Tunceli’den Dersim’e

Daha çok nohutçuluğu ile tanınan Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Tunceli Belediye Meclisi’nde aldırdığı bir karar ile Tunceli’yi yeniden haber etmeyi başardı. Belediye meclisinde alınan kararda şehrin adının Tunceli değil Dersim olacağı, nitekim bunun sonunda belediye binasının üstüne “Dersim Belediyesi” tabelası asıldı. İkinci önemli bir kararda belediye hizmetlerinin Türkçe, Kürtçe ve Zazaca olarak yapılacağı ilan edildi.

İller İdaresi Kanunu’na göre bir ilin kurulması ya da adının değiştirilmesi kanun ile olur. Nitekim 1935’te çıkarılan bir kanun ile “Tunceli” adında bir ilin kurulması öngörülmüştür. Yani Tunceli adı kanun da belirtilmiştir. Tunceli adını yersiz bulanlar olabilir, Dersim adını daha gerçekçi ve tarihi bir ad olması nedeniyle tercih edenler olabilir. Ancak Ankara’da TBMM’de kanun ile verilen Tunceli adının yine aynı yerde kanun ile Dersim olarak değiştirilebileceğini herkes bilir. Gel gör ki Nohutçuluk ile ünlenen Maçoğlu bu kadar yalın, basit gerçeği bilmiyor. Ya da bilmiyor gibi yapıyor.

Belediye hizmetlerinde kullanılan dil resmi dildir. Türkiye’de anayasa ve ilgili yasalarda resmi dil “Türkçe” olarak belirtilmesine rağmen yine anayasa ve ilgili yasalarda değişiklik yapılarak resmi dil sayısı ikiye hatta üçe çıkarılabilir. Yani bu aslında bir kanun konusudur. Kanunları da Türkiye’de TBMM yapma yetkisine sahiptir. Tunceli Belediye meclis üyelerinin bu kadar basit ve sıradan bir gerçeği bilmemeleri düşünülemez. Belediye meclisinin aldığı bu kararın bir adım sonrası özerklik ilanıdır. Tunceli Belediyesinin kararı ile Tunceli’ye özerkliğin gelmeyeceğini ise herkes teslim eder. Üstelik benzeri kararları daha önce ilan etmiş olan PKK’lıların yönetimindeki belediyelerin başlarına nelerin geldiği de herkes tarafından bilinmektedir.

O halde Maçoğlu’nun amacı nedir? Yapamayacağı, uygulayamayacağı böylesi kararları belediye meclisine aldırarak ne elde etmek istemiştir? Tunceli merkezi, coğrafyası tarıma uygun bir yer değildir. Maçoğlu, Ovacık’ta olduğu gibi nohut-mercimek işleriyle zaman geçireceği uygun bir alan bulamadığı için böyle ayrılıkçı amaçlar taşıdığından kuşku duyulamayacak kararlarla mı meşgul olmaktadır? Mesel böyle ise basit sayılır. Çünkü hükümet kararı ile Tunceli il merkezine en yakın yerde bir arazi kendisine tahsis edilebilir.

Maçoğlu Tunceli belediye başkanlığına aday olduğunda PKK’lılar tarafından tehdit edilmişti. Buna rağmen aday oldu ve kazandı. Zaten Tunceli’nin nüfus yapısı aslında PKK’ya uygun değildir. Ancak PKK’lılar dışarıdan taşıdıkları seyyar terör grupları ile orada 1992’den beri bir hegemonya kurdular. Maçoğlu, bu karar ile “PKK’lıların yapamadıklarını yapan birisi” durumuna gelmek mi istiyor? Öyle bir isteği olsa bile bunu zaten yapamayacağını bilir. Yaşı, görüp işittikleri de bunu anlamasını temin edebilir. İçişleri Bakanlığı’nın faksla göndereceği bir kararın sonunda Maçoğlu görevinden alınır ve yerine vali yardımcılarından birisi atanır. Maçoğlu’da az gittim, uz gittim bir arpa boyu yol gittim hesabıyla tutuklanıp yargılanmaya başlanır. Böyle bir sonucun ortaya çıkması halinde Tunceli bundan ne kazanır? Tunceli’nin hangi sorunu çözülmüş olur?

Dersim adı, Ankara’ya TBMM’ye meydan okuyarak geri getirilemez. Maçoğlu ve arkadaşlarının gücü buna yetmez. Dersim adının resmiyet kazanması da dünyanın sonu olmaz. Ama bunun daha makul bir yolu olmalıdır. O yol ise Maçoğlu beğenmese de TBMM’den geçer. Dersim adının nasıl iade edileceği de önemlidir. 1937 isyancılarının birer kahraman sayılması ile olabilir mi? Onların heykellerinin Tunceli’ye dikilmesi ile Dersim adı resmiyet kazanamaz.

 

Tunceli’de Kemalist bir hava etkili iken, Tunceli adına konuşanlar yazanlar, CHP’de Kemalizm’de saf tutmuşken, 1937 isyancılarını kahraman saymak büyük bir çelişkidir. 1937 olaylarını hem “bir soykırım” olduğunu iddia edip ardından da dönemin iktidarının yanında mevzilenmekle böyle bir sorun çözülebilir mi?

 

Doğrusu aslında 1937 olayları bir isyandır. İsyan liderleri bir kahraman değildir. Ortada soykırım falan da yoktur. Önemli bir nüfus kitlesi mağdur olmuştur. Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeki açıklamalarına göre Tunceli halkından on bin can kaybı yaşanmıştır. Bundan daha fazlası sürgün edilmiştir. Büyük bir insani dram gerçekleşmiştir.

 

Şimdi bütün bunlar ortada iken yeniden kışkırtıcılık yaparak, özerklik ilan eder gibi üç dilli bir belediye yönetimi kararı ile Dersim adı geri gelmez. Seçilmiş bir belediye başkanı, seçilmesinin üzerinden birkaç ay geçmeden görevinden alındı diye Türkiye’nin aleyhine içerde dışarıda bir propaganda konusu olabilir. Nohutçu Maçoğlu’nun şöhreti de bir adım üste çıkabilir. Ancak siyaset bir sonuç alma işidir. Sonuç almak yerine kargaşaya yol açacak işlerinde kimseye bir hayır getirmeyeceği açıktır. Maçoğlu TKP’den istifa edip Ak Parti’ye geçse, 1937 isyanını da gündeminden çıkarsa Dersim adının iadesi için belki daha etkili olabilirdi.

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ihracatçıya döviz alımında vergi müjdesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ihracatçılarımız döviz alırken binde birlik kambiyo vergisi ödemeyecekler.” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir