
Peki, dönüşüm neden bir zorunluluk? Depremleri önlemek ya da durdurmak mümkün değil; ancak doğru yapı politikalarıyla can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltmak mümkün. Bu noktada kentsel dönüşüm projeleri büyük önem taşıyor. Ancak bu süreçler yalnızca eski binaların yıkılıp yerlerine yenilerinin inşa edilmesi değildir. Mesele, şehirlerin topoğrafik yapısından başlayarak altyapısal sistemlerini yenileyen, yeşil alanları artıran ve nüfus yoğunluğunu dengeli şekilde planlayan bütüncül bir dönüşümdür.
Yapılan akademik çalışmalar, afet bilincinin toplumsal düzeyde yeterince gelişmemiş olmasının, depremlerin ardından yaşanan panik ve hasarın artışına neden olduğunu gösteriyor. Örneğin, Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından 2022 yılında yayımlanan verilere göre; halkın %50'sinden fazlası, yaşadığı yapıların güvenliği konusunda bilinçsiz ya da yanlış bilgilerle hareket ediyor. Deprem sırasında ne yapılması gerektiği bilgisine sahip olanların oranı ise sadece %25 seviyesinde.
Ancak bu sorunların çözümü yalnızca bireylerin kendi bilgi seviyelerini artırmalarına değil, aynı zamanda toplumsal ve yönetsel düzeyde geliştirilecek politikalara bağlıdır. Japonya’da uygulanan ve sonuçları itibarıyla başarılı bulunan kentsel dönüşüm örnekleri, evlerin tasarımından afet eğitimine kadar her aşamayı hesaba katmaktadır. Ayrıca bu ülkede erken uyarı sistemlerinin devreye sokulması ve tüm vatandaşların katılım gösterdiği tatbikatlar büyük kayıpların önüne geçilmesinde etkilidir.
Türkiye’de ise ne yazık ki süreç daha çok inşaat sektörünün ekonomik getirileriyle sınırlı kalmıştır. Uzmanlar, plansız bir kentsel dönüşümün deprem anında mevcut durumu daha da kötüleştirebileceğini ifade ederek, multidisipliner yaklaşımları izleyen uzun vadeli stratejilere odaklanılması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)