
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve çeşitli araştırma kuruluşları tarafından yayımlanan raporlar, özellikle COVID-19 pandemisinin bu artışta önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. İzolasyon, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve sağlıkla ilgili endişeler pek çok insanın ruhsal dengesini olumsuz etkiledi. Pandemiyle birlikte psikolojik destek talebinin daha önce hiç olmadığı kadar yükseldiği belirtiliyor.
Depresyon, anksiyete bozuklukları ve diğer yaygın ruhsal hastalıklarla mücadele eden kişi sayısındaki artışın yanı sıra, intihar oranlarının da ciddi düzeyde yükseldiği rapor ediliyor. Birçok ülkede sağlık sistemlerinin bu duruma hazırlıksız yakalandığı, yeterli kaynak ve uzman eksikliğinin bireylere doğru ve zamanında müdahale edilmesini engellediği belirtiliyor.
Farklı ülkelerdeki sosyo-ekonomik koşullar da bu tablonun oluşmasında belirleyici bir etken. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerde hem tedaviye erişim zorlukları hem de ruh sağlığına yönelik damgalama, sorunların daha da derinleşmesine neden oluyor. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde dahi yoğun iş temposu, aşırı stres ve dijital çağın getirdiği yalnızlık duygusu gibi faktörler ruh sağlığını tehdit ediyor.
Uzmanlar, bu problemleri aşmanın yolları üzerinde duruyor. Ruh sağlığına yönelik bilinçlendirme kampanyalarının artırılması, tedaviye erişimin kolaylaştırılması ve daha fazla eğitimli uzman yetiştirilmesi çözümler arasında yer alıyor. Ayrıca bireylerin kişisel anlamda stres yönetimi becerileri geliştirmesi ve sosyal bağlarını güçlendirmesi de öneriliyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)