
İnsanlık tarihi boyunca yaşanan Kara Veba, İspanyol Gribi ve Kovid-19 gibi salgınlar, küresel ölçekte milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.
Artan küresel etkileşim, salgın hastalıkların hızla yayılmasını kolaylaştırırken, birçok ülkenin sağlık sistemi üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Bu durum, sağlık güvenliğinin sağlanması için küresel müdahaleleri de zorunlu hale getiriyor.
DSÖ Sağlık Krizlerine Hazırlık Birimi Başkanı Suryantoro, olası küresel sağlık krizlerine karşı hazırlık ve müdahale süreçlerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Suryantoro, sağlığın sadece bir insan hakkı değil, aynı zamanda barış ve güvenliğin temel unsurlarından biri olduğuna dikkati çekti.
Kriz dönemlerinde en büyük zorluklardan birinin farklı sektörler arasındaki koordinasyon eksikliği olduğunu vurgulayan Suryantoro, özellikle sivil ve askeri sağlık sistemleri arasında daha güçlü işbirliği kurulması gerektiğini söyledi.
Suryantoro, sağlık krizlerinin yalnızca sağlık sektörünü değil, savunma, dış politika ve diğer kamu kurumlarını da doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.
Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Suryantoro, mevcut kaynakların daha etkin kullanılmasının krizlere müdahalede belirleyici olduğunu kaydetti.
Suryantoro, özellikle sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizliklerin küresel sağlık sisteminin en büyük kırılganlıklarından biri olduğunu belirterek, bu farkların giderilmesi ve sağlık altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini de dile getirdi.
Parlamentoların bu süreçte hesap verebilirlik ve finansman sağlama konusunda kilit rol oynadığını ifade eden Suryantoro, ülkelerin birlikte hareket etmesi halinde daha güvenli, daha adil ve daha dayanıklı bir küresel sağlık sistemi inşa edilebileceğini anımsattı.
Sağlık finansmanının sürdürülebilirliğinin sağlanması
Suryantoro, sağlık finansmanının sürdürülebilirliğinin sağlanmasının toplantıdaki öncelikli konular arasında yer aldığını aktararak, sağlığın bir maliyet değil, kalkınma için bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Parlamentoların yasama ve denetim mekanizmaları aracılığıyla bu anlayışı güçlendirebileceğini belirten Suryantoro, sağlık krizlerine hazırlık konusunda parlamentoların daha etkin rol üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Suryantoro, DSÖ'nün hem bölgesel düzeyde hem de Parlamentolar Arası Birlik (PAB) mekanizması aracılığıyla parlamenterlerle yakın işbirliği içinde olduğunu hatırlatarak, örgütün uluslararası sağlık düzenlemeleri kapsamında parlamenterlere yönelik rehber kitaplar hazırladığını ifade etti.
Bu rehberlerin doğal, kasıtlı veya kazara ortaya çıkan uluslararası halk sağlığı tehditlerinin yönetimine odaklandığına dikkati çeken Suryantoro, söz konusu çalışmanın yalnızca sağlık bakanlıklarına değil, diğer bakanlıkların da dahil olduğu çok sektörlü yaklaşımın nasıl uygulanacağını anlamaya katkı sağladığını aktardı.
Suryantoro, çok sektörlü yaklaşımın önemine işaret ederek, "Diğer tüm bakanlıklarla işbirliği yapmamız gerekiyor, çünkü bir kriz anında herkes bu sürece dahil olacak." dedi.