
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Brüksel Temsilciliği'nde, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) ve Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurochambres) işbirliğiyle düzenlenen "Çok Taraflı Ticaret Sisteminin Canlandırılması" konulu üst düzey yuvarlak masa toplantısının açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
Bakan Bolat, söz konusu toplantının küresel ticaretin giderek daha fazla tahmin edilemez hale geldiği, tek taraflı önlemler ve korumacılığın arttığı ve yoğunlaşan sanayi rekabetinin küresel piyasaları yeniden şekillendirdiği bir dönemde gerçekleştiğini ifade etti.
Ticaretin halen dinamik ancak daha yavaş büyüme, yüksek belirsizlik, daha aktif devlet müdahalesi ve derin jeopolitik risklerin olduğu bir ortamda işlediğini aktaran Bolat, "Küresel ekonomi ise şu ana kadar şoklar karşısında dayanıklılık göstermesine rağmen bu dayanıklılık kırılgan." dedi.
Bolat, neredeyse tüm ülkelerin tedarikçilerini ve ticaret ortaklarını çeşitlendirmeye çalıştığını ve üretimini kilit pazarlara yakın konumlara kaydırdığını dile getirdi.
Piyasalar birbirine bağlı kalmayı sürdürse de güvenlik ve egemenliğin artık ticaret politikalarının merkezinde yer aldığını kaydeden Bolat, tüm bu gelişmeler karşısında küresel ekonominin daha parçalı, ekonomi politikalarının daha müdahaleci, dünyanın bazı bölgelerinde ticaretin daha fazla iklim odaklı ve küresel ekonominin jeopolitik şoklara daha açık hale geldiğini anlattı.
Bolat, mevcut ortamda çok taraflı ticaret sisteminin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kurallara dayalı sistemin sağladığı öngörülebilirlik ve güvenilirliğe tüm üyelerin istisnasız ihtiyacı var. Bu bağlamda Türkiye, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) reformunu teorik bir hedef değil, sistemin güvenilirliğini ve etkinliğini korumak için pratik bir zorunluluk olarak görüyor. Tüm taraflar için adil bir ticaret çerçevesi oluşturacak ortak paydalara odaklanmalıyız. Mevcut tıkanıklık, sistemin temel ilkelerinden değil, üye ülkeler arasındaki güven erozyonundan kaynaklanıyor. Bu erozyonun nedeni ise haksız rekabete ve aşırı ticari dengesizliklere yol açan politikalar.
Türkiye, küresel ticarette adaletin ve eşit rekabet koşullarının güçlendirilmesine büyük önem veriyor. Bu kapsamda sübvansiyonlar, aşırı kapasiteye yol açan politikalar ve ticareti bozucu diğer uygulamalar üzerine çalışmaların artırılması gerekiyor. Türkiye, DTÖ kapsamındaki müzakerelere Cenevre'de açık fikirli ve yapıcı şekilde katılmaya devam edecek ve daha adil bir kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemi için çalışmayı sürdürecek."
DTÖ'nün geçen ay Kamerun'da düzenlenen 14. Bakanlar Toplantısı'nda Türkiye'nin e-ticaret moratoryumunun iki yıl daha uzatılmasına onay verdiğini dile getiren Bolat, daha uzun vadeli bir uzatmanın elektronik iletimlerin kapsamı ve tanımına ilişkin ortak bir anlayışa dayanması gerektiğini vurguladı.
Bolat, dijitalleşen küresel ekonomide bu moratoryumun istenmeyen dengesizlikler yaratmaması ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin politika alanını kısıtlamamasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Türkiye-AB ticaret hacmi geçen yıl 233 milyar dolara ulaştı
Ticaret Bakanı Bolat, Türkiye'nin çok taraflı ticaret sistemini güçlendirme çabalarıyla özellikle Avrupa Birliği (AB) gibi kilit ortaklarla yürüttüğü bölgesel ve ikili işbirliklerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bu yıl, hem DTÖ'nün hem de Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin kuruluşunun 30. yılı ve bu iki süreç başından itibaren birbirini güçlendirdi. AB, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam ederken, Türkiye de AB'nin beşinci en büyük ticaret ortağı ve üçüncü en büyük tercihli ortağı. Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi 1995'te 27 milyar dolardan geçen yıl 233 milyar dolara çıkarak dokuz kat arttı. AB ile Türkiye arasındaki yatırım ilişkileri de oldukça güçlü. Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık yüzde 70'i Avrupa kaynaklı."
Türkiye'nin toplamda yaklaşık 289 milyar dolarlık doğrudan yatırım çektiği ve bunun büyük kısmının AB ve Avrupa ülkelerinden geldiği bilgisini paylaşan Bolat, "Gümrük Birliği ile Türkiye, Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi ve özellikle imalat sanayisinde daha dayanıklı, çeşitlendirilmiş ve güvenli tedarik zincirlerine katkı sağlayabilecek konumda." diye konuştu.
Bakan Bolat, bu çerçevede AB Komisyonu'nun 4 Mart'ta açıkladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasa taslağının AB menşeli kavramının yorumlanmasında Türkiye'yi de kapsayan bir hukuki zemin sunmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.
Bolat, taslaktaki bazı belirsizliklerin giderilmesi gerektiğinin de altını çizdi.
"Türkiye ve AB için daha müreffeh bir gelecek inşa edebiliriz"
AB'nin Temmuz 2026'dan itibaren uygulamayı planladığı yeni tedbirlerin "derin ekonomik entegrasyonu" zayıflatma riski taşıdığını ifade eden Bolat, "Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamındaki tercihli ortak statüsü dikkate alınmalı ve Türkiye üçüncü ülke gibi değerlendirilmemeli. Tüm bu gelişmeler ışığında, Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, tedarik zinciri dayanıklılığını artırmak ve Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin potansiyelini tam olarak ortaya çıkarmak için stratejik bir zorunluluk haline geldi." dedi.
Bolat, Türkiye'nin çok taraflı sistem içinde ve AB ile stratejik ortaklığı çerçevesinde yapıcı ve proaktif bir rol oynamayı sürdüreceğinin altını çizerek, Gümrük Birliği'nin modernizasyonu ve açık, yapıcı diyalog sayesinde iki tarafın ortaklığının ekonomiler ve toplumlar için somut faydalar üretmeye devam edeceğine inandıklarını dile getirdi.
Ortak çabalar ve ileriye dönük bir vizyonla mevcut zorlukların fırsata dönüştürülebileceğini söyleyen Bolat, "Türkiye ve AB için daha kapsayıcı, daha dayanıklı ve daha müreffeh bir gelecek inşa edebiliriz. Aynı zamanda bu yaklaşım, çok taraflı ticaret sisteminin tamamı için de olumlu sonuçlar doğuracaktır." ifadelerini kullandı.
Bu arada, toplantıya Türkiye'nin AB nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan, üst düzey AB yetkilileri, TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Rifat Hisarcıklıoğlu ve diğer temsilciler katıldı.