
Uzmanlar, bu düşüşü farklı faktörlere bağlıyor. Özellikle kentleşme, bireyselleşme ve ekonomik koşullar, aile büyüklüğünün küçülmesinde etkili oluyor. Bursa gibi sanayi ve ticaretin yoğun olduğu şehirlerde iş imkânlarının artışı, aile fertlerinin farklı şehirlere veya bölgeler arası göçüne neden oluyor. Aynı zamanda, genç nesillerin evlenme oranlarındaki azalma ve çocuk sayısının sınırlı tutulması da hanehalkı büyüklüğünü doğrudan etkiliyor.
Demograf ve sosyologların yorumlarına göre, ortalama hanehalkı büyüklüğündeki bu düşüş hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğuruyor. Daha küçük haneler, bireylerin kendi yaşam alanlarını oluşturma eğilimleri üzerinde dururken, bunun toplumsal aidiyet ve kalabalık aile yapısıyla gelişen dayanışma kültürüne etkileri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ayrıca bu durum, konut talebinden eğitim ihtiyaçlarına kadar birçok sektörde özel bir etki yaratıyor.
Özellikle şehir merkezindeki 1+1 veya 2+1 gibi küçük dairelere olan talepteki artış, bu demografik dönüşümü doğrular nitelikte. Gayrimenkul sektörü temsilcilerine göre, bireysel yaşam alanlarına olan yönelim, konut piyasasının da çehresini değiştirmiş durumda.
Sosyal uzmanlar ayrıca, hanehalkı büyüklüğündeki bu değişimin uzun vadede ekonomik ve sosyal ilişkilerde de köklü dönüşümlere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Daha küçük aile yapıları, yaşlılık döneminde yalnız yaşayan bireylerin sayısını artırabilirken, topluluk içinde dayanışmayı teşvik eden geleneksel bazı yapıların zayıflamasına sebep olabilir.
(Ayşe Candan)