
Son yıllarda yapılan çalışmalara göre, antienflamatuvar beslenme planları sadece bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, diyabet, obezite ve hatta bazı kanser türleri gibi kronik rahatsızlıkların gelişimini önlemeye yardımcı olabiliyor.
Uzmanlar, bu diyetlerin genel bir sağlık kalkanı görevi görebileceğini belirtiyor. Antienflamatuvar diyetin temel prensipleri arasında doğal, işlenmemiş gıdaların tüketilmesi, taze sebze ve meyvelerin önceliklendirilmesi, sağlıklı yağların (örneğin zeytinyağı ve avokado yağı) tercih edilmesi bulunuyor. Ayrıca omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıkların diyetin bir parçası olması, tam tahılların ve baharatların (zencefil, zerdeçal gibi) kullanımı da önemli bir yer tutuyor.
Harvard Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir araştırmada, düzenli olarak bu tür bir beslenme planını takip eden bireylerde inflamasyon düzeylerinin daha düşük olduğu ve genel sağlık durumlarının daha iyi seyrettiği ifade ediliyor. Aynı zamanda antienflamatuvar bir yaşam tarzının depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklar üzerinde de olumlu etkiler yaratabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, işlenmiş ve şeker oranı yüksek gıdaların, kızartılmış ürünlerin ve trans yağ asitlerinin inflamasyonu tetiklediği biliniyor. Bu nedenle uzmanlar, sağlıklı alternatiflerle dolu bilinçli bir diyet planının özellikle şehir hayatının stresine karşı güçlü bir destek sunabileceği görüşünde birleşiyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)