İlginizi Çekebilir

Afrin’de yetim çocuklar için şenlik düzenlendi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ilçesinde İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından 350 yetim çocuk için yaza veda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir