
Araştırmaya göre en çok şikayet konusu olan sahte ürün kategorileri; kozmetik ürünler, orijinal olduğu iddia edilen akıllı telefon aksesuarları ve spor ayakkabılar. Tüketiciler, genellikle indirim kampanyaları ya da popüler ürünlerin çok daha uygun fiyatlarla sunulduğu platformlar üzerinden bu tür aldatıcı satın alım süreçlerine maruz kalıyor. Genelde ürünlerin orijinalliği, teslimat sonrası anlaşılırken iade süreçlerinin zorluğu tüketicileri mağdur etmeye devam ediyor.
Uzmanlar, özellikle internetten alışveriş yaparken tüketicilerin dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar olduğunu vurguluyor. Güvenilir ya da tanınmış platformlardan alışveriş yapılması, satıcı puanlarının incelenmesi ve yorumların dikkatle okunması önerilen başlıca tedbirler arasında yer alıyor. Ayrıca, ürünü aldıktan sonra ambalaj üzerindeki seri numara ya da üretici bilgisi gibi detayların kontrol edilmesi de sahte ürün riskini minimize edebilir.
Yetkili denetim mercileri ise sorunun çözümü için yoğun bir çalışma yürütüyor. Özellikle sahte ürün satışı yaptığı tespit edilen platform ve kişilerin ticari faaliyetlerinin durdurulması için hukuki süreçlerin hızlandırılması planlanıyor. Ancak denetim yetersizlikleri ve global ticaretin hızla sanal ortama taşınması işleri zorlaştıran unsurlardan biri olarak görülüyor.
Tüketici haklarıyla ilgili çalışan derneklerin altını çizdiği bir diğer husus ise mağduriyet yaşayan kişilerin yasal yollardan hak arama talep oranlarının oldukça düşük olması. Bunun nedeniyle tüketiciler genellikle mağduriyetlerini sineye çekerek başka bir platformu tercih ediyor. Bu da dolandırıcıların cesaretini arttıran bir başka sorun olarak öne çıkıyor.
Konu ile ilgili görüşlerini paylaşan finans ve ticaret uzmanı Dr. Haluk Yılmaz, sahte ürün mağduriyetlerinin sadece bireysel düzeyde değil; aynı zamanda markaların itibarını zedeleyerek sektöre uzun vadede büyük zararlar verdiğini belirtiyor. Bu tip sorunların çözümü için hem markaların hem de devletin daha kapsamlı dijital denetim mekanizmaları kurarak iş birliği yapması gerektiğini ifade ediyor.
E-ticaretteki potansiyel tehlikelerin yayılmasını önlemek amacıyla hem tüketicilere hem de ilgili kurumlara büyük sorumluluklar düşüyor. Alışveriş alışkanlıklarında bilinçlenme, ihbar sistemlerinin etkinleştirilmesi ve sahte ürün satıcılarına yönelik caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması, bu büyüyen problemle mücadelede birer adım olabilir.
(Özkan Güngörmez)