Yol ayrımı

Tamam, AK Parti vesayetin kucağında kuruldu diyelim. Zaten siyaseten yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafına bazı adamları monte ettiler diyelim. İktidara RTE sayesinde gelecek, ondan sonra ondan kurtulacaklardı diyelim. Millete “işte çok sevdiğiniz adam da Başbakan oldu ancak gördünüz o da bu işi beceremiyor ve bizim karşımızda gücü hiçbir şeye yetmiyor, en güçlü biziz” diyecekler ve istedikleri adamı Başbakan yaparak yollarına devam edeceklerdi diyelim. Zaten öyle yapmak istemediler mi?

Onun için RTE 2002 seçimlerine sokulmadı. Milletvekili olamadı.  Başbakanlık Abdullah Gül’e verildi. Sonra “Bak seni vekil biz yapıyoruz” denildi. Başbakan yapıldı, ancak Bakanlar zaten hazırdı. 2007 Cumhurbaşkanlığı krizi, uydurma 367 sayısı. İstemiyor gibi yaparak RTE’nin halk seçsin Anayasa değişikliği onanınca, alelacele, hem de MHP’ye 367 garabetini aştırarak “iyi madem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olsun” deyip RTE’nin Cumhurbaşkanlığına gelişini 7 yıl ertelediler. Daha öncesi parti kapatma tehdidi ve halk seçsin onaylanınca vazgeçilen kapatma ve iyot gibi açıkta kalan Abdüllatif Şener.

2009 RTE’nin Davos’ta “Van minut” çıkışı sonrası tavrı değişen FETÖ’cülerin  RTE tarafından fark edilmesiyle, RTE’ye karşı mücadelenin açıkça başlaması. 2011 Oslo görüşmelerinin basına sızması ve hükümete, yani RTE’ye ters köşe yapılması. Ameliyat masasında suikast yapılacak iddiaları.  Daha öncesinde 2010 yılında CHP’ye yapılan kaset kumpası ile başına Kılıçdaroğlu getirilerek CHP içindeki vatanseverlerin tasfiyesinin başlaması. Aynı yıl MHP’ye kaset kumpası yapılması ancak buna Bahçeli’nin direnişi ile tam başarıya ulaşılamamasıyla partinin sonradan bölünmesine giden yol.

2012 RTE’nin “Dershaneleri kapatacağız” çıkışı ile açık bir savaşın başlaması. Değişen Anayasaya göre Cumhurbaşkanlığının süresinin 5 yıla inmesine rağmen “Abdullah Gül eski anayasaya göre seçilmiştir” diyerek görev süresinin 2014’e uzatılması. 2013 gezi olayları ile İktidara, RTE’ye sokak darbesi yapılmak istenmesi. 2013 yılı 17-25 Aralık yargı darbesi yapılarak İktidarın, RTE’nin tasfiye edilmek istenmesi. FETÖ artık terör örgütü olarak İktidar tarafından ilan edilmiş ve tutuklamalar başlamıştır. Bu hengâmede yapılan 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri, RTE’nin karşısına tam bir blokla çıkılarak diğer bütün partilerin birlik olması.  Ve Recep Tayyip Erdoğan halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı.  Aynı yıl Kobani olayları.

2015 seçim yılı, Davutoğlu Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı, Haziran seçimlerinde biraz gerileyen AK Parti. Davutoğlu neredeyse CHP ile koalisyon kuracak pozisyona gelince RTE’nin seçimleri tekrarı. PKK’ya karşı ülke içinde sokak sokak çukur savaşları yapılması ve PKK’nın ülke genelinde tasfiyesi bu sürece MHP’nin açık desteği. Aynı yıl AK Parti’nin Kasım seçimlerinde zaferi. RTE ile Davutoğlu arasında kamuoyuna pek sızmayan anlaşmazlık. Davutoğlu’nun Genel Başkanlıktan istifası ve AK Parti’nin başına Binali Yıldırım’ın Genel Başkan olması.  Ve 15 Temmuz hain darbe girişimi. Altın vuruş yapacaklar işi kökten temizleyeceklerdi. Hem RTE’yi hem de AK Parti içinde işlerine gelmeyen kim varsa ya öldürecek ya da hapse tıkacaklardı. Başaramadılar halkın feraseti ve direnişiyle, liderine, davasına canı pahasına sahip çıkışıyla önlendi. Türkiye bölünmekten kurtuldu.

Ve o gün milletin kurduğu Cumhur ittifakı 7 Ağustos 2016 da Yeni Kapı ruhu olarak hayat buldu. Ve Cumhur ittifakı Başkanlık sisteminde karar kılarak anayasa değişikliği yaptı. Millet onayladı.

Türkiye 28 Haziran 2018 seçimleri ile Başkanlık sitemine adım atarak, Cumhur ittifakının adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’nin 1. Başkanı yaptı.  Öncesinde Türkiye Afrin harekâtını yaparak, Güneyinde bir Kürt devletinin yapılanmasına izin vermedi.

Ne yazık ki Türkiye’nin bu bölgede güç olmasını, istikrarlı yılları olmasını istemeyen düşmanları ve onların yerli işbirlikçileri hala saldırılarından vazgeçmiş değiller.  Başkanlık sistemi tam olarak oturmadan yerel seçimlerle karşı karşıyayız. Türkiye düşmanları İktidarın yani Cumhur ittifakının, Yeni Kapı ruhunun desteğinin azalmasını pusuda beklemekteler, saldırmak için zaman kollamaktadırlar.

Türkiye bu eşiği aşmak zorundadır. Aşmalıdır. Seçimsiz geçecek olan 4,5 yıllık istikrar dönemine siyasi tartışmasız girmesi Milletin desteğinin güçlenerek çıkmasıyla mümkündür.

Ak Parti’nin kuruluşundan beri olan olayların özeti böyledir. Harcamak istedikleri Recep Tayyip Erdoğan, onları, Milletin desteği ile bu güne kadar harcamıştır. Şimdi RTE’nin bu desteğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde RTE’yi Başkan yapan her bir oyun daha da üstüne çıkacak bir oranda sandıklardan çıkması Türkiye’nin yolunu bir daha kapanmamak üzere açacaktır.

Biz Millet olarak bunu görmek ve buna göre hareket etmek mecburiyetindeyiz.

Kişinin başına ne gelirse kendi eliyledir.

Bu seçim aslında bu Milletin sınavıdır.

17 yıllık hizmet yılını bu millet hak etmiş mi yoksa etmemiş mi?

17 yıldır bu ülkenin geldiği seviyeye bu Millet layık mı değil mi?

Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin yönetimini bundan sonra bu Millet hak edip sürdürerek içinden bundan böyle onun gibi liderler çıkaracak mı, çıkarmayacak mı?

İşte bu seçim bunun tercihidir.  Bir yol ayrımıdır.

Beka Nedir? derseniz. Beka budur.

Bize kölelik değil, bağımsızlık yaraşır.

Yeni Zelanda’da Camiye terör saldırısı yaparak 49 kardeşimizi şehit eden teröristin Manifestosunda Türkiye’yi, Osmanlıyı ve Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak açıklamalar yapması düşmanlarımızın neyin peşine olduğunun açık göstergesidir.

Bu ülke artık hain işbirlikçilere, teröristlere, uşaklara, Millete kan kusturanlara, İslam düşmanlarına teslim edilmemelidir.

Selam, sevgi ve dua ile…

İlginizi Çekebilir

YÜZDE KAÇ?

ertuğrul yazmış; “Türkiye artık yüzde 99’u müslüman olan ülke değil” Başlığı aynen iktibas ettim. Dikkatinizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir