
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, 0-6 yaş grubundaki çocuklarda diş çürüklerinin artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, “biberon çürüğü” olarak adlandırılan çok erken yaşta görülen diş çürüklerinin, genellikle geceleri ebeveyn gözetiminde yapılan yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklandığını vurguluyor. Çocukların uyumadan önce ya da gece uyanıp tekrar uykuya dalabilmek için biberonla süt veya meyve suyu tüketmesi, ağız içinde uzun süre boyunca şekerin kalmasına neden oluyor. Bu durum, çürük oluşumunu hızlandıran bakteriler için uygun bir ortam hazırlıyor.
Bir diğer önemli bulgu ise anne sütüyle ilgili. Anne sütü, içerdiği doğal şeker nedeniyle faydalı olmasının yanı sıra gece boyunca sık sık verilmesi hâlinde bebeklerin diş sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle, bebeğin uykuya daldıktan sonra ağız bakımının ihmal edilmesi, oluşabilecek diş sorunlarını artırıyor.
Uzmanlar tarafından yapılan bir saha araştırmasına göre, 3 yaş altındaki çocukların %40’a yakını diş çürüğü problemiyle karşı karşıya. Ayrıca, ebeveynlerin %60’ından fazlası gece beslenmenin zararlı etkilerinden haberdar olmadığını belirtiyor. Diğer dikkat çeken bir veri ise çürüklerin tedavi maliyetlerinin önlenebilir uygulamalara kıyasla çok daha yüksek olduğu. Uzmanlara göre, bu hem çocukların genel sağlığını hem de ailelerin ekonomi yükünü olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, çocuklarda diş çürüğünü önlemek için gece beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerektiğini savunuyor. Uyku öncesi tatlı içeren içeceklerden kaçınılması, özellikle de meyve suyu ve süt gibi sıvıların ardından mutlaka su içirilmesi tavsiye ediliyor. Ayrıca, ilk dişin çıkmasından itibaren düzenli ağız ve diş bakımına başlanması gerektiği belirtiliyor. Bunun yanı sıra çocukların ilk yaş gününden itibaren bir diş hekimi kontrolünden geçirilmesi öneriliyor.
Çocukluk dönemindeki diş sağlığının önemine dikkat çeken uzmanlar, ebeveynlerin gece beslenme konusunda daha bilinçli olmalarını gerektiğini belirtiyor. Erken alınacak önlemlerle hem çürük oluşumunun önüne geçmek hem de çocukların yaşam boyu sürecek sağlıklı dişlere sahip olmaları mümkün.
Toplumda bu konuda farkındalığın artırılması için hem sağlık çalışanlarına hem de ebeveynlere büyük görevler düşüyor. Zira sağlıklı nesiller yetiştirmek, yalnızca fiziksel sağlıkla değil, ağız ve diş sağlığı gibi diğer temel unsurlarla da doğrudan ilişkili.
(Fatma Hatun Altıkardeş)