
Bilim insanları tarafından yapılan bir çalışmada, dağınık ve karmaşık ev ortamlarının bireylerde stres hormonu olan kortizol seviyesini yükseltebileceği tespit edildi. Dağınıklık, beynin odaklanma kabiliyetini azaltıp sürekli bir uyarılma hali yaratarak huzursuzluğu artırabilir. Bu durum uzun vadede zihinsel yorgunluk, anksiyete ve hatta depresyona yol açabilir.
Bunun yanı sıra, ev ortamının renk düzeni de beyin fonksiyonları ve duygusal durum üzerinde önemli bir faktördür. Örneğin, mavi ve yeşil tonlarının sakinleştirici etkisi olduğu bilinirken, kırmızı gibi canlı renklerin enerji seviyelerini artırıcı, ancak uzun süre maruz kalındığında sinir sistemini yorucu bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca doğal ışık alan ortamlarda yaşayan bireylerin daha iyi ruh hali ve uyku döngüsüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Yetersiz ışıklandırma ise serotonin seviyelerini düşürerek mevsimsel duygulanım bozukluğuna sebep olabilir.
Yapılan başka bir çalışmada, bitki içeren yaşam alanlarının stresi azalttığı ve genel mutluluğu artırdığı belirtiliyor. Bir grup katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, evlerinde düzenli olarak bitki bakan kişilerin kendilerini daha dingin hissettiklerine dair verilere ulaşıldı. Doğal unsurlarla zenginleştirilmiş bir ortamın insan biyokimyasını dengeleyici etkisi olduğu düşünülmekte.
Ayrıca akustik düzenlemelerin de sinir sistemi üzerinde etkili olduğu unutulmamalıdır. Gürültülü komşular, dış mekân sesleri veya ev içindeki cihazların çıkardığı sürekli sesler bireylerde hem rahatsızlık hissi yaratabilir hem de uzun vadede sağlığı olumsuz etkileyebilir. Sessizlik ya da doğal ses efekti gibi rahatlatıcı unsurların bulunduğu ortamlarda stresin azaldığı kanıtlanmıştır.
(Fatma Hatun Altıkardeş)