Tedaviyi yarım bırakmak kabul edilemez!

Öncelikle sağlık hizmeti paraya tahvil edilebilecek bir hizmet değildir. Doktorluk mesleği de aynı. Bu nedenle başlayan tedavilerin sırf maddi beklentilerle sona erdirilmesi kabul edilebilecek bir durum değildir ve bu durumun önü mutlak suretle kesilmelidir.

Bu tür rezilliklerden biri Uludağ Üniversitesi’nde yaşandı. Aslında sık sık yaşanan bir durum ancak sadece dersi çekenler biliyor. Hastalarının tedavisi yarım kalıp doktor peşinde gezenler bu durumun vahametini anlıyor.

İnsanlar üniversite hastanesine uzmanlık gerektiren araştırma gerektiren ve ya özel tedavi gerektiren hastalıkları için gidiyor öncelikle. Ancak burada görev yapan akademisyen doktorlara ulaşmak oldukça zor. Ama muayenehanelerinde ulaşmak oldukça kolay. Şöyle havalı bir muayene ücreti yatırdınız mı tamamdır.

Aslında bu bugünün sorunu da değil on yıllardır aynı sıkıntılar yaşandı ve yaşanmaya devam etti. AK Parti döneminde biraz rahatlama oldu. Özellikle 2002-2010 yılları arasında gerçekten sağlık alanında Türkiye kelimenin tam anlamıyla çağ atladı.

Hastaneler yenilendi, sağlık çalışanları ve doktorlar hastaya karşı tavırlarını değiştirdi. Getirilen düzenlemelerle sağlık alanında son yüzyılın en önemli adımları atılmış oldu. Sonrasında bir geriye gidiş olduğunu kabul etmeliyiz. Fırsat buldukça eski alışkanlıklar geriye dönmeye, para öncelikli bir duruma gelmeye başladı.

Gelelim Tıp Fakültesi hastanesine yeniden. Akademisyen doktorlarla ise işiniz (Hepsini değil pek tabi ki, doğru davranış gösterenleri tenzih ediyorum) önce bir muayenehanenin yolunu tutup, tedavi yöntemini belirlemeniz gerekiyor.

Bazen ilaç tedavisi bazen de ameliyat tedavisi uygulanıyor hastalara… Tabii ameliyat olacak hastaların belli bir miktar parayı gözden çıkarması gerekiyor. Özellikle Uludağ Üniversitesi sayesinde tanınmış, ün yapmış bir profesöre ameliyat olmak istiyorsanız, cebinizden çıkacak meblağ baya bir yüklü oluyor.

Her neyse…

Buraya kadar herkesin bildiği şeylerden bahsetmek istedim. Şimdi asıl konumuza gelelim. Geçtiğimiz günlerde hastalar ve Tıbbı Onkoloji Bilim Dalı’nda görev yapan Profesör Doktor Özkan Kanat arasında yaşanan olayı duyunca gerçekten çok şaşırdım. İşte hastanın başından geçen olay ve hastanın iddiaları: yaklaşık 1 yıl önce rahatsızlığından dolayı Uludağ Üniversitesi’ne giden bir hastaya kolon kanseri teşhisi konuluyor.

Ameliyat olması gerektiği söyleniyor hastaya ancak bazı korkuları yüzünden ameliyat olmuyor. Genel Cerrahi bölümü hastayı Onkoloji bölümüne sevk ediyor. Hasta da araştırmaları sonucu Profesör Doktor Özkan Kanat’a tedavi olmaya karar veriyor. Dışarıdan muayenesine gidiyor. Profesör Kanat’ta sonuçlarını inceledikten sonra hastaya kemoterapi tedavisi vermeyi uygun buluyor. Ve ardında da tedavi süreci başlıyor. 6 seans kemoterapi alan hastada iyileşme belirtileri görünmüyor.

Aksine güçsüzlük yaşıyor. Zayıflıyor ve ağrılarında artma yaşanıyor. Sonrasında Profesör Kanat en son muayenesinde hastaya, ‘seni hastaneye yatırmamız gerekiyor’ diyor. Ama her zamanki gibi boş yatak olmadığı için bu durum gerçekleşemiyor. Araya Bayram tatilinin girmesi de hastanın yatışının yapılmasına engel oluyor.

Buraya kadar her şey normal.

Asıl süreç bundan sonra başlıyor. Bayram geçmesine rağmen Doktor Kanat’tan bir ses çıkmıyor. Oysa hastaya ‘acil yatış yapmamız gerekiyor’ diyen kendisi.

Kendilerine geri dönüş yapılmaması üzerine hasta yakınları, doktora ulaşmaya çalışıyor. Ama ne mümkün… Doktor telefonlara cevap vermiyor. Birkaç aramadan sonra doktorun sekreteri, olanları anlatıyor. Meğer Profesör Kanat özel bir hastane ile anlaşıp oraya geçmiş.

Uludağ Üniversitesi’nde baktığı hastalara özel hastanede bakabileceğini iletiliyor.

Şimdi…

Doktorların da bir meslek icra ettiğini düşündüğümüzde, kariyer yapma vs işlerine baktığımızda transfer olmaları gayet doğal. Olma demeye kimsenin hakkı pek tabi ki olamaz. Ancak doktorluk para kazanmak üzerine kurulu bir meslek asla değildir. Hiçbir doktor tedavisine başladığı hastayı yüz üstü bırakma hakkına sahip olmamalı.

Devletin sağladığı imkânlarla bu noktalara geliyor bu ülkedeki herkes. O gelen hastanın verdiği vergi ile kurulan üniversitelerde, okullarda okuyup, yine o vergilerle maaş ödüyor devlet. Pek tabi doktorlar transfer olabilmeli ancak bir geçiş süreci ve tedaviye başladığı hastaların tedavisi tamamlanana kadar onlarla ilgilenme tedavisini sürdürme kaydıyla.

Umarız vicdanın ve insanlığın asla önüne geçmez kişisel hırs, maddi beklenti ve atılan adımlar.

 

İlginizi Çekebilir

Ormanı istila eden tırtıllar ağaçlarda yaprak bırakmadı

Kütahya-Bursa sınırındaki Domaniç Dağları’nda ilk kez geçen sene görülen ve bu yıl hızla yayılan kızıl ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir