Dışişleri Bakanı Fidan: İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız

Dışişleri Bakanı Fidan, "İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor." dedi.

Haber Giriş Tarihi: 15.01.2026 14:42
Haber Güncellenme Tarihi: 15.01.2026 14:42

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "SDG meselesi ise yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz." dedi.

Fidan, Türkiye'de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle İstanbul'daki otelde bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Uluslararası sistemin içinde bulunduğu tıkanmışlığın 2025'te daha ileri boyuta taşındığına ve bu tıkanmışlığın adeta kanıksandığına şahit olunduğunu belirten Fidan, "Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi, onarılması güç bir tahribata uğradı. İnsanlığın ortak vicdanında derin yaralar açan krizler, art arda yaşanmaya başlandı. Bu durum karşısında devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorguladıklarını ve yeni yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, çatışmalar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümlerin, ülkelerin önceliklerini, yeteneklerini ve stratejilerini gözden geçirmelerine sebep olduğunu ifade ederek, "Öte yandan sorumluluk ve irade sahibi ülkeler açısından diplomasi, sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane araç olarak öne çıktı. Tüm bu sebeplerle 2025 senesi, uluslararası sistemde kalıcı izler bırakan ve Türk dış politikası açısından son derece yoğun geçen bir yıl oldu." diye konuştu.

Gazze'de yaşanan soykırımın, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025'in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil ettiğini vurgulayan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Açıkça söylemek gerekir ki günümüzün küresel yönetişim modeli, maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız."

Fidan, Türkiye olarak ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze'nin yeniden imarı ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

"Diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için yoğun çaba gösterdik"

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, transatlantik ilişkilerden Avrupa'nın kimliğine ve güvenlik mimarisine kadar pek çok konunun alışılagelmiş kalıplarının sorgulandığı tartışmaları da beraberinde getirdiğine işaret eden Fidan, "Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için başta Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere çok yoğun çaba gösterdik." ifadesini kullandı.

Fidan, 2026'da savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretlerin, ideal ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacağına dikkati çekerek, "Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini şimdiden öngörmek mümkün." dedi.

Suriye'nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonunun 2025'in olumlu gelişmelerinden birini teşkil ettiğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:

"Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD'nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yolda devam etmesini temenni ediyoruz. SDG meselesi ise yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz."

İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığının ve Somaliland'den İran'a uzanan geniş coğrafyadaki "böl-parçala-yönet" faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olunduğunun altını çizen Fidan, "Bu politika, İsrail'in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır. Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğuna her fırsatta dikkat çekiyoruz." diye konuştu.

"Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek, önceliğimiz olmaya devam edecek"

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki dış politikanın 2025'te etkin ve pratik sonuçlar ürettiğinin ortada olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Değinmiş olduğum başlıkların dışında, ayrıca Kafkasya'da kalıcı barışın tesisi, Balkan ülkeleri ve Türk devletleri ile olan ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi, 2025'te de en fazla mesai harcadığımız konuların arasında yer aldı. Keza Kıbrıs, Ege ve Akdeniz'deki gelişmelerle çok yakından ilgilendik. Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerimizde ortak bir stratejik perspektif geliştirilmesi yönündeki irademizi ve gayretlerimizi samimi biçimde ortaya koyduk."

Fidan, Afrika ülkeleri ile ilişkilere de özel emek sarf edildiğini belirterek, "Rusya-Ukrayna, Etiyopya-Somali ve Pakistan-Afganistan arasında arabuluculuk faaliyetleri yürüttük. Ülkemize savunma sanayisi konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık. Ekonomik konulara, küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik. Enerji ve bağlantısallık konularında diğer kurumlarımızla beraber kapsamlı ve kapsayıcı projeler ürettik." bilgisini paylaştı.

Artık hiçbir ülkenin dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda olmadığını ifade eden Fidan, "Çünkü belirsizlik, artık daimi hale gelmiş durumda. Bugünün uluslararası ortamı, kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir. İttifakları doğru kurmak, menfaatleri doğru tanımlamak ve araçları ustalıkla kullanmak zorundayız. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bu dönemde belirleyici bir rol oynama kapasitesine sahiptir ve bu rolü oynamaya da devam edecektir." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin kriz anlarında tavsiyesi aranan, arabuluculuğu ve katkısı talep edilen konuma gelmesinin, hem devlet aklının hem de liderliğin uzun yıllara yayılan birikiminin sonucu olduğuna işaret ederek, "2026 yılında da yoğun bir takvim bizi bekliyor. Yeni yılda dış politika önceliklerimizi hassasiyetle takip etmeye devam edeceğiz. NATO Zirvesi'ne, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne ve BM İklim Değişikliği Zirvesi'ne inşallah bu yıl ev sahipliği yapacağız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, ideal ile gerçeklik, değerler ile menfaatler arasındaki dengeyi gözeterek ilkeli duruşuyla, kararlılıkla, öz güvenle ve kesintisiz çabayla yoluna devam edeceğini vurgulayan Fidan, "Bu anlayış temelinde, 2026 yılında da Balkanlar'dan Latin Amerika'ya, Orta Asya'dan Doğu Akdeniz'e uzanan geniş coğrafyada inisiyatif almayı ve sorunlara çözüm üretmeyi sürdüreceğiz. Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek, önceliğimiz olmaya devam edecek." dedi.

"İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor." dedi.

Toplantıda, "İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran'ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor." ifadelerini kullanan Fidan, bunun uluslararası ilişkiler boyutunun olduğunu çünkü takip ettiği bazı politikalardan dolayı İran'ın "yaptırımlara tabii" olduğunu söyledi.

Fidan, İranlı muhataplarına bölge ülkeleriyle olan sorunlarının çözülmesi gerektiğinin aktarıldığını belirterek "Küresel nükleer konuda da sorunlarını diplomasi yoluyla hiç fırsat kaybetmeden çözmeli ki ekonomik zorluklara neden açan yapısal bir takım problemler ortadan kalksın." değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası izolasyon altında olunduğunda, bazı ekonomik hizmetlerin sağlanmasının sınırlandığının altını çizen Fidan, şunları kaydetti:

"İran’ın büyük bir nüfusu var, dinamik bir halkı var. Yaşam arzusu, yaşama katılma arzusu son derce yüksek bir halk var, sofistike. Bunları belli konulardan mahrum ettiğiniz zaman ortaya bu türden sıkıntılar çıkıyor. Burada şu karıştırılıyor, insanların karşılaştıkları ekonomik ve diğer güçlüklerle ilgili sıkıntıların, rejime karşı ideolojik başkaldırı gibi görünmesi aslında bu aslında gri bir alan olmuş oluyor. Burada yakından baktığınız zaman, dışardaki bazı İran düşmanı olan ülkelerin iştahını kabartacak bir durum yok, rejime düşmanlık açısından ama var olan politikaların ortaya koyduğu bu ekonomik zorluklar, bunun bir türlü izale edilememesi bir sıkıntı doğuruyor. Biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz ama (ABD Başkanı Donald) Trump politikalarına baktığınız zaman, karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik."