Son Haberler

Yiyip bitiriyoruz şekerden bir gezegeni

Bazen teknolojinin bu durdurulamaz hızda ilerleyişi beni korkutur ve dünyanın sonunu yapay zekanın getireceğini düşünürdüm. İnsanoğlunun yaptığı robotların bilinçlenip tüm üretim ağını ele geçirerek insanı bir lokma ekmeğe muhtaç edip sömürebileceği ihtimali bana uzak gelmezdi. Bu, izlediğim bilim kurgu filmlerinin etkisi de olsa bence hala imkansız değil ama uzak. 1967 yılında doğaya atılmış bir plastik bardağın henüz hiç deforme olmadan günümüze dek ulaştığını gördüğüm an anladım bunu. Evet aslında vaktimiz olsa robotlar bilinçlenip dünyayı ele geçirebilirdi ama gezegenimizin buna pek vakti yok. Gerçek şu ki muazzam bir hızla üretiyor ve tüketiyoruz. Ürettiklerimiz ise doğayı daha hızlı tüketiyor. Dünya Meteoroloji Örgütünün yayımladığı 2018 Küresel İklim Raporuna göre insanların ‘metropol’ karanlığından bir an önce vazgeçip doğaya dönmesi gerek. Uzmanlar fosil yakıtlara 100 yıllık bir ömür biçse de hala yenilenebilir enerjiye oranla daha masrafsız görüldüğü için kullanılması mübah görülüyor oysa ilkim değişikliği tüm gelişmiş ülkelerin ekonomisine yenilenebilir enerjinin yükünden çok daha ağır bir yük hatta kambur olacak. En basit ve çarpıcı örnekle; dünya üzerindeki tüm arılar yok olursa insanlığın sadece 4 yıl var olabileceği gerçeğini ele alacak olursak yaşamımızın tamamıyla doğanın dengesine bağlı olduğunu nasıl inkar edebiliriz? Yaşamımızın temel gereksinimi, biz hiç fark etmesek de ömrümüz boyunca aldığımız her nefesi ağaçlara borçlu olduğumuzu nasıl unuturuz? “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak” demiş Şef Seattle. Paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlamak için son ırmağın kurumasını beklersek her şey için çok geç olacak. Ancak bizler hala kendi gezegenimizle değil bizden çok uzaklarda olan gezegenlerle ilgileniyoruz. Örneğin Çin’de “Temiz Kanada havası” yok satıyorken, insanlar maskesiz sokağa çıkamıyorken Çin yönetiminin Ay’ın karanlık yüzeyinde pamuk yetiştirme çabası neden? Neden bu gezegeni yok edip yeni bir gezegen arayışına giriyoruz? Dünyadan tasımızı tarağımızı toplayıp Elon Musk’ın Mars’ta kuracağı kolonide yaşamak yerine neden sonraki nesillere, torunlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmaya çabalamıyoruz? Neden daha fazla ağaç değil de daha fazla fabrika? Neden daha fazla para? Aslında neden daha fazla para sorusunun cevabı net bende. Bu yüzyılın dâhisi Elon Musk’ın Mars’a yolculuk için biçtiği bilet bedeli 200 bin dolar olarak konuşuluyor. Yani sanayisiyle dünyayı kemiren bütün ultra zenginler dünya tam anlamıyla yok olmaya yüz tuttuğunda uzayın derinliklerinde yeni bir hayata yelken açabilir. Bunlar yine gerçeğe uzak, bilim kurgu senaryolarına yakın ihtimaller olsa da küresel iklim değişikliği yadsınamaz bir gerçek. İşte bu yüzden harekete geçmeliyiz.

İlginizi Çekebilir

Kent yaşamını bırakıp atıl araziye ‘can’ verdi

28 yaşındaki Özge Yıldırım, aldığı destekle hem köyündeki atıl durumda bulunan arazisini yemyeşil bir erik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir