
Son yapılan bir araştırmaya göre, ekonomik belirsizlik dönemlerinde toplumun genelinde karamsarlığın artması, harcama ve yatırım oranlarını düşürerek piyasalardaki daralmanın daha da derinleşmesine yol açıyor. Örneğin, tüketicilerin geleceğe dair umutlarını yitirmesi, harcamalarını kısmasına ve tasarruf oranlarını artırmasına neden oluyor. Bu durum, piyasaya olan güveni zedeliyor ve talep azaldıkça işletmelerin büyümesi de yavaşlıyor.
Araştırmayı yürüten ekonomistlere göre, kötümserlik algısı çoğu zaman hızlı bir şekilde yayılıyor ve domino etkisi yaratıyor. Sosyal medya ve geleneksel medyada yayılan olumsuz haberler veya yanlış bilgiler, toplumsal moraller üzerinde belirgin bir etkide bulunuyor. Bu da ekonomik anlamda negatif bir döngüye yol açarak süreçleri daha karmaşık hale getiriyor.
Öte yandan çözüme yönelik araştırmalar, kötümserliğin etkilerinin ancak güven artırıcı politikalarla aşılabileceğini ortaya koyuyor. Örneğin, hükümetin şeffaf iletişim stratejileri uygulaması, ekonomik reformları hızla hayata geçirmesi ve yatırımları desteklemesi; bireylerin ve işletmelerin geleceğe yönelik umutlarını artırabilir. Ayrıca, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleriyle ekonomik süreçlerin daha doğru anlaşılmasının ve böylelikle yanlış bilgilerin önüne geçilmesinin mümkün olabileceği ifade ediliyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)