
Son dönemlerde yapılan bir araştırma, başarı odaklı benlik algısının özellikle genç bireyler arasında yaygın olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, bireyler yalnızca başarılarının sonuçlarına odaklandıklarında kendi öz değerlerini dış etkenlere bağlama eğilimi göstermeye başlıyorlar. Sosyal medya gibi dış baskıların da etkisiyle bu durum, özgüven kaybından tutun da kaygı bozukluğu, tükenmişlik ve hatta depresyon gibi ciddi ruhsal sorunlara zemin hazırlayabiliyor.
Araştırmayı yürüten psikologların bulgularına göre, toplumun başarı tanımlarına aşırı derecede bağlı olmak bireyin içsel mutluluğunu göz ardı etmesine neden oluyor. Özellikle her şeyi mükemmel yapmaya çalışan kişilerde görülen bu durum, hatırlatma yaparcasına şunu ortaya koyuyor: İnsanlar hata yapabilir ve bu hatalar insan olmanın bir parçasıdır. Ancak başarı merkezli düşünce yapısına sahip bireyler, böyle bir toleransa izin vermeyerek sürekli kendilerini eleştirme ve yetersizlik hissi duyma eğiliminde olduklarından, stres düzeylerini artıyor.
Uzmanlar, başarı odaklı benlik algısını dengelemek için bireylere çeşitli önerilerde bulunuyor. İlk olarak, başarının tanımını yeniden değerlendirmek gerektiğini belirtiyorlar; kişisel ilişkilerden sağlıklı yaşam alışkanlıklarına kadar pek çok faktörün de bu tanımın içine dahil edilmesi gerektiğine işaret ediyorlar. Ayrıca, başarının yalnızca bireysel çabadan gelmediği, toplumun desteğinin de önem taşıdığı vurgulanıyor. Bunun yanında, bireylerin öz farkındalık becerilerini geliştirerek gerçekte ne istediklerini anlamaları ve kendi sınırlarını kabullenmeleri gerektiğine dikkat çekiliyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)