
Toronto Üniversitesinde yapılan geniş çaplı bir araştırma, uzun süreli astım hastalarının kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin sağlıklı bireylere oranla yüzde 40 daha yüksek olduğunu gösterdi. Bu durumun temel nedeni, astıma bağlı olarak gelişen kronik iltihaplanma ve vücuttaki oksijen yetersizliği. İltihaplanma, arterlerde plak oluşumuna neden olabilen bir süreç başlatırken, oksijen yetersizliği kalbin daha fazla çalışmasına yol açıyor. Bu da zamanla hipertansiyon, kalp yetmezliği ve diğer kardiyovasküler rahatsızlıkların gelişmesine zemin hazırlıyor.
Astım atakları sırasında yaşanan nefes daralması, vücutta ani bir stres tepkisi oluşturuyor. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının salgılanması, geçici olarak kan basıncını yükseltebiliyor. Bu durum sık tekrarladığında ise kalbin yükü artarak uzun vadede ciddi hasarlara neden olabiliyor. Bunun yanı sıra sigara dumanı, hava kirliliği, yetersiz beslenme ve hareketsizlik gibi astımı kötüleştiren faktörler, aynı zamanda kalp sağlığını da doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, astım hastalarının sağlık durumlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının şart olduğunu belirtiyor. Düzenli kontrollerin yanı sıra hem astım hem de kardiyovasküler riskler için erken önlem alınması gerekiyor. Egzersiz ve dengeli beslenme gibi yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşırken, gerekli durumlarda uygun ilaçların kullanımı da hayati rol oynuyor.
Dahası, bireylerin astım tetikleyicilerinden uzak durması ve stresten olabildiğince kaçınması gerekiyor. Uzmanlar özellikle mevsim geçişlerinde alerjik reaksiyonların artabileceğini hatırlatarak, bu dönemde sigara kullanımından kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguluyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)