
Giderek yaygınlaşan bel fıtığını anlamak için yapılan araştırmalar, sorunun arka planında bir dizi sebep bulunduğunu ortaya koyuyor. Masa başı işlerin artışı ve uzun süreli hareketsiz oturma, omurganın doğal yapısına zarar verebiliyor. Bunun yanı sıra yanlış oturma pozisyonları ve egzersizden uzak bir yaşam tarzı, omurga disklerinde baskıya neden olarak fıtık riskini yükseltiyor. Gençler arasında hızla artan telefon ve tablet gibi taşınabilir cihazların kullanım süresi de bu sorunu tetikleyen önemli faktörlerden biri. Özellikle öne eğilerek ekrana bakma alışkanlığı, boyun ve bel bölgesindeki kasların dengesiz yük altında kalmasına sebep oluyor.
Yakın tarihte yapılan bir araştırma ise 15-30 yaş aralığındaki bireylerin yaklaşık yüzde 25’inde bel ağrısı şikayetlerinin gözlemlendiğini gösteriyor. Aynı araştırmada, bu kişilerin büyük bir kısmının düzenli fiziksel aktiviteden uzak olduğu ve gün içinde büyük ölçüde oturarak zaman geçirdikleri tespit edildi. Bu veriler, bel fıtığının yalnızca genetik yatkınlıkla sınırlı kalmadığını, çevresel ve davranışsal faktörlerin de büyük bir etken olduğunu kanıtlar nitelikte.
Uzman doktorlar, bel fıtığı riskini azaltmak için özellikle genç bireylere birkaç önemli öneride bulunuyor. Hareketli bir yaşam tarzını benimseyerek düzenli egzersiz yapmak, omurgayı destekleyen kasların güçlenmesini sağlıyor. Pilates ve yoga gibi bedeni esnekleştiren aktiviteler, omurga sağlığını destekleyici etkiler sunarken aynı zamanda duruş bozukluklarını da düzeltmeye yardımcı oluyor. Bununla birlikte dik bir oturuş pozisyonu benimsenmesi, masa başında uzun süre kalan bireyler için kritik öneme sahip.
(Fatma Hatun Altıkardeş)