
Yapılan bir araştırmada, 1980'lerde doğmuş bir neslin çocukluk döneminde oynadığı oyunlar ile günümüz çocuklarının eğlence biçimleri kıyaslandı. Sonuçlar çarpıcı. O dönemde çocukların yüzde 85’i sokak oyunlarına düzenli olarak katılırken, 2020 sonrası doğan nesilde bu oran yüzde 10’un altına düşmüş durumda. Araştırmacılar, dijital oyunlara harcanan sürenin gün geçtikçe arttığını, sokak oyunlarının ise yalnızca nostaljik bir anıya dönüştüğünü belirtiyor.
Dahası, uzmanlar dijitalleşmenin olumsuz yönlerine de dikkat çekiyor. Günümüzde çocukların ekran başında geçirdiği süre, önceki nesillere oranla dört katına ulaşmış durumda. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre yoğun dijital oyun oynamak çocuklarda obezite, dikkat eksikliği ve uyku sorunlarına neden olabiliyor. Öte yandan, sosyal medya platformları ve çevrimiçi oyunlar yeni neslin iletişim şekillerini yeniden şekillendirse de yüz yüze bağlantı kurma becerilerini zayıflatabiliyor.
Öte yandan dijital eğlencenin avantajlarına da değinmeden geçmek olmaz. Teknoloji sayesinde dünya genelindeki farklı insanlarla iletişim kurup işbirliği yapmak mümkün hale gelirken, stratejik düşünme, hızlı karar alma ve refleks geliştirme gibi yetenekler özellikle bazı tür oyunlar üzerinden teşvik edilebiliyor. Eğitim sektörü de dijitalleşmenin sunduğu bu imkanlardan faydalanarak birçok interaktif oyun ve içerik üretmekte. Geliştirilen eğitim amaçlı oyunlar sayesinde çocuklar öğrenirken eğlenme fırsatı buluyor.
Uzmanlar, teknolojiyi tamamen olumsuzlamadan dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ebeveynlere önerilen ise çocukların ekran süresini kısıtlamak ve onları açık hava aktivitelerine teşvik etmek. Bunun yanı sıra, ailece oynanabilecek masa oyunları ya da ortak bir hobi edinmek hem eski eğlence alışkanlıklarını canlandırabilir hem de dijitalleşmenin etkilerini dengede tutabilir.
(Fatma Hatun Altıkardeş)