
Uzmanların görüşüne göre, bir radyatörün ısıtma kapasitesi, kurulacağı alanın hacmi, yalıtım seviyesi ve bulunduğu bölgenin iklim koşulları göz önünde bulundurularak planlanmalı. Bu faktörler dikkate alınmadığında ya yeterli ısı sağlanamaz ya da gereğinden fazla enerji tüketilir. Her iki durumda da kullanıcılar, beklenenden daha yüksek faturalarla karşılaşıyor.
Yapılan bir akademik çalışmaya göre, Türkiye’deki bireysel ve merkezi ısınma sistemlerinde kullanılan radyatörlerin yaklaşık yüzde 30’unun mekân koşullarına uygun kapasitede olmadığı tespit edildi. Bu durum, enerji kaybını artırarak hem tüketicilere ek maliyet oluşturuyor hem de çevreye zarar veriyor. Özellikle son yıllarda artan küresel ısınma ve enerji krizleri göz önünde bulundurulduğunda, verimsiz bir ısıtma sistemi ile sürdürülebilir bir gelecek mümkün görünmüyor.
Radyatör seçiminde doğru kapasitenin önemi çerçevesinde akademik çevrelerden ve sektörden gelen öneriler oldukça net: Profesyonel mühendislik hesaplamaları yapılmalı, alan özelliklerine göre radyatör boyutu ve kapasitesi uyumlu hale getirilmelidir. Ayrıca, izolasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve mekânlardaki ısı kayıplarının minimuma indirilmesi, genel enerji verimliliğinde kilit rol oynuyor.
Enerji tasarrufu sağlamanın yanı sıra doğru radyatör seçiminin çevresel etkileri de göz ardı edilmemeli. Daha az yakıt tüketimi sayesinde karbon salınımı da azalacağı için doğaya verilen zarar büyük ölçüde minimize edilecektir. Bu doğrultuda hem bireylerin bilinçlendirilmesi hem de sektör profesyonellerinin bu konuda daha hassas davranması büyük önem taşıyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)