
İçişleri Bakanlığının verilerine göre, 51 milyon 424 bin 729 kişinin oy kullanma hakkına sahip olduğu referandum için sandıklar kuruldu.
Yerel saatle 07.00'de (TSİ 09.00) başlayan oy verme işlemi, bugün ve yarın olmak üzere iki gün sürecek.
Referandumda, ilk gün olan bugün yerel saatle 23.00'e (TSİ 01.00) kadar oy kullanılabilecek. İkinci gün olan 23 Mart Pazartesi ise 07.00-15.00 (TSİ 09.00-17.00) saatlerinde oy verilebilecek.
Referandumda resmi olmayan ilk sonuçların, sandıkların kapanacağı yarın yerel saatle 15.00'ten sonra gelmesi bekleniyor.
İtalya Anayasası'na göre, "onaylayıcı" nitelikte olması sebebiyle bu referandumun geçerliliği açısından katılım oranı yüzde 50+1'in altında kalsa da oylamada çıkan sonuç geçerli kabul edilecek. Buna göre basit çoğunluğu elde eden taraf kazanmış sayılacak.
Halk oylamasına sunulan yargı reformu ne öngörüyor?
Halihazırda tek bir sınavla yargıç olabilen bir kişinin, kariyerinin bir aşamasında savcılığa geçiş yapmasının ya da savcılıktan yargıçlığa geçmesinin önünde bir engel bulunmuyor.
Söz konusu reform, yargıç olan bir kişinin yargıç olarak, savcı olan bir kişinin de savcı olarak devam etmesini, dolayısıyla bir "kariyer ayrılığı" öngörüyor.
Reformun ikinci unsuru, üyeleri meslektaşları ve parlamento tarafından seçilen bir denetim ve disiplin organı olan Yüksek Yargı Konseyinde (CSM) yapılacak değişiklikleri içeriyor.
Reform, CSM'nin biri hakimler, diğeri savcılar iki ayrı konseye ayrılmasını öngörüyor. Ayrıca reform, üyelerinin bir kısmının kurayla belirleneceği 15 kişilik bir disiplin mahkemesi kurulmasını da içeriyor.
Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetinin hazırladığı ve anayasa değişikliği öngören bu yargı reformu, 30 Ekim 2025'te parlamentonun her iki kanadında da onay sürecini tamamlamıştı.
Söz konusu yargı reformunun, parlamentonun alt ve üst kanadında onaylanırken 3'te 2 çoğunlukla onay alamadığı için halk oylamasına sunulması gerekliliği ortaya çıkmıştı.
Referandumun nasıl sonuçlanacağı büyük merak konusu
Yargı reformunun, gündeme geldiği ilk andan bu yana sağ iktidarı, sol muhalefet ve yargı çevreleriyle karşı karşıya getirmesi sebebiyle referandumun sonuçları da büyük merakla bekleniyor.
İktidar, bu düzenlemenin yargı süreçlerini hızlandıracağını ve vatandaşların yararına olacağını savunurken, savcılar ile hakimlerin aynı kurumsal yapı içinde yer almasının aralarında aşırı yakın ilişki kurulmasına yol açabileceğini ve bunun da sanıkların adil yargılanma hakkını zedeleyebileceğini öne sürüyor. Sağ iktidar, bunun hükümet üzerinde bir test olmadığı tezini de savunuyor.
Yargı reformuna, sol muhalefet partileri ve İtalya Ulusal Yargıçlar Birliği (ANM) gibi sivil toplum kuruluşlarının, yargıyı zayıflatacağı ve savcıları yürütmenin kontrolü altına sokabileceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.
"Hayır" cephesi bu reforma gerek olmadığını çünkü 2022'den bu yana geçerli olan kurallar gereği yargıç ve savcıların kariyer değişikliğini zaten sadece bir defalığına yapabildiğini savunuyor.
Başbakan Meloni, seçim kampanyası döneminin sonunda 20 Mart’ta, bu reformla daha etkili bir yargı sistemine sahip olacaklarını söylerken, ana muhalefetteki Demokratik Partinin lideri Elly Schlein, kampanya dönemini vatandaşları "hayır" oyu vererek anayasayı koruma çağrısıyla kapattı.
Ulusal çapta bir oylama olması sebebiyle Meloni hükümeti için referandumun bir test niteliği taşıdığı kamuoyunda sıklıkla dile getirilen görüşlerden biri olarak öne çıkıyor.
Muhalefet, kampanya döneminde, "hayır" oylarının kazanması durumunda Meloni hükümetinin halk nezdindeki onayını kaybetmiş sayılacağı, dolayısıyla istifa etmesi gerektiği tezini işledi.
Meloni ise seçim kampanyası döneminde, bunun hükümet üzerinde bir test olmadığını yinelerken, referandumu kaybetmesi halinde istifa etmeyeceğini belirtti.
İtalyan basınında çıkan son haber ve yorumlarda, referandumda "hayır" oylarının kazanması halinde bunun hükümetin düşeceği anlamına gelmeyeceği ancak 2022'den bu yana iktidarda olan sağ ittifakın "yenilmez" imajının zarar göreceği ifade edildi.
Referandumun geçerliliği açısından katılım oranına bakılmayacağına dikkat çekilen yorumlarda, bununla beraber katılım oranının yüksek ya da düşük olmasının, sonucu belirlemede rol oynayacağı belirtiliyor.
Ülkede yasalar gereği, seçim ve halk oylamalarından en son 15 gün öncesinde açıklanan anketlerde genellikle durumun başa baş olduğu gözlenirken, bazı araştırmalarda "Hayır" cephesinin az farkla önde olduğu belirtiliyordu. Reformun, parlamentodan onay aldığı Ekim 2025'ten yılbaşına kadar olan dönemde ise "Evet" cephesinin kazanabileceği yorumları yapılıyordu.