"NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" Konferansı düzenlendi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) işbirliğiyle "NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" Konferansı düzenlendi.

Haber Giriş Tarihi: 09.04.2026 14:26
Haber Güncellenme Tarihi: 09.04.2026 14:26

Ankara'daki otelde düzenlenen programa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, SETA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, AA Genel Yayın Yönetmeni ve Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Özhan ile çok sayıda davetli katıldı.

Program, NATO'nun önemine işaret eden video gösterimiyle başladı.

SETA Genel Koordinatörü Miş, konferans kapsamındaki panel öncesi yaptığı açılış konuşmasında programın son derece kritik bir dönemde düzenlendiğini söyledi.

Miş, "Bir yandan krizlerin çok boyutlu biçimde derinleştiği, diğer yandan bölgemizde devam eden ve bir ateşkes ihlal edilse de kalıcı bir barış ihtimalinin belirsizliğini koruduğu bir savaş ortamının içerisindeyiz. Ayrıca, Ukrayna-Rusya Savaşı, İran-İsrail-ABD Savaşı bağlamında NATO'nun geleceğine dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemdeyiz." diye konuştu.

"Türkiye, temmuz ayında NATO tarihinin en kritik seviyelerinden birine ev sahipliği yapacak." diyen Miş, bugünkü programda güvenlik ve savunma mimarilerinin nasıl yeniden şekillendiğinin ele alınacağını dile getirdi.

"NATO, benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıya"

Miş, dünyanın çok boyutlu güvenlik krizinden geçmekte olduğunu, askeri ve askeri olmayan tehditlerin iç içe geçtiğini, belirsizliklerin arttığını vurguladı.

Uluslararası sistemin adeta kapsamlı stres testine tabi tutulduğuna dikkati çeken Miş, şöyle konuştu:

"NATO, benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıya. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı, özellikle İttifak'ın doğu kanadında tehdit algılarını derinleştirmiştir. İran'a yönelik müdahale bağlamında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar ise İttifak içi uyum tartışmalarını yeniden gündeme getirmiştir. Bu dönemde ortak savunma anlayışının tahkim edilmesi ve genişletilmiş caydırıcılık stratejisinin korunması, her zamankinden daha hayati hale gelmiştir. Bu bağlamda 7-8 Temmuz 2026'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek Ankara zirvesi, yalnızca coğrafi bir ev sahipliğinin ötesinde, NATO'nun geleceğini şekillendirecek bir eşik niteliği taşımaktadır.

Türkiye'ye düşen sorumluluk da bu nedenle son derece büyüktür. Türkiye, 70 yılı aşkın süredir İttifak'ın operasyon ve misyonlarına en fazla katkı sunan ülkelerden biri olmuştur."

"Ülkemiz, çevresindeki krizlere rağmen istikrar üretme kapasitesine sahip nadir aktörlerden biridir"

Türkiye'nin sadece askeri kapasitesiyle değil diplomatik esnekliği, kriz yönetme becerisi ve tarihsel tecrübesiyle de öne çıktığına işaret eden Miş, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası yeniden tartışılmaya başlanan Avrupa güvenlik mimarisi meselesinde Türkiye'nin rolünün giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı.

Miş, "Türkiyesiz Avrupa güvenliği düşünülemez" yaklaşımının artık daha güçlü şekilde dile getirildiğini, savunma sanayisinde kaydedilen ilerlemenin Türkiye'yi NATO için vazgeçilemez aktör hale getirdiğini vurguladı.

Türkiye'nin kriz yönetimi süreçlerinde kilit rol üstlendiğine dikkati çeken Miş, "Türkiye'nin en önemli farkı ise sadece askeri güçle sınırlı olmayan çok boyutlu bir stratejik yaklaşım geliştirmiş olmasıdır. Ülkemiz, çevresindeki krizlere rağmen istikrar üretme kapasitesine sahip, taraflar arasında diyalog kanallarını açık tutan ve arabuluculuk kurabilen nadir aktörlerden biridir." dedi.

Açılış konuşmalarının ardından panel düzenlendi.