Suriye’de bir bebek ölmüş, kimin umurunda?

Bazı günler öylesine yaşıyorum bu hayatı, kendi küçük kaygılarım içinde boğuşarak ve kendi küçük dünyamda yalnızca tanıdığım insanlar için endişelenerek geçiriyorum günlerimi. Ama bu durum çok kısa sürüyor. Dünyanın geri kalanı bırakmıyor peşimi. Onları düşünmekten, onları konuşmaktan başka bir şey de gelmiyor elimden. Kendi kendimi yeyip bitiriyorum. Tüm dünyanın derdini sırtlanmış küçük bir karınca gibi hissediyorum.

Arakanlı küçük çocuklara takılıyor aklım bazen, başlarını sokacak bir çatıları olmadan büyüyorlar ve dünyanın geri kalanı onlar için hiçbir şey yapmıyor. Bazı akşamlar sıcak çayımı yudumlarken düğümleniyor boğazım, bizim elimizi dahi değdirmeyeceğimiz çamurlu suları içmek zorunda kalan Afrikalı çocukların çaresizliğiyle. Tüm bunları düşünen yalnızca ben değilimdir diye umuyorum. Bazen de çok uzaklara gitmeye gerek kalmıyor. Ülkemin acısı yetiyor yüreğime. Bir maganda kurşunu alıyor 6 yaşında çocuğu annesinin kucağından. Ya da sel, götürüyor Cici Baba’yı uzaklara.

Bu tüm bunların yüküyle gözlerimi kapattığımda kara gözleriyle bana baktığını görebiliyorum, ön ve arka patileri kesilerek ölüme terk edilen yavru köpeğin. Bin bir farklı acıyı misafir ediyorum yüreğimde. En çok canımı acıtan ise hiçbir için hiçbir şey yapamamış ve yapamıyor olmak. Ruanda için, Arakan için, Doğu Guta için…

İşte bugün o derin acılardan birinin gün yüzüne çıktığı tarih. 21 Ağustos 2013. Ölümün, Doğu Gutalıların üzerine bir nefes olup yağdığı gün. Beşşar Esed’in vahşice katlettiği insan silsilesine bir yenisini eklediği gün. Saldırının üzerinden 6 yıl geçmiş. Evladı kollarının arasında, ağzından köpükler saçılarak can veren babanın acısı dindi mi ya da en azından hafifledi mi? Asla. Sorumlular ceza aldı mı? Ki burada kendi ülkesinin masum insanlarını katleden Beşşar’dan bahsediyorum. Hayır, o da ceza almadı. Kimyasal silah kullanmak savaş suçu olmasına rağmen, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde veto ettiği tasarılar, katliamın sorumlularının Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk edilmesini engelledi. İşte burada ak koyun kara koyun ortaya çıkıyor. Uluslararası ilişkiler yalnızca bana mı garip geliyor bilemiyorum. Ülkemiz duruş olarak Beşşar katilinin yaptıklarının karşısında fakat Esed’in katliamlarının ortağı Rusya ile sıcak ilişkilerimiz var. Bunu biraz garipsiyorum ama tabii bana laf söylemek düşmez bu konuda.

Kendi konumuza dönecek olursak iç savaşın en kanlı katliamlarına ve en sıkı ablukasına maruz kalan bölgelerin başında gelen Doğu Guta’da 2013 yılında takvimler 21 Ağustos’u gösterdiği sırada Esed rejimi vicdanlı insanların asla unutamayacağı katliama imza attı. Tam 400 sivil, çoluk çocuk denmeden kimyasal silahla, acı çekerek öldü. Saldırının görgü tanıkları yaşadıkları dehşeti bir bir anlatmış, buna rağmen kimyasal silah kullanımını sözde yasaklayan uluslararası kurumlardan, insan hakları naraları atanlardan, savaş etiğinden bahsedenlerden çıt çıkmamıştı. Göstermelik kınamaları saymazsak elbette.

6 yıl geçti… O anları yaşamayan herkes unuttu belki Suriye’nin diğer şehirlerinde yaşayan insanlar bile unuttu. Ama o ana tanık olanlar tanık olanlar dehşetin etkisini yüreklerinde taşıyor. Doğu Guta’nın Hammuriye beldesinden Ebu Ala, saldırı anında şahit olduklarını unutamadığını belirterek “Sağlık merkezlerinin gazdan etkilenenlere müdahale etmek için yerleri kalmamıştı. Hepsinin ağızlarından köpük geliyordu. Gözleri büyümüş, nefes almaları çok farklıydı. Kimyasal silahlarını imha ettiğini iddia eden rejim, sadece Doğu Guta’yı değil, ardından Han Şeyhun’u ve diğer yerleri de kimyasal silahla hedef aldı. Allah inşallah bu katliama olanak sağlayan ve sessiz kalanlardan intikamımızı alır.”

Bölgedeki Cisrin beldesinde ikamet eden Mahmud Humsi Ebu Cabir, “Zemelka ve Ayn Terma’ya kimyasal silahla saldırı olduğunu öğrendik. Evde ne kadar ilaç varsa aldık ve dışarı çıktık. İnsanlara yardım etmeye çalıştık.” diyen Ebu Cabir, “Kollarımızda ölen insanlara hiçbir şey yapamadık. Bu şahitlik ettiklerimizin en zor olanıydı.”

Bu olaydan ceza almayan sorumlular, uluslararası kamuoyunun vurdumduymaz tavrından da cesaret alarak çeşitli saldırılarına hiç ara vermeden devam ettiler. Suriye’de bir bebek ölmüş, Avrupa’nın umurunda mı? Hal böyle olunca Doğu Guta bir kimyasal saldırıyla daha sarsıldı 2018’in Nisan ayında. Bir sürü çocuk, ne uğradıklarından habersiz, yerde yatıyor. O çocukların suçu neydi Beşşar? Vahş onun için ne doğru bir soy isimmiş. Böyle acımasız katliamları ancak canavarlar yapar. O yıl, 78 sivil zehirli gaz soluyarak, ciğerleri yana yana vefat etti. Çocuklar babasız, anneler evlatsız kaldı. Ciğerler yandı, ateş her zamanki gibi düştüğü yeri yaktı. Ben de bundan nasibimi aldım yalnız. Bir kıvılcım süzüle süzüle gelip yüreğimin ucunu yaktı.

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), 4 Nisan tarihinde yayımladığı raporda, Esed rejiminin, Suriye’de iç savaşın başlamasından 2018 yılına kadar 214, Han Şeyhun katliamından sonra da 11 kez kimyasal silah saldırısı düzenlediğini açıklamıştı.

Yer yarılsa da içine mi girsek bilemiyorum. Müslüman kardeşlerimiz bir vahşinin keyfine göre öldürülürken, katledilirken sıcak yataklarımızda uyuyabiliyorsak toprağın da içi almaz belki bizi. Batının umurunda olmaz zaten onlara kan lazım. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, her ne kadar tüm insanlık için geçerli dense de Avrupalılar için işler. Beyaz adam umursamaz Ortadoğu’da öldürülen çocukları. Peki, biz nasıl önemsemeyiz onları? Nasıl görmezden gelir, nasıl rahat uyuruz? Ben uyuyamam. Acımasız vampirlerin ağlattığı çocukların gözyaşında boğulur sevinçlerim. Ama elimden de bir şey gelmez. Çıksam Esed’in karşısına desem ki sen canavarsın, ne benim içim soğur ne de onun kan bürümüş gözlerinde bir parıltı görülür. Bu yüzden düşüncelerim ağır geliyor zihnime. Dünya üzerinde kana bu kadar susuz vampir varken nasıl biter bu zulüm, nasıl diner çocukların gözyaşları bilmiyorum.

Allah sonumuzu hayır etsin, dilerim kimse yaşattığını yaşamadan ölmesin.

İlginizi Çekebilir

Afrin’de yetim çocuklar için şenlik düzenlendi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ilçesinde İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından 350 yetim çocuk için yaza veda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir