ABD ve Çin baskısı AB ve Hindistan arasındaki 19 yıllık pazarlığı bitirdi

ABD'nin devamlı gümrük vergisi baskısı ve Çin'in küresel ticaretteki artan hakimiyeti, Brüksel ve Yeni Delhi'yi yaklaşık 19 yıldır süren zorlu serbest ticaret anlaşması (STA) müzakerelerini sonuçlandırmaya itti.

Haber Giriş Tarihi: 29.01.2026 14:03
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 14:03

Yeni Delhi'de 27 Ocak'ta düzenlenen 16. Avrupa Birliği-Hindistan Zirvesi'nde duyurulan ve küresel ekonomik üretimin yaklaşık dörtte birini kapsayan anlaşma, küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde "tarihi bir adım" olarak nitelendirildi.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde uyguladığı yüksek tarifelere karşı stratejik bir adım olarak değerlendirildi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, dünya genelinde "tüm anlaşmaların anası" olarak adlandırılan bu anlaşmanın, ülkesinde ve Avrupa'da yaklaşık 2 milyar kişi için devasa fırsatlar sunacağını belirtti.

Modi, "Bu sadece bir ticaret anlaşması değil, ortak refah için yeni bir yol haritasıdır." ifadesini kullandı.

Korumacılığa karşı "Avrupa modeli" mi?

19 yıldır süren müzakerelerin sonuçlanmasında, ABD'nin Hindistan'a yönelik gümrük vergisi tehditleri ile Pekin'in tedarik zincirindeki baskın rolünün belirleyici olduğu ifade edildi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmanın kurallara dayalı işbirliğinin hala büyük sonuçlar verdiğine dair dünyaya güçlü mesaj olduğunu vurgulayarak, sürecin korumacı politikalara karşı bir "karşı model" olduğunu vurguladı.

Von der Leyen, "AB ve Hindistan bugün tarihe geçerek dünyanın en büyük demokrasileri arasındaki ortaklığı derinleştiriyor. Her iki tarafın da ekonomik olarak kazanacağı 2 milyar kişilik bir serbest ticaret bölgesi oluşturuyoruz." görüşlerini aktardı.

Anlaşma kapsamında AB menşeli malların yüzde 96,6'sında gümrük vergilerinin ya tamamen kaldırılacağı ya da sembolik seviyelere çekileceği bildirildi. Buna göre Avrupalı şirketlerin yıllık yaklaşık 4 milyar avro gümrük tasarrufu sağlaması ve AB'nin Hindistan'a ihracatının 2032'ye kadar iki katına çıkması öngörülüyor.

Otomotiv sektöründe Hindistan pazarındaki en büyük engel olan yüzde 110'luk gümrük vergisinin kademeli olarak yüzde 10'a düşürüleceği kaydedildi. Yerli üreticiyi korumak amacıyla yıllık 250 bin araçlık kota uygulanacağı belirtilirken, bunun Mercedes-Benz, BMW ve Volkswagen gibi Alman üreticilerin pazar payını artırabileceği değerlendiriliyor.

Makine ve kimyasallarda mevcut yüzde 44'e varan vergilerin büyük ölçüde kaldırılacağı, kalan kısmın da 10 yıl içinde sıfırlanacağı belirtildi.

Avrupa şaraplarında yüzde 150 olan verginin yüzde 20'ye, birada yüzde 50 olan verginin düşürüleceği ifade edildi. Zeytinyağı vergisinin ise 5 yıllık süreçte tamamen sıfırlanacağı kaydedildi.

Uçak ve uzay araçlarında vergilerin 10 yıl içinde (çoğu kalemde 5 yılda) sıfıra indirileceği bildirildi.

AB'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatına uygulanan ortalama yüzde 36'nın üzerindeki gümrük vergilerinin de anlaşmayla birlikte kaldırılacağı belirtildi.

AB'nin hassas tarım sektörlerinin korunacağı, bu kapsamda sığır eti, tavuk eti, pirinç ve şeker gibi ürünlerin anlaşma dışında tutulacağı ifade edildi. Hindistan'dan yapılacak ithalatın, AB'nin sıkı sağlık ve gıda güvenliği kurallarına tabi olmaya devam edeceği vurgulandı.

Anlaşmanın sosyal ve ekonomik ayağını oluşturan "mobilite çerçeve anlaşması"nın, Avrupa'daki iş gücü krizine çözüm sunmayı amaçladığı kaydedildi.

Metne göre başta Almanya olmak üzere iş gücü açığı yaşayan AB ülkelerine Hintli uzmanların göçünün kolaylaştırılması hedefleniyor. Kurulacak merkezi temas noktalarıyla vize süreçlerinin hızlandırılacağı ve bürokratik engellerin azaltılacağı bildirildi.

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsünün (IfW) analizine göre anlaşmanın, her iki tarafın GSYH'sini yıllık bazda yüzde 0,13 artıracağı tahmin ediliyor. 2024-2025 döneminde 136 milyar doları aşan ikili ticaret hacminin 2030'a kadar 200 milyar dolar barajını aşması hedefleniyor.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gelecek 5-6 ay içinde yasal incelemelerin tamamlanması ve Avrupa Parlamentosu'nun onayının gerektiği, anlaşmanın 2026 yılı sonuna kadar tam kapasiteyle uygulanmaya başlanmasının hedeflendiği belirtildi.

Zirvede ayrıca AB ve Hindistan arasında yeni bir güvenlik ve savunma ortaklığı kurulmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Bu işbirliğiyle AB'nin, Hindistan’ın Rusya ile geleneksel askeri ortaklığını gevşetmeyi hedeflediği ifade edildi.

Öte yandan, Çin'in "Kuşak ve Yol" girişimine alternatif olarak görülen altyapı projelerinin hızlandırılması konusunda da mutabık kalındığı duyuruldu.

Trump'ın tarife baskısı AB ve Hindistan'ı ticarette uzlaşmaya zorladı

AB ve Hindistan arasında 27 Ocak 2026 tarihinde imzalanan serbest ticaret anlaşmasının, kapsamlı tarife indirimleri yerine "sınırlı" bir liberalizasyonla sonuçlanmasının arkasında, müzakerelerin tamamen çökme riski ve ABD'nin jeopolitik baskısının bulunduğu aktarıldı.

IfW analizlerine göre, anlaşmanın "her şeye rağmen" imzalanması hedefi, ticari hırsların önüne geçti.

AB ile Hindistan arasındaki ticaret görüşmelerinin ilk olarak 2007'de başlatıldığı, tarafların aşırı iddialı hedefleri nedeniyle 2013'te müzakerelerin durduğu, 2022'de yeniden başladığı hatırlatıldı.

Sürecin 2023 sonunda bitirilmesinin planlandığı ancak beklenenden zorlu geçmesi nedeniyle zamanında tamamlanamadığı belirtildi.

Avrupalı yetkililerin, geçmişteki hatayı tekrarlamamak ve bir anlaşmaya ulaşmak için tam piyasa liberalizasyonu taleplerinden feragat ederek sınırlı tarife indirimlerini kabul ettiği, bunun "her şeye rağmen anlaşma sağlama" stratejisinin parçası olarak yorumlandığı kaydedildi.

Görüşmelerin 2025 başlarında ivme kazanmasının temel nedeninin ise ABD'deki siyasi iklim olduğu ifade edildi.

Trump'ın ABD Başkanı olarak ikinci dönemine başlamasının, hem AB'ye hem de Hindistan'a ticari ilişkileri çeşitlendirmenin önemini hatırlattığı, özellikle Hindistan'ın Trump yönetiminin yüzde 50'ye varan cezai gümrük tarifelerinden etkilenmesinin süreci hızlandırdığı bildirildi.

Bu jeopolitik baskı ortamında von der Leyen ve Modi'nin Şubat 2025'te bir araya gelerek ticaret görüşmelerini "hızla" sonuçlandırma kararı aldığı belirtildi.

Analistler, bu siyasi iradenin ticari tavizleri mümkün kılan asıl dinamik olduğuna işaret ederek, anlaşmanın ticari getirilerinin yanı sıra küresel tedarik zincirlerinde Çin'e alternatif oluşturma amacı da taşıdığını kaydetti.