Dijital gelecekte kırmızı çizgi: Çocuklar için güvenli yapay zekâ kullanımı

Teknolojinin her geçen gün hızla ilerlediği günümüzde dijital dünya, çocukların günlük yaşamlarında daha fazla yer alıyor. Eğitimden eğlenceye kadar birçok alanda yapay zekâ (YZ) uygulamalarına olan bağımlılığın artışı, beraberinde önemli soruları da getiriyor: Çocukların bu ortamda nasıl korunacağı ve yapay zekânın güvenli bir şekilde nasıl kullanılması gerektiği gündemin merkezine oturmuş durumda.

Haber Giriş Tarihi: 10.02.2026 16:55
Haber Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 16:55

Son yıllarda yapılan araştırmalar, çocukların erken yaşlardan itibaren dijital araçlarla yoğun şekilde tanıştığını gözler önüne seriyor. Eğitim materyallerinden oyunlara, dijital içeriklerden sosyal medya deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede yapay zekâ destekli sistemlere maruz kalan çocuklar, bu teknolojilerin avantajları kadar riskleriyle de karşı karşıya kalıyor. Özellikle veri gizliliği, aşırı ekran kullanımı ve algoritmik ayrımcılık gibi konular çocuklar üzerinde ciddi etkilere yol açabiliyor.

Stanford Üniversitesi'nin 2022 yılında yayımladığı bir çalışmaya göre, dijital ekosistemde kullanılan yapay zekâ sistemlerinin sadece yüzde 25'i çocuk dostu olarak sınıflandırılan kriterlere uyum sağlıyor. Bu durum, YZ'nin gelişimsel, psikolojik ve ahlaki etkilerinin daha detaylı bir şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zekânın çocuklar için sunduğu fırsatlar da göz ardı edilmemeli. Özellikle bireyselleştirilmiş öğrenme platformları, YZ destekli dil öğrenme uygulamaları ve az gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği yaratma potansiyeli oldukça umut verici. Ayrıca, çocukların dijital dünyayı daha bilinçli kullanmasını sağlayan siber güvenlik ve teknolojik farkındalık eğitimleri de bu sistemler aracılığıyla sunulabiliyor.

Ancak bu süreçte, etik değerlerle harmanlanan bir yapay zekâ anlayışını benimsemek büyük önem taşıyor. Bilim insanlarına göre teknolojinin insan merkezli olması, var olan sorunların çözümünde kilit rol oynuyor. Bu doğrultuda çocukların özel durumu göz önünde bulundurularak geliştirilen teknolojiler sayesinde dijital geleceğin daha güvenli bir hale getirilmesi mümkün.

Çocukların yapay zekâ etkileşimlerinde güvenlik ve şeffaflık sağlanabilmesi için ailelerin, eğitimcilerin ve yasa koyucuların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Ailelerin çocuklarının dijital davranışlarını yakından takip etmesi gerektiği vurgulanıyor. Aynı zamanda, eğitimcilerin teknolojiyi pedagojiyle doğru şekilde entegre etmeleri ve teknoloji odaklı beceriler kazandırmaları da kritik bir gereklilik.

Politika geliştirme aşamasında hükümetlerin ve teknoloji şirketlerinin iş birliği ise temel bir diğer unsur. Avrupa Birliği'nin 2021 yılında yürürlüğe koyduğu "Yapay Zekâ Yasası", dünya genelindeki diğer ülkelere örnek teşkil eden katı standartlara sahip. Bu yasa, insanların özellikle de çocukların en savunmasız durumda olduğu sahalarda YZ'nin kullanımını düzenleme amacı güdüyor.

Dijital dönüşümle şekillenen modern dünyada yapay zekâ teknolojilerinin doğru regülasyonlarla geliştirilmesi, çocukların haklarını ve özgürlüklerini korumak açısından hayati önem taşıyor. Yapılan çalışmalar, etik ve güvenli bir çerçevenin oluşturulması durumunda YZ’nin hem eğitim hem de genel yaşam becerileri açısından değerli kazanımlar sunabileceğini gösteriyor.

Uzmanlar, teknolojiyle büyüyen bu neslin sağlıklı ve bilinçli bir dijital bilgi çağına adapte olabilmesi için kamuoyunun destekleyici ve sorumluluk alıcı bir tavır sergilemesi gerektiğini belirtiyor. Bu doğrultuda atılacak tüm adımlar, sadece bugünün çocuklarının değil, yarının yetişkinlerinin de daha güçlü bireyler olmasına katkı sağlayacaktır.

(Ayşe Candan)