
Bu konuda yapılan son araştırmalardan biri, 18-24 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık yüzde 65’inin telefonlarının pil seviyesi düştüğünde ciddi bir huzursuzluk yaşadığını gösteriyor. Araştırmaya katılanların çoğu, düşük batarya durumunda sosyal etkinliklerden veya insanlarla iletişim kurmaktan kaçındıklarını belirtiyorlar. "Telefonum kapanırsa ulaşılmaz olacağım ve çevremden kopacağım" gibi düşünceler, gençlerde sosyal çekilme ve yalnızlık hissini tetikliyor.
Uzmanlar bu durumu, teknolojinin bireylerin sosyal beceriler ve ilişkiler üzerindeki etkileriyle ilişkilendiriyor. Artık pek çok genç, yüz yüze iletişim yerine mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya platformları üzerinden bağlantıda kalmayı tercih ediyor. Dolayısıyla telefonlarının şarjlarının tükenmesi veya kapanma ihtimali, adeta hayatta kalma endişesi kadar sıkıntılı bir durum yaratabiliyor. Bunun uzun vadede sosyal iletişimi zayıflatabileceği ve yalnızlığı artırabileceği öngörülüyor.
Araştırmada dikkat çeken bir başka nokta da düşük batarya sebebiyle genellikle sergilenen davranışlar oldu. Katılımcıların önemli bir kısmının sırf şarjlarını korumak adına ekran sürelerini kısıtladıkları, telefonlarını daha az kullandıkları veya güvenli bir priz bulmak için sosyal etkinliklerini yarıda kestikleri görüldü. Elektronik cihazların neredeyse "bağımlılık eşyası" mertebesine ulaşması, teknolojiye karşı daha dengeli bir yaklaşım benimsemenin önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
Bu bağlamda, dijital hijyen kavramının önemi giderek daha fazla konuşulmaya başlandı. Özellikle teknoloji bağımlılığı ile baş etme stratejileri konusunda bilinçlendirme kampanyalarının çoğalması, gençlerin ekran sürelerini yönetmelerine ve teknolojiyle daha dengeli bir ilişki kurmalarına yardımcı olabilir.
(Fatma Hatun Altıkardeş)