Standart dışı tesis cenneti Bursa…

Bursa önemli spor tesislerini standartlara uygun olmadığı için resmi yarışmalara sokamayan ve bir türlü bu hatalardan ders almayan bir kent haline geldi.

Malum Atıcılar’da yapılan ve ciddi paralara mal olan Kapalı Yüzme Havuzu, standartlara uygun tribünler olmadığı için uluslararası yarışmalara ev sahipliği yapamayacağı inşaat tamamlandıktan sonra ortaya çıkmıştı.

Yine çok ciddi paralar harcanan Merinos Stadyumu, üç kuruşluk kamulaştırmalardan kaçıldığı için üst düzey maçlara ev sahipliği yapamıyor.

İşte bu tesisleri bir yenisi de Nilüfer’de eklendi gibi duruyor.

Spor Yazarı Engin Aksöz ağabeyin sosyal medya hesabından yaptığı “Bu kadroyla, kılını kıpırdatmayan seyirciye bşb stadı lüks… Boşuna masraf yapılmasın, maçları İbrahim Yazıcı’da oynayalım” paylaşımının altında yapılan yorumlarda çok ilginç bir bilgi dikkatimizi çekti.

A Gazete Yazarı Osman Gürçay, stadın TFF kriterlerine uygun olmadığını ve TFF 1. Lig maçı oynanamayacağını yazdı. Oysa Nilüfer Belediyesi FİFA standartlarında olduğunu çok sık tekrarlamıştı stadyumun.

Engin Aksöz, bizim de dahil olduğumuz tartışmanın ardından konuyu araştıracağını söyledi. Kısa bir süre sonra da Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Mustafa Bozbey’le görüştüğünü tesisin FİFA Standartlarında olduğunu ve Bursaspor’un maçlarını burada oynayabileceğini ifade ettiğini söyledi.

Kafamız iyice karıştı. Bu kez arşive girdik. Nilüfer Belediyesi’nin 30 Ağustos Bayramı kutlamalarıyla ilgili basın toplantısı İbrahim Yazıcı Stadyumu’nda yapıldı malum.

Orada stadyumla ilgili konu bu işlerin uzmanlarından biri olan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Adem Vural’a soruluyor. Vural, stadyumun 1. Lig kriterlerini yerine getirerek müsabakalara ev sahipliği yapmasının çok zor olduğunu söylüyor. Zaten öyle bir taleplerinin de olmadığını ekliyor.

Yazık çok yazık…

Oysa bakın belediyenin sitesinde özellikleri verilen stat standartlara uygun yapılsa eşsiz bir eser olacaktı. Buyurun Nilüfer Belediyesi sitesindeki statla ilgili bilgiler:  “16.200 m² alanda kurulan tesiste; 128 yatak kapasiteli 4.000 m² misafirhane, 475 kişilik restoran bulunmakta, uluslararası standarda sahip 9000 m² çim saha ve 1.000 kapalı + 5.900 açık olmak üzere 6.900 kişilik tribün ile 5.000 m² otoparkı bulunan saha 150 araç kapasitelidir.

Binada 12.500 m² kapalı tribün mevcuttur. Bu tesisin içerisinde ayrıca; güreş salonu, halter salonu, kondisyon salonu, masa tenisi, dans salonu, saunalar, dükkanlar, sporcular ve hakemler için soyunma ve dinlenme odaları ayrıca toplantı odaları, ofisler bulunmaktadır. Bina çatı örtüsünün üstüne güneş enerjisi sistemi yapılacak ve kendi enerji tüketiminin bir bölümünü bu sistemden karşılaması sağlanacaktır.”

Sokağın ya da hapishanenin adaletini beklememeliyiz!

Kırıkkale’de bir vahşet yaşandı ve kamuoyuna yansıdı. Tarih 18 Ağustos 2019…

vahşet

Cinayetin işlendiği gün…

38 yaşında bir kadın 4 yıl önce boşandığı kocası tarafından 10 yaşındaki çocuğunun ve pastanedeki onlarca kişinin önünde şah damarı kesilerek öldürüldü.

10 yaşındaki kız çocuğunun anne ölme feryatları, 38 yaşındaki kadının ölmek istemiyorum sözleri yürekleri dağladı. Kadın hastaneye kaldırıldı ve yaşamını yitirdi.

Sonrasında kamuoyunda büyük bir tepki, ağır bir travma…

Bir yandan da devletin ilgili kurumlarından gelen en şiddetli cezayı alması için gereken yapılacak açıklamaları…

Mevcut ceza sistemimiz ne ceza verirse versin 10 yaşındaki bir yavrunun gözleri önünde annesinin vahşice öldürülmesinin verdiği acıyı, yaşattığı travmayı silemez.

Bir süre kamuoyunda idam cezası yine gündeme gelecek ve tekrar rafa kalkacak. Ta ki bu tür bir cani daha ortaya çıkıp bir insanı doğrayana kadar…

Kullandığımız beşeri kanunlar, entegre olmaya çalıştığımız sistemlerin getirdiği zorunluluklar acılarımıza çare olmuyor.

İnsanlarımızın katledilmesine, evlatların vahşice yok edilmesinin önüne geçemiyor maalesef.

Kimse kusura bakmasın arkadaş…

10 yaşındaki çocuğun gözünün önünde annesinin katledilmesi ile yaşadığı acı ve travma, öyle hamasi sözlerle ya da katili atıp hapiste domuz gibi beslemekle halledilecek iş değil…

Yüce dinimiz de bin yıllardan gelen töremiz de aynı noktayı gösteriyor…

Kısasta hayır vardır…

Yapan yaptığının yanında kalmayacağını ve bunun bedelini canıyla ödeyeceğini, misli ile cezalandırılacağını, asla affedilmeyeceğini ve o noktadan sonra dünyanın başına yıkılacağını bile yapar mı bu işleri…

Kimse kimseyi kandırmasın…

Kulu görmüyorsa Allah görüyor…

Bunların hepsinin hesabını hepimize soracak…

Bunların hesabını vermeden ne dünyada rahat nefes alabiliriz, ne mezarda rahat uyuyabiliriz…

Hepimiz ama hepimiz bunların hesabını en ağır şekilde vereceğiz…

Ve bir devlet adaleti sokağa, hapishaneye bırakmamalı…

Adaleti tam olarak uygulamalı…

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Afrin’de yetim çocuklar için şenlik düzenlendi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ilçesinde İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından 350 yetim çocuk için yaza veda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir