Uzmanlar, Trump'ın Suriye'nin Lübnan'a müdahalesi yönündeki açıklamalarının baskı amacı taşıdığı görüşünde

Uzmanlar, ABD Başkanı Trump'ın, İsrail'in Hizbullah'la mücadelede yetersiz kaldığını savunarak Suriye'nin Lübnan'da rol üstlenebileceği yönündeki açıklamalarının, taraflara yönelik siyasi baskı ve mesaj niteliği taşıdığını değerlendiriyor.

Haber Giriş Tarihi: 22.06.2026 17:39
Haber Güncellenme Tarihi: 22.06.2026 17:39

Trump'ın, İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü mücadelede başarısız olduğunu öne sürerek Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın adını gündeme getirmesi ve "Suriye'nin Lübnan'a müdahale edebileceği" yönündeki açıklamaları, Şam'a Lübnan dosyasında yeni bir rol verilip verilmeyeceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Ancak Suriye Cumhurbaşkanı Şara, Trump'ın sözlerinin yanlış yorumlandığını belirterek, "Suriye'nin geçmişte Lübnan'a yaptığı askeri müdahale anlayışına dönmek istemiyoruz." ifadelerini kullandı. Şara ayrıca, ülkesinin Lübnan'a yönelik herhangi bir askeri müdahale planı bulunmadığını vurguladı.

Bölge uzmanları ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'nin Lübnan'a müdahale edeceği yönündeki açıklamalarını AA muhabirine değerlendirdi.

"Trump, Lübnan devletine de bir mesaj vermek istedi"

Lübnanlı Siyasi Analist Ahmed el-Eyyubi, "ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan sahasında dengeli bir baskı unsuru oluşturmak istiyor. Bu nedenle Suriye'nin rolünü, İsrail'in vahşetinin durdurulması karşılığında gündeme getiriyor." dedi.

Trump'ın İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının savaşın sınırlarını aşarak kapsamlı bir yıkıma dönüştüğü görüşünde olduğunu belirten Eyyubi, "Trump'ın, Suriye müdahalesinin askeri bir nitelik taşıyabileceği yönünde bir ima yaptığı doğru. Ancak aynı zamanda, Lübnan'daki yasa dışı silah sorunuyla başa çıkmakta yetersiz kalan Lübnan devletine de bir mesaj vermek istedi. Bu mesaj, söz konusu kronik soruna çözüm bulunamazsa ülkenin bölgesel güçlerin müdahale alanına dönüşeceği yönündeydi." değerlendirmesinde bulundu.

Şara'nın ise Suriye'nin Lübnan'daki rolünün askeri değil diplomatik olacağını açık biçimde ortaya koyduğunu kaydeden Eyyubi, Şara'nın Lübnan'a yönelik yaklaşımını egemenliğe saygı, Hizbullah ile ilişkiler ve ekonomik entegrasyon olmak üzere üç başlık altında şekillendirdiğini belirtti.

Eyyubi, Şara'nın Lübnan devletinin egemenliğine ve bağımsızlığına vurgu yaptığını, Hizbullah'ın da İran eksenli politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini savunduğunu aktararak, buna rağmen Lübnan'ın istikrarına hizmet etmesi halinde Hizbullah ile diyalog kapısını açık bıraktığını ifade etti.

Şara'nın ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye, Katar ve ABD'nin işbirliğiyle Lübnan'ın iç ve dış krizlerine kalıcı çözümler üretilmesini öngören bölgesel bir işbirliği modeli sunduğunu dile getiren Eyyubi, Türkiye'nin İran ile diyalog kurabilme kapasitesi sayesinde bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.

Lübnan'ın ekonomik açıdan Suriye ile daha fazla entegrasyona ihtiyaç duyduğunu belirten Eyyubi, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam'ın Ankara, Riyad ve Doha ile koordinasyonu artırmasının ülkenin istikrarı açısından önemli olduğunu kaydetti.

"ABD şu ana kadar resmi bir talepte bulunmadı"

Türkiye merkezli Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Suriyeli Vail Ulvan da "ABD Başkanı Trump'ın Suriye'nin Lübnan'daki olası rolüne ilişkin açıklamaları daha çok siyasi mesaj ve baskı aracı niteliğinde." ifadesini kullandı.

Trump'ın medya üzerinden sık sık mesaj veren liderlerden biri olduğunu ifade eden Ulvan, Suriye'nin Lübnan'daki rolüne ilişkin açıklamalarının öncelikle İsrail'e, Hizbullah'a, Lübnan hükümetine ve Suriye'ye yönelik mesajlar içerdiğini dile getirdi.

"ABD şu ana kadar Suriye'nin Lübnan'a askeri müdahalesine ilişkin resmi bir talepte bulunmadı veya bu konuda ciddi bir müzakere yürütmedi." diyen Ulvan, buna karşın Suriye'nin Lübnan dosyasında önemli bir aktör olmaya devam ettiğini belirtti.

Yeni Suriye yönetiminin bölgesel güvenlik ve istikrar denkleminde temel aktörlerden biri haline geldiğini dile getiren Ulvan, "Bölgesel istikrar, ABD'nin ve onunla uyumlu hareket eden bölgesel ve uluslararası aktörlerin desteklediği bir hedeftir." dedi.

Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'nin Lübnan'daki rolünün Batı'nın ve ABD'nin bölgesel istikrar vizyonuyla daha uyumlu hale geldiğini ifade eden Ulvan, sınır güvenliğinin sağlanması, kaçak geçişlerin engellenmesi ve Hizbullah'a yönelik silah ve para transferlerinin önüne geçilmesinin Şam yönetiminin öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti.

"Konunun ilerleyen dönemde daha ciddi şekilde tartışılması ihtimal dışı değildir"

ABD'nin ileride Suriye'den Lübnan konusunda daha aktif bir rol talep edip etmeyeceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Ulvan, "Şu aşamada konu daha çok siyasi mesaj ve baskı aracı niteliğindedir. Ancak ilerleyen dönemde daha ciddi şekilde tartışılması ihtimal dışı değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'nin olası bir askeri müdahaleye nasıl yaklaşacağına ilişkin ise Ulvan, Şam yönetiminin "son derece temkinli" davranacağını belirterek, "böyle bir seçeneğin ancak zorunlu şartlar altında ve kapsamlı değerlendirmelerin ardından" gündeme gelebileceğini söyledi.

Muhtemel bir müdahalenin zaman ve coğrafi kapsam bakımından sınırlı olacağını savunan Ulvan, "Böyle bir adımın mutlaka Lübnan hükümeti ve Lübnan ordusuyla tam koordinasyon içinde ve meşru bir çerçevede gerçekleşmesi gerekir." diye konuştu.

Suriye'nin yalnızca ABD'nin desteğine dayanarak Lübnan'da askeri bir adım atmasının beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Ulvan, belirleyici unsurun Lübnan'ın resmi kurumlarıyla sağlanacak koordinasyon olacağını kaydetti.

Konunun bölgesel boyutuna da dikkati çeken Ulvan, Suriye yönetiminin İran'ın tepkisini, İran destekli silahlı grupların olası hareketliliğini ve bölgede ortaya çıkabilecek güvenlik risklerini dikkate aldığını belirtti.

Ulvan, "Suriye yönetimi yeni çatışma alanları açmak istemiyor. Bu nedenle zorunlu bir durum ortaya çıkmadığı sürece bölgesel gerilimleri artırabilecek hassas dosyalardan uzak durmayı tercih edecektir." ifadelerini kullandı.

"İsrail hükümetinin yapabileceği tek şey Trump'ın karar vermesini beklemek"

Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı Eyal Zisser ise ABD Başkanı Donald Trump'ın birçok konuda tutarlı hareket etmediğini ileri sürerek İsrail, İran ve Lübnan için birbirinden farklı açıklamalarda bulunduğuna dikkati çekti.

Trump'ın "Suriye'nin Lübnan'a müdahale etmesi veya İsrail ordusunun Lübnan'da kalması" gibi birçok seçeneği ortaya attığını belirten Zisser, "Ne yapmaya çalıştığını gerçekten bilip bilmediğinden çok şüpheliyim. Ama mevcut İsrail hükümetinin yapabileceği tek şey Trump'ın karar vermesini beklemek, sonra onu takip edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu durumdan memnun olmadığını savunan Zisser, Netanyahu'nun Suriye Cumhurbaşkanı Şara'ya güvenmediğini ve Lübnan'da Hizbullah'ın yerini almasını istemeyeceğini kaydetti.

Zisser, Trump'ın İsrail ve Netanyahu’ya yönelik eleştirilerine ilişkin, "Bence Trump baskı altında. Trump çözümler istiyor ve birçok seçeneği değerlendiriyor. Ancak bunlardan bazılarının, gerçekten uygulanabilir olmadığını veya gerçekleşemeyeceğini fark etmiyor." dedi.

Öte yandan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın da ülkesini yeniden inşa etmeye odaklandığını dile getiren Zisser, Suriye'nin şu anda Lübnan'a asker gönderecek durumda olmadığı ve böyle bir gelişmenin Şam yönetiminin aleyhine olacağı yorumunda bulundu.

Zisser, tüm bu değerlendirmeler kapsamında, Suriye'nin Lübnan'da Hizbullah'a karşı rol üstlenmesinin gerçekleştirilebilir bir seçenek olmadığını söyledi.