Sigara Kebair midir?

Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş: “Dünyada ve ülkemizde yıllarca ‘haram’ denilmediği için dikkate alınmayan sigara bağımlılığından insanlığı kurtarmamız lazım. Sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu milletimize anlatmalıyız” demiş.

Ayrıca daha önce de kamuoyunda tartışılan Diyanet Vakfı İlmihalindeki fetvada da şöyle denilmiştir:
“Hem içene hem de o ortamda bulunan şahıslara ve çevreye verdiği zararlar, israf ve hakların ihlâline yol açabileceğinin kuvvetle muhtemel olması dikkate alınarak, sigara içmenin kural olarak dinen “harama yakın mekruh” sayılması gerekir. Ancak bedene verdiği zarar ilmen ve tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa, açık bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkileyip aile fertlerinin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin nafakasını kısmasına yol açıyorsa, zorunlu harcamalardan ve aslî ihtiyaçlarından bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, o takdirde sigara içmenin dinen de “haram” olduğu söylenebilir. Nargile ve enfiye gibi alışkanlıklar da bu çerçevede değerlendirilebilir.”

Öğrencilerimle de bu konuyu sık sık konuşuruz. Hatta bazı öğrencilerim  ‘İçkiden daha zararlı ve daha yaygın bir bağımlılık olmasına rağmen sigaranın neden ‘Haram’ kılınmadığını sorguluyorlar.

Öncelikle ‘Haram’ kavramının ‘teşrii’ bir kavram (hukuki/ yasama ile ilgili) olduğunu belirtmek istiyorum. Bir şeyin haram kılınması ‘Yasaklanması’ anlamına gelir. Yasaklanan şeyi irtikap edenin de cezai müeyyideye maruz kalması gerekir. Araplar bu kavramı günlük hayatta da kullanıyor. Park yasağı olan yere arabanızı park ettiğiniz zaman ‘park haram’ diyorlar.

Bir haramı koymak ve uygulamak için teşrii bir makamda/ konumda olmak, o harama uymayanları takip edip cezalandırma konumunda olmak gerekir. Diyanetin böyle bir konumu, yetkisi ve yasağı uygulama gücü ve organizasyonu yoktur. Ancak Devlet, kapalı yerlerde, okul, hastane bahçelerinde vs. sigara içilmesini, 18 yaşından küçüklere sigara satılmasını yasaklamıştır (Haram kılmıştır) Çünkü Devletin o yetkisi ve uygulayacak gücü vardır. Uymayanlara da yaptırım uygulayabilmektedir.

Diyanet aslında ne yapabilirdi?
Sigaranın ‘zararlarının faydalarından fazla’ olduğundan (Bakara:219), Allah resulünün ‘Tayyibatı (Hoş, temiz, güzel, yararlı olan şeyler) Helal, Habisatı (nahoş, pis, çirkin, zararlı) şeyleri haram kıldığını (A’raf:157) —–ki O’nun ümmetin lideri/ önderi/ başkanı olması hasebiyle teşrii yetkisi ve gücü vardır— sigaranın da sağlık açısından ‘habis’ bir şey olduğunda şüphe olmadığını, israf boyutunun ciddi bir sosyal yara (Kebair) olması hasebiyle ‘Büyük bir Günah’ olduğunu söyleyebilir ve söylemelidir. Ayrıca da bağlı bulunduğu devlete sigaranın daha fazla yerlerde haram (yasak) kılınması için çağrıda bulunmalıdır. Dinin insana, canı, malı, nesli, sağlığı, çevreyi… koruma sorumluluğu verdiğini, devletin görevinin de bunları korumak olduğunu ve görevini yapması gerektiğini bir çağrı ile tekrar tekrar söyleyebilir.

Hatta bununla da kalmamalı, diğer zararlı besinlerle ilgili (şeker, şekerlemeler, cola, katkılı içecekler, gdo’lu yiyecekler, pet şişeler, plastik tabaklar… vs) “Size verdiğimiz rızıkların tayyibat olanlarından yiyin” ve ‘Zararı faydasından fazla olan şeylerin Günah (Sakıncalı) olması” ayetleri çerçevesinde ve bu işin ehli uzmanlardan da bilgi alarak halkı uyarabilir. Devleti de bu konularda tedbir almaya çağırabilir.

Her şeye rağmen Diyanet’in ürkekliği üzerinden atıp, büyük bir sosyal ve ekonomik yara/ günah (Kebair) olan sigara ile ilgili bir ‘ictihad’ yapabilmesi ve bunu cesaretle dillendirmesini hayırlı bir çıkış olarak görüyorum.
Darısı diğer sosyal, çevresel, besinsel… vs sorunlardaki güncel sorunların başına diyorum…

Sigara Kebair midir?
Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş: “Dünyada ve ülkemizde yıllarca ‘haram’ denilmediği için dikkate alınmayan sigara bağımlılığından insanlığı kurtarmamız lazım. Sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu milletimize anlatmalıyız” demiş.

Ayrıca daha önce de kamuoyunda tartışılan Diyanet Vakfı İlmihalindeki fetvada da şöyle denilmiştir:
“Hem içene hem de o ortamda bulunan şahıslara ve çevreye verdiği zararlar, israf ve hakların ihlâline yol açabileceğinin kuvvetle muhtemel olması dikkate alınarak, sigara içmenin kural olarak dinen “harama yakın mekruh” sayılması gerekir. Ancak bedene verdiği zarar ilmen ve tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa, açık bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkileyip aile fertlerinin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin nafakasını kısmasına yol açıyorsa, zorunlu harcamalardan ve aslî ihtiyaçlarından bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, o takdirde sigara içmenin dinen de “haram” olduğu söylenebilir. Nargile ve enfiye gibi alışkanlıklar da bu çerçevede değerlendirilebilir.”

Öğrencilerimle de bu konuyu sık sık konuşuruz. Hatta bazı öğrencilerim  ‘İçkiden daha zararlı ve daha yaygın bir bağımlılık olmasına rağmen sigaranın neden ‘Haram’ kılınmadığını sorguluyorlar.

Öncelikle ‘Haram’ kavramının ‘teşrii’ bir kavram (hukuki/ yasama ile ilgili) olduğunu belirtmek istiyorum. Bir şeyin haram kılınması ‘Yasaklanması’ anlamına gelir. Yasaklanan şeyi irtikap edenin de cezai müeyyideye maruz kalması gerekir. Araplar bu kavramı günlük hayatta da kullanıyor. Park yasağı olan yere arabanızı park ettiğiniz zaman ‘park haram’ diyorlar.

Bir haramı koymak ve uygulamak için teşrii bir makamda/ konumda olmak, o harama uymayanları takip edip cezalandırma konumunda olmak gerekir. Diyanetin böyle bir konumu, yetkisi ve yasağı uygulama gücü ve organizasyonu yoktur. Ancak Devlet, kapalı yerlerde, okul, hastane bahçelerinde vs. sigara içilmesini, 18 yaşından küçüklere sigara satılmasını yasaklamıştır (Haram kılmıştır) Çünkü Devletin o yetkisi ve uygulayacak gücü vardır. Uymayanlara da yaptırım uygulayabilmektedir.

Diyanet aslında ne yapabilirdi?
Sigaranın ‘zararlarının faydalarından fazla’ olduğundan (Bakara:219), Allah resulünün ‘Tayyibatı (Hoş, temiz, güzel, yararlı olan şeyler) Helal, Habisatı (nahoş, pis, çirkin, zararlı) şeyleri haram kıldığını (A’raf:157) —–ki O’nun ümmetin lideri/ önderi/ başkanı olması hasebiyle teşrii yetkisi ve gücü vardır— sigaranın da sağlık açısından ‘habis’ bir şey olduğunda şüphe olmadığını, israf boyutunun ciddi bir sosyal yara (Kebair) olması hasebiyle ‘Büyük bir Günah’ olduğunu söyleyebilir ve söylemelidir. Ayrıca da bağlı bulunduğu devlete sigaranın daha fazla yerlerde haram (yasak) kılınması için çağrıda bulunmalıdır. Dinin insana, canı, malı, nesli, sağlığı, çevreyi… koruma sorumluluğu verdiğini, devletin görevinin de bunları korumak olduğunu ve görevini yapması gerektiğini bir çağrı ile tekrar tekrar söyleyebilir.

Hatta bununla da kalmamalı, diğer zararlı besinlerle ilgili (şeker, şekerlemeler, cola, katkılı içecekler, gdo’lu yiyecekler, pet şişeler, plastik tabaklar… vs) “Size verdiğimiz rızıkların tayyibat olanlarından yiyin” ve ‘Zararı faydasından fazla olan şeylerin Günah (Sakıncalı) olması” ayetleri çerçevesinde ve bu işin ehli uzmanlardan da bilgi alarak halkı uyarabilir. Devleti de bu konularda tedbir almaya çağırabilir.

Her şeye rağmen Diyanet’in ürkekliği üzerinden atıp, büyük bir sosyal ve ekonomik yara/ günah (Kebair) olan sigara ile ilgili bir ‘ictihad’ yapabilmesi ve bunu cesaretle dillendirmesini hayırlı bir çıkış olarak görüyorum.
Darısı diğer sosyal, çevresel, besinsel… vs sorunlardaki güncel sorunların başına diyorum…

İlginizi Çekebilir

Husiler Suudi Arabistan’a balistik füzeyle saldırdı

Yemen topraklarından Suudi Arabistan’a atılan iki balistik füze Hava Savunma Güçleri tarafından imha edildi. Yemen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir